Türkiye'nin en fazla nüfus erozyonuna uğrayan ili Yozgat'ta insanlar arkasına bile bakmadan soluğu büyük şehirlerde alırken, bu gidişata ''Dur'' demesi gerekenler bile ''Seyretmekten'' öteye bir şey yapmıyor, yapamıyor veya yapmaya gücü yetmiyor. Bu gidişatın durmasına yönelik ortaya konulmaya çalışılan görüş ve düşünceler ise, ''Küçükler büyüklere akıl veremez, eğer sizlerin verdiği akıl doğru olsaydı, bugün bizlerin bulunduğu makamlarda olurdunuz!'' anlayışı ile hareket edilmeye devam ediyor.
Buna rağmen, aklımızın yetebildiği, dilimizin dönebildiği ölçüde fikirlerimizi, düşüncelerimizi paylaşmaya devam ediyoruz. Ömür elverdiği, elimiz kalem tuttuğu dönem içerisinde de devam edeceğiz...
Emekli öğretmen Yılmaz Göksoy hocamız ile zaman içerisinde biraraya gelip, ''Yozgat'ı konuştuğumuzu'' daha önce anlatmıştım. Dün yine uğradı, uzun zamandır kafa yorduğu konuyu paylaştı. ''1938'li yıllarda Yozgat yine böylesine göç vermeye başlamıştı'' diye söze başlayan Yılmaz hocamız, ''O dönemin Valisi, belediye başkanı insanları toprağa bağlayıp, göç etmelerini önlemek üzere projeler üretti'' diye devam etti...
''Ne yaptılar?'' sorusunu sormama fırsat vermeden, devamla, ''O yıllarda bağ kurup, en az bir tane de ceviz ağacı dikenlere, tesis ettikleri bahçeler bedelsiz olarak verildi. Nüfus göçü durmakla kalmadı, dışardan insanlarda Yozgat'a geldi, Şekerpınar, Tuzkaya, Atatürk Yolu, Çamlığın eteklerinde üzüm bağları tesis edildi'' dedi.
O an gözümün önüne meşhur ''Gelin Filmi'' geldi. Fimde, İstanbul'a göç eden ailenin yaşamı konu edilirken, Yozgat'ın üzüm bağlarının hayalleri kuruluyordu.
Yılmaz hocamız, Yozgat topraklarının tarımsal üretime elverişli olduğuna dikkat çekerek, Kale köyü, Yerköy'ün Çamdibi ve Derabağ köylerinde bulunan Menengiç ağaçlarına Antepfıstığı aşılanıp, bunların geliştirilebileceğine vurgu yaptı. Sonrasında ise, daha önceki dönemlerde olduğu gibi Yozgat'ta üzüm bağları kurulup, her üzüm bağına en az bir ceviz ağacının dikilmesine yönelik bir projenin uygulanmaya konulmasının, insanların köylerle olan bağını güçlendireceğini, hem üzümün hem de cevizin aynı dönemlerde bakımının yapılıp, aynı dönemlerde de hasadının gerçekleştiğini, o nedenle fazla bir sorunun çıkmayacağını bildirdi.
Yozgat, Türkiye'nin tarım kenti. Birden fazla proje hazırlandı, uygulamaya konuldu. Bir çoğundan sonuç alınamadı. Bugüne kadar ise her daim Yozgat insanı suçlandı, ''Tembel olduğu'' ileri sürülüp, çalışmak, üretmek istemediğinden dem vuruldu. Ama hiç kimse, bunun nedenlerini araştırmak, sorunları ortadan kaldırmak için bir çabaya girmedi. Bu durumda Yozgat'ta tarımsal üretimden umduğunu bulamayanlar şehre, orada da umduğunu bulamayınca büyük şehirlere göç etmek durumunda kalıyor.