Türkiye Cumhuriyetinde her reşit birey dinini uygulamada hür olduğu gibi muayyen dinin merasimide serbesttir. Ayin hürriyeti masumdur ama siyasi olarak yapılmaz.
    Dine ve düşüncelere serbestlik getiren bu anlamlar ışığında dine büyük özgürlükler getirilmiş Layiklik anlayışıylada din ulvi yerine çekilmek istenmiştir. Sanırım mutlak olanda budur.
    Eğer aksi olmuş olsa idi Derin Devlet ülküsünde acaba dünyanın neresinde olabilirdik. İşte bu görüş ilkesinden dolayıdır ki ülkede her birey özgürce yaşaya biliyor.
    Eğer ki din siyasete alet edilip birlikte yol alınsa idi bunun adı Allah'la aldalmak olurdu.
    Bu günlerde ülkenin gündeminde tekrarlanan türban olayı bir parça bezle avutulup duruyoruz.
    Bu umursamaz  zihniyetlerlede her zaman avunup gideriz. Şunu nedense, her zaman anlamakta güçlük çekiyoruz.
    Bilineki bu ülkede yaşayan hiç bir fert, hiç bir sivil toplum örgtü, hiç bir siyasi görüş ve düşünce o beze karşı değildir. Çoğunluğun oluşturduğu bu görüşte onların yararına ve zararına olan hiç bir problem yoktur.
    Her birey bu toplumda, görüş ve düşüncelerine göre yaşamıyorsa ülkede demokrasi olmaz.
    Yaşanmıyormu yaşanıyor, peki o halde mesele nedir? Bu sıkıntılar nerelerden kaynaklanmaktadır.
    Sıkıntılarda kimlere şapka çıkarılmaktadar asıl olan odur.
    Bilindiği gibi bu güzel yurdumuzda Osmanlının son dönemlerinden başlayında Cumhuriyet kurulumunun sonrasından bu günümüze kadar ülke bütünlüğümüzü bozup gelişip güçlenmemizi isteyen pek çok dışta ve içte mihraplar var.
    Dıştaki düşman bilinendir. İçtekiler ise bilinmeyen veya gözden kaçan ama arkamızdan sinsice vuranlardır.
    Bunların pek çoğunu biliyoruz Bir bilinmeyen ise o ulvi dinin içinde sinsice harket edip o güzelim dini başka yerlere çekip kurallarını isi zora sokan kendilerine göre yorumlayanlardır. Kitleler oluşturup bu ülkeyi kitlelerle idere etmek isteyenlerdir. İşte türbanda onların simgesidir.
    Bu türlü bağlarsan şusun, şu türlü bağlarsan busun, gibi yıllar öncesi sözü dahi edilmeyip herkesin hür iradesiyle kapatılan başlar ve saygı duyan yönetimler  şimdi ise yerini kitlelere bırakılmış cemaatler tarafından simgeli kapatılan başlar  yani simgeli türban işte acı olan budur.
    Acı olan Fıransadan ülkemize getirilen bu bezin din aracı olarak kullanımıdır. Bu tehlikelerden dolayıdırki türbana karşı müdahaleler edilip cepheler alınmaktadır.
    Ülke kurulumundan sonra dini temsil etmek isteyen kitleler oluşup, kendilerine göre rant sağlamışlarsa güzel dini cephelendirmişlerse işte o zaman ülke gerilemiştir. İşte o zaman ülke gerilemiştir.
    İşte o zaman kitleler birbirlerine düşman edilmiştir.
    Abbasiler emeviler ve halifeliğin osmanlılara geçtiği dönemlerde olduğu gibi gerçekçi Türkiye de oynanan oyunlardan bir taneside budur, dinin cephelenmesi şirk koşmalar ve sonucu türbanın takılması, takılmamamsı ve benzeri olaylar.
    Elbette demokrasinin, eşiği olan ülkemizde kimse kimseye görüşünden, düşüncesinden, inancından giyiminden dolayı karışmasın kitleler arka bahçe olmasın kimselerde yüce maneviyatı arkalarına alıp sahiplenmesin o maneviyatki herkesin, her toplumun yüreğinde özünde vicdanında şekil bulsun. İşte o zaman bütünleşiriz.
    O zaman islama sarılırız. İşte o zaman güçlü müreffeh bir devlet ve millet oluruz.