Ula ne torunu,  bahsana gocahgene gız. Tüm erkekler peşinden geziyo işte iyice oğursemiş. Senin eline geçse norün?
    - Noreceğam heç bi şey yapmam.  Evladım yaşında.
    - Sen heç pavyona getmedinmi hep onun yaşında avratlar dolu.
    - Getmez olurmuyum yav. Gettimde ben genede acik böyük avratlara baharım.
    Yani aslında o film kahramanı küçük bir çocuktu.
    Ama o küçük çocuk boyundan büyük laflar ederdi ya hani. Bizim köyün ihtiyarları ne kadar çok bilmişlik taslarlarsa taslasınlar onun bildiklerini bilemiyorlardı.
O kız fenden, matematikten, coğrafyadan, aile içi ilişkilerin, toplumsal ilişkilerin sorunlarını çözecek şekilde konuşuyordu ya hani, işte ondan o kızı büyük görüyorlardı. Yani bir illizyonla doğan sübyancılık vardı ortada. Sohbet devam ediyordu, Hosur Sülüman sohbete girdi,
    - O p... didi ki gıza o sivri evin orda, Şeker gız seni ... didi ya oğlan,
    - Hee..
    - O da didiki olurmu lan, sennen biz 50 senedir aynı gaptan aş yiyoh, senin yapdığın düpe düz ... dağalmi ... dedi amma, oğlanda didiki vallaha sennen 50 sene dağalya 60 senede aynı gaptan aş yisek bu iş bitecek didi.
    - He he..
    Oğlan gafıya gomuş gayli o gızı ... Bahsana yav 6-7 hafdadır işi gücü o gızın peşinde dolanmah.
    Oğlan piç yav.
Bu sohbetler bizi gülmekten kırıp geçiriyordu. Ama bu sohbetin sahiplerinde gülmek yoktu. Çünkü onlar bu olayları düşündükleri gibi gerçek zannediyorlardı.
    Biz ortaokula gidenler ve köydeki arkadaşlarımız kikikiki kenarlarında gülerken Dınılı İzet bize dönerek sordu,
    -Ne gulüyonuz lan hıyarağaları, bah elin uşağı cin gibi.
    Siz gettiğiniz ohullarda böyle bi gız fingirdedemiyonuzmu?
    Bizim cevap vermemize fırsat gelmeden Gırefenin Şekir söze girdi.
    - Ula heç şunlarda uyanıh bi evlat varmı. Bunların ohuduğu ohulda oğursek ganimet gibi ya bunlardan hayır gelmezki. Heç bi gız guvaladınnı lan?
    Biz tabi kikirdemeye devam ediyoruz ve hiç birimiz onlara cevap vermeye cesaret edemiyoruz. İçimizdeki arkadaşlardan Semih'in babası da ordaydı ve atıldı,
    - Aha şu seme oğlan benim. Baba yiyesicenin heç gozü açıh dağal.
    Şo koy hocasının oğlu epey gız oğursedirde bizimki mal gibi diyerek umutsuz bir edayla şapkasını çıkarıp kafasını kaşıdı ve tekrar giydi.
    Oğluna sert bir şekilde dönerek
    -Ağar oğlum şöyle 4-5 dene gız oğursetmezsen hakkımı halel etmem sana. Buğazına dursun yidiğin ekmekler. Çok oğlum duttuğuna, çokmeden zarar gelmez..
    Bizler devamlı gülüyoruz. Fakat onlar gerçekten ciddi.
    Cehaletin en komik ve zararlı taraflarından biri buydu işte.
    Eğer onları mutlu etmek için dediklerini yapmaya çalışsak yine başta aynı toplum ve bulunduğumuz çevreler tarafından dışlanacağız. Erkek çocuklarının önemi büyüktü.
    Kızlar genelde ikincil kalırlardı. Kaç çocuğun var diye sorulduğunda erkeklerin sayısı söylenilir, 3-5 te kız var diye eklenilirdi.
    Onlarda canın sağolsun daha yaşınız genç çok oğlunuz olur diye teselli ederlerdi.
    Erkek çocuğun olması gücün, kudretin sembolüydü.
    Çünkü devamlı küfür ve şer ortamı gibi görünen sohbet ortamında karşılaşılması an meselesi olan kavga ve geçimsizlikler için taciz edici, caydırıcı tek unsur  çok erkek çocuğunun olması gibi görünürdü.