Ömrümün sonbaharı geldi
dinmedi sol yanımdaki ağrı
onyedimde başladı buluğu çağı
yaşadım her türlü heyecanı
yürürdüm kar üzerinde çıplak ayak
bağrım açık dururdum poyraza karşı
yaşadım aşkların en güzelini
kokladım, baharın ilk çiçeklerini
pişmanlıklarım da oldu
kar yağdı saçıma sakalıma
gönlüm viran, hicran doldu
olmadı hiçbiri merhem
sol yanımda hep bir ağrı
08.02.2009 / Yozgat
  ***
Bir ömrün sığdırıldığı satırlar yanyana, alt alta dizildiğinde, içerisinde sevginin, sitemin, bezginliğin daha bir çok hasleti içeren kelimeler, yıllar sonra okunduğunda bile içinizin cızlatır, derin bir oflama kaplar alanı..
Duyguların kelimelerle yoğrulup, kağıda dökülmesiyle ortaya çıkan şiirsel anlatımda, okuyan da çoğu zaman kendisinden bir parça bulur. Bugünü yaşarken, kısa bir yolculuk yapar dün geçirdiği güne, hüzünlenir.
Her insan yaşamının bir kesitinde mutlak bir şiir yazmıştır. Her şiir yazan insana şair denilmez ama bizim insanlarımızın duygu yoğunluğu diğer toplumlarla mukayese edilmeyecek kadar daha fazladır. Bu da şairin, ozanın fazla olmasına neden olmaktadır. Şairi, ozanı fazla olan toplumlarda insan, doğa, duygu daha fazla öne çıkar, çıkmaktadır.
''Sol yanımda ağrı'' isimli şiiri soğuk bir kış akşamında kaleme almıştım. Öylesine bir yoğunluk yaşamışım ki; doğduğum günden o güne kadar sol yanımda hissettiğim ağrının verdiği acıları kağıda böyle dökmüşüm.
***
Bir kadın
kınalı ellerini yüzüne kapamış
ağlıyor bir kadın, iki gözü iki çeşme
süzülüyor parmak arasından yaşlar
birikmiş başına üç-beş insan
yükseliyor her kafadan bir ses
kimi diyor kocası ölmüş, kimi çocuğu
kimi yok canım, dayak yemiş
sıkıyor yüreğini, gizliyor yüzünü
bir ana
bir yar
bir bacı
bir sevda
bir kadın
ağlıyor
sevdasına
16.12.2004 – Yozgat
***
Bir kadın isimli şiiri ise yine soğuk bir kış gecesinde kaleme alırken, bir kadının dramını yaşarken, üçüncü şahısların ortaya attığı söylemleri, dedikoduları anlatmaya çalışmışım.
Eşinden ayrılan bir kadın, erkeklerin oluşturduğu sohbete konu olduğunda, kimsenin tekerinin önüne taş gelmiyor. Herkes kadını farklı tarif ederken, kendisinin anasının, karısının, bacısının, kızının da kadın olduğunu unutuveriyor. Böylesine bir ortamda konuşulanlardan öylesine çok etkilenmişim ki; sitemimi duygu ve düşüncelerimle yoğurup, kaleme aldığım da ortaya bu tablo çıkmış...
Sanatın hangi kolu ile ilgilenirseniz ilgilenin, sanatçı ruhu her daim ''Muhaliftir'', böyle de devam etmek durumundadır. Ama gelin görün ki; günümüzde birilerine ''Methiyeler'' dizenler, kendilerini şair, ozan, sanatçı olarak adlandırıp, geçinip gitmektedir. İşte bu durum da ne yazıkki; insanların şiir okuma alışkanlıklarını değiştirmesine, kimilerinin de şairlere, ozanlara ve yazdıklarına farklı, olumsuz bakmalarına vesile olmaktadır, diye düşünüyorum.
Mutlu bir hafta sonu dileğiyle...