Temayül bir aday adayına ne kazandırır?
    Delege ve teşkilatlar içinde kabullenirlik,
    Milletvekilliğine giden yolda büyük bir avantaj,
    Siyasi karizma…
    Dahası da var elbette ama bizim için önemli olan kısmı bu şimdilik bunlar.
    Ak Parti temayülü bir aday adayına ne kazandırır?
    Tartıp, değerlendirme,
    Düşünüp, hedef belirleme,
    Ak Parti’nin yırtılmayan, yıpranmayan, unutulmayan kartvizitini elde etme,
    Genç siyasetçilere siyasi hedefe giden yolda tecrübe,
    Bir ihtimalle de olsa milletvekili adayı olma şansına nail olmalı.
    Neden bir ihtimalle kısmını hemen izah etmek de yarar görüyorum.
    Bundan önceki temayül sonuçlarının kesin listelere hangi ölçüde yansıdığı ortada.
    Geçmişte yaşanan bu tezatlığı görüp de ‘acaba’ demeden geçmek olmuyor haliyle. 
    Ha şu da bir gerçek ki teşkilat temayülü tek başına bir kriter değil.Daha bunun komisyon değerlendirmesi, birebir mülakat, teşkilat kanaatleri bölümü var. Siz bunları topladığınız da ortaya çıkan not ortalaması kaç edecek?
    Milletvekili olmak isteyene azda olsa şans veren teşkilat temayülü aslına bakarsınız Ak Parti için de iyi bir karizma edinmenin de yolunu açıyor.
    Ak Parti’de teşkilat temayülünün birincisi İsmail Yılmaz ve beraberinde ilk beşe giren hatta 30 içindeki bir isim dahi milletvekili aday listesinde kendini görebilir. Ama o listede yer almak da kendine göre bir karizma.
    Bu gün İşadamı İsmail Yılmaz, temayülden 1. çıkarak aslında var olan karizmasına siyasi bir kabullenirlik ekledi.
    Ha, genel merkezin takdiri, teşkilatların kanaati ne yönde olur işte orasına kimsenin tahmin yürütme şansı olmuyor.
    Ama biraz mantıklı bakınca delegenin teveccühünü göz ardı etmek demokrasi kılıfına sığmıyor.Kimi temayül karizmasıyla, kimi de gerçekten aldığı oylarla kendini gösteriyor.
    Bakalım süreç kimlere karizma, kimlere milletvekilliği kapısı aralayacak.
TEMAYÜLE LÜTFEN
KATILAN ADAY ADAYI
    Ak Parti’de hafta sonu yapılan teşkilat temayülüne 30 aday adayı katıldı.
    Aday adayları arasında, aday olmasının gerekçelerini, hedeflerini, en azından kısa öz geçmişini Yozgat kamuoyuyla paylaşmayan adaylar da yer aldı. Adamın gırtlağını sıkıp hadi açıklama yap diyemezsiniz elbette.
    Ama Yozgatlı da milletvekili adayını olduğu gibi aday adayını da tanımalı değil mi?
    Tüm bunları geçtim, temayül yoklamasına lütfen katılan aday adaylarının olduğunu öğrenmek, Yozgat siyasetinin geleceği adına kaygı vericiydi.
    Aday adayları arasında kendini tanıtma zahmetine girmeyen,
    Hatta temayüle fiziki olarak son anda katılma kararı aldığını söyleyen aday adayına ‘kart vizitin’ hayırlı olsun, sen de Ak Partili oldun demekten başka bir söz bulamıyorum.
SİYASET RÜZGARI
KARISI ÖLENİN KIYAMETİ KOPAR ABİ
Siyaseti azıcık bir kenara bırak mı?
    Siyasi gündemin arasına sıkışan bir haftayla ilgili hasbihal etmek istiyorum izin verirseniz.
    Yaşım, başım itibari ile akıl verme haddi arzında değilim.
    Amma yaşı haddi arzını çoktan aşmış tecrübeli insanların söylediklerini bu gün aktarma ihtiyacı duydum.
    Malum Yaşlılar Haftası’ndayız.
    Kalbi yaşlı, ruhu yaşlı, bedeni yaşlı olanları yakından ilgilendiren bir durum.
    Bir insan yaşlanınca ne ister; huzur ve sağlık!
    Yaşlılar Haftası’nda günümüz yaşlı erkeklerin bir sorunu var ki dünya kıyameti.
    Dün 65-79 yaşlarında bir vatandaş ile bir ortamda tanışma imkanım oldu.
    Kısa bir süre önce eşini kaybetmiş.
    Belli ki çok mutlu ve huzurlu bir evliliği varmış.
    Olmasa ne olurdu ki, dünyada yalnız kaldıktan sonra.
    Adamın biri 8 yıl yatalak karısına bakmış, ölünce huzur evine düşmüş.
    Ölmese de 8 yıl daha baksaydım diyor.
    Demek ki çekilmez de olsa bir kadın veya erkek, gölgesiyle dahi yarenlik ediyor beraber olduğu gönle.
    İşte benim tanıştığım insan da yaşlı gönlüne yıllarca yarenlik eden eşini kaybetmiş.
    Malım, mülküm, evim, bir de emekli maaşım var ama neye yarar diyor.
    Ben diyor ben, karım öldükten sonra fakir olduğumu anladım.
    6 çocuğunun yanına sığmaz mı insan, sığmıyor işte.
    Yaşlı gönül huzur istiyor haliyle.
    En küçük bir yılgınlığı ar görüyor, sığdıramıyor kalbine.
    Benim karşımdaki ak saçlı, ak sakallı bu adam da eşini kaybettikten sonra dünya kıyametini yaşamış.
    Huzurunu kaybetmiş.
    Dua et de, karın senden önce ölmesin dedi bana.
    Enteresan bir dua, garip bir sual değil mi?
    Nefis ölmeyi kabul eder mi, ne kadar canı kadar sevse de önce ölmek istemez çoğu insan.
    Ama ihtiyar adam karından önce öl diye dua etti.
    Sahipsiz kalmak, dünyadaki sesini kaybetmek böyle bir şey herhalde.
    Bu gün düşündüm de yaşlanmak bir tarafa, dünyada anlaşılmayan, sağır, kör bir insan misali yaşamak sanırım en büyük eziyet, işkence.
    Eşi kendinden önce vefat etmiş insanların durumlarını, yaşadıklarımla çok daha iyi anlamaya başladım.
    Zor be abi, 5 değil, 55 evladın da olsa gönül yarenini arıyor.
    Bir yaşlılar haftasında büyüklere saygıdan önce yarenleriyle hayırlı, sağlıklı bir ömür diliyorum.
    Umarım yaşlanıp da yarensiz kalanlardan eylemez Yüce Mevla…
GAZETECİNİN HİKAYESİ
Gazetecinin birisi ölmüş..
Tabii doğru cennetin kapısına giderek kapıyı 'tık'latmış...
İçerden Melekler:
-Kimsin?
-Gazeteciyim...
-Yok kardeşim burada size yer yok..Gelip burayı karıştırmanızı istemiyoruz..Başka kapıya..
Çok bozulur gazeteci...
Bu kez şansını cehennemde denemeye karar verir;
Aynı şekilde cehennemin kapısını çaldığında bu kez Zebaniler;
-Kimsin
-Gazeteciyim..
Zebaniler de farklı bir cevap vermezler;
-Yok kardeşim, bizim burada sistemimiz oldukça düzgün ve işliyor. Gelip de rahatımızı bozma.. Gazeteci fena halde bozulur... Cennete, ve Cehenneme kabul edilmemiştir...
Bu kez ilginç bir planı yürürlüğe koyar...
Cennetle cehennem arasında 'arasat' denilen mevkide bir matbaa kurar...
Günlük bir gazete çıkarır..
Sigortasını '212'den yatırır...
İki sene sonra 'sarı basın kartı'nı alır..
Hem cennete, hem de cehenneme rahat rahat girip çıkar..