Karaduman yaptığı açıklamada, artan orman kaybı ve su yoksunluğunun özellikle kırılgan toplulukları etkilediğine dikkat çekerek doğal varlıkların korunmasının toplumsal eşitlik ve ekonomik dayanıklılık açısından kritik öneme sahip olduğunu belirtti.

TEMA Vakfı Yozgat Temsilcisi Abdullah Abdulkadir Karaduman, Dünya Ormancılık Günü ve Orman Haftası ile Dünya Su Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, ormanlar ve su varlıklarının yaşamın sürekliliğini sağlayan ekosistemlerin temelini oluşturduğunu ifade etti.

Karaduman, artan nüfus ve insan kaynaklı iklim krizinin etkileri nedeniyle ormanlar ile su varlıklarının giderek daha kırılgan hale geldiğini belirterek, gezegenin yaşanabilirliği için önleyici adımların acilen atılması gerektiğini kaydetti.

Tema Vakfı (1)

Birleşmiş Milletler tarafından bu yıl 21 Mart Dünya Ormancılık Günü’nün temasının "Ormanlar ve Ekonomiler", 22 Mart Dünya Su Günü’nün temasının ise "Su ve Cinsiyet" olarak belirlendiğini hatırlatan Karaduman, bu temaların ormanlar ve su varlıklarının toplumsal eşitlik ve ekonomik refah açısından önemini ortaya koyduğunu ifade etti.

Ormanların karbon depolamadan iklimin düzenlenmesine, toprağın korunmasından su üretimine kadar çok sayıda ekosistem hizmeti sunduğunu belirten Karaduman, dünya genelinde 45 milyon insanın geçimini doğrudan ormanlardan sağladığını, milyarlarca insanın yaşamının ise ormanların sağladığı gıdaya ve düzenlediği su döngüsüne bağlı olduğunu aktardı.

Küresel ölçekte orman kaybının hız kesmeden devam ettiğine dikkat çeken Karaduman, 1990–2025 yılları arasında dünyada yaklaşık 489 milyon hektar orman alanının yok edildiğini, son 10 yılda ise her yıl yaklaşık 11 milyon hektar doğal orman alanının kaybedildiğini ifade etti. Yangınların yol açtığı tahribatların giderek arttığını belirten Karaduman, son 20 yılda yangınlardan zarar gören orman alanının iki katına çıktığını kaydetti.

Tema Vakfı (2)

Kiralık ev arayanlar dikkat! Daireler hızla tükeniyor
Kiralık ev arayanlar dikkat! Daireler hızla tükeniyor
İçeriği Görüntüle

Ormanların zayıflamasının sadece ekolojik bir kayıp olmadığını, aynı zamanda su güvenliği açısından da ciddi risk oluşturduğunu belirten Karaduman, ormanların su döngüsünün önemli bir parçası olduğunu, havzaları koruduğunu, yağışları ve suyun kalitesini artırdığını, kuraklık ve taşkın riskini azalttığını dile getirdi.

Karaduman, ormanların korunmasının yaşamın sürdürülebilirliği açısından kritik öneme sahip olduğunu vurgulayarak, “Ormanlar yalnızca ağaçlardan ibaret olmayan; suyun sürekliliğini sağlayan, ekonomiyi ayakta tutan ve yaşamı mümkün kılan doğal sistemlerdir. Ormanlar zayıfladığında su güvenliği de zayıflar. Bu nedenle ormanları korumak, suyu ve yaşamın devamlılığını da korumak demektir” ifadelerini kullandı.

Suyun coğrafi bölgelere ve ülkelere dağılımındaki eşitsizliklerin toplumsal yaşamda önemli sonuçlar doğurduğunu belirten Karaduman, Birleşmiş Milletler verilerine göre dünyada kadınlar ve kız çocuklarının her gün yaklaşık 250 milyon saatlerini su bulmak ve taşımak için harcadığını ifade etti.

İklim krizinin etkileriyle artan kuraklık, su kıtlığı ve aşırı hava olaylarının özellikle kırılgan toplulukların yaşam koşullarını zorlaştırdığını belirten Karaduman, su yoksunluğunun eğitimden kopuş, ekonomik dışlanma ve zaman yoksulluğu gibi eşitsizlikleri derinleştirdiğini kaydetti.

Birleşmiş Milletler Üniversitesi Su, Çevre ve Sağlık Enstitüsü tarafından yayımlanan rapora da değinen Karaduman, dünyanın “küresel su iflası” olarak tanımlanan yeni bir döneme girdiğini belirtti.

Karaduman, insanlığın nehirleri, gölleri ve yer altı su varlıklarını doğanın kendini yenileyebileceğinden çok daha hızlı tükettiğini ifade ederek, “Tatlı su varlığı azalan dünyamız küresel bir su iflası riskiyle karşı karşıya. Ormanları korumadan ise su güvencesini sağlamak mümkün değil” dedi.

Su güvencesinin sağlanabilmesi için suyun alınıp satılan bir kaynak olarak görülmesinden vazgeçilmesi gerektiğini belirten Karaduman, orman ekosistemlerinin korunmasının, su havzalarının bütüncül bir yaklaşımla yönetilmesinin ve suya erişimin temel bir insan hakkı olarak ele alınmasının büyük önem taşıdığını ifade etti.

Karaduman, iklim krizine karşı yaşanabilir bir gelecek için orman kaybını durduracak politikaların güçlendirilmesi, su varlıklarının doğanın yenilenme kapasitesini gözeten bir anlayışla yönetilmesi ve su yönetiminde kadınların ve yerel toplulukların karar alma süreçlerine etkin katılımının sağlanması gerektiğini sözlerine ekledi.

Kaynak: Haber Merkezi