Türkiye,  7. Haziran.2015 günü yine sandık başına gidecek. Ülkenin geleceği ile ilgili kararı bir kez daha halk verecek. Vereceğimiz  oylar sadece ülkenin geleceğine   değil Yozgat’ın geleceğine de yönelik olacak. Seçime girecek partiler, bugünlerde temsilcilerini belirliyor. Yarışa katılacak adaylar çok yakında belli olacak. Önseçim, temayül yoklaması yada genel merkezlerden atama yöntemleri ile listeler belli olacak. Başta iktidar partisi olmak üzere tüm partilerde,  aday adayları,  teşkilatları, delegeleri, gazeteleri, esnafı, resmi kurumları, sivil toplum örgütlerini ziyaretlere başladı. Listeler açıklandığında bu aday adayların bir kısmını  tekrar aramızda görmeyeceğiz. Adaylar ise daha yoğun biçimde  temaslarını sürdürecek ve kendilerini anlatacaklar. Biz ise, adaylar kendileri için mi oy istiyorlar, yoksa Yozgat ve Türkiye için mi oy istiyorlar anlamaya çalışacağız. Siyasetçiler  samimi olarak hedeflerini ortaya koyabilecekler mi bilmiyorum ama seçmen olarak hepimizin sorgulaması gereken kriterler var. 

TÜRKİYE İÇİN HEDEFLER

Türkiye Cumhuriyetinin güçlü ve tek devlet olarak, üniter yapısını koruyarak , milli birlik ve bütünlük sağlanarak yaşaması ilk ve öncelikli hedef olmalıdır.  
Cumhuriyet  zemininde yeşeren demokratik rejimin güçlendirilmesi, aksaklıklarının giderilmesi, adil seçim sistemi, darbelerden ve tek adam yönetiminden uzak demokrasi anlayışının yerleşmesi başka bir önceliğimizdir. 
Halkın barış ve huzur içerisinde yaşaması için iç ve dış güvenliğin sağlanması, bunun için demokratik hukuk devleti ilkesine bağlı,  güçlü, modern ve  etkili silahlı kuvvetler  ile polis teşkilatının varlığı gerekmektedir. 
Halkın, refah içerisinde yaşaması için üreten, sanayileşen, güçlü bir ekonomik düzen bulunmalıdır. Dünya ile entegre, ihracat imkanları yüksek, girişimci  iş insanlarının  her gün çoğaldığı, liberal ekonomik anlayışla sürekli gelişen dünya  iş aleminin içinde, önündeki ekonomileri geçmeye zorlayan Türk ekonomisi başka bir önceliktir. Liberalizm ile kapitalizm arasındaki farkı gözeterek kaynaklarını sömürtmeyen, işçisini,tüketicisini koruyan dengeli bir ekonomik anlayış amaçlanmalıdır. Gelir dağılımında adalet esastır. Ekonominin güçlü olması kadar gelirlerin tüm toplum kesimlerince adaletli bir biçimde paylaşılması ve iş barışının bulunması gözetilmelidir. Zenginlerimizle övünmeliyiz ancak fakirimiz de bulunmamalı. 
İnsanın ekmek ve güvenlikten sonraki başlıca ihtiyacı, adalettir. Hukukun üstünlüğü “olmazsa olmazımız “ dır. Güçlünün hukuku değil hukukun gücü yürürlükte olmalıdır. Yürütme ve yasama organları da kendisini hukukla bağlı hissetmelidir. Toplumun adalete inancı sağlam olmalıdır. Makam ve güç sahibi insanların adalet denetiminden kaçmak imkanları olmamalıdır. Ülkedeki  diğer aksaklıklar hemen hissedilip ani sonuçlar doğurabilir. Ancak adaletteki aksaklık sağlam görünen bir ağacın içinin çürümesi gibi yavaş ama yıkıcı sonuçlar doğurur. Hakimlerin bağımsız ve tarafsız olması esastır. Hiçbir güç hakime talimat vermemeli, tehdit etmemeli, hakim kendisini anayasal güvence altında hissetmelidir. Savunma hakkı kutsaldır ve kısıtlanamaz. Herkesin gereğinde avukatı aracılığı ile kendini sınırsızca ifade etme, savunma ve delil toplama hakkı sağlanmalıdır. 
Özgürlükler sonuna kadar korunmalıdır. Başka bir bireye zarar vermediği sürece  ifade, toplantı, yayın gibi tüm hak ve özgürlükler genişletilmeli ve geliştirilmelidir. Aykırı her düşünce dahi açıklanabilmelidir. 
Başka birçok ölçüt konulabilir olmakla birlikte bir ülkenin gelişmişliğini görmek istiyorsanız, kadın haklarına bakınız. Kadının toplum içindeki rolü ne  kadar güçlü ise o toplum o kadar uygardır. Kadını geriye iten değil öne çıkaran politikalar hedeflenmelidir. 
Mamur bir ülke hedeflenmelidir. Öz kaynaklarını  kendisi işleten dev sanayi tesislerinin bacaları ülkenin her yanında tütmelidir. Köprüler, geçitler, havaalanları, hızlı trenler, hastaneler, sosyal tesisler yurdun her tarafına yayılmalıdır. 
Benim ülkemde herkes tok olmalıdır. Korunma ihtiyacı olan yaşlılar ve çocuklar başta olmak üzere herkes ama herkes insani şartlarda yaşatılmalıdır. Beslenme, barınma, bakım ve sosyal ihtiyaçlar ilgi ve sevgiyle yoğrularak sunulmalıdır tüm insanlara. 
Sağlık hizmeti almak için insan olmak yeterli olmalıdır. Parası ve sosyal güvencesi olmasa dahi tüm vatandaşlar ve hatta belirli ölçülerde vatandaş olmayanlar dahi sağlık hizmetlerinden yararlanmalıdır. 
Binası, öğretmeni, teknolojik ve bilimsel altyapısı ile tüm eğitim sorunlarını aşmış bir Türkiye olmalıdır. Eğitimde fırsat eşitliğinin sağlandığı, zenginin değil zekinin önde olduğu eğitim düzeni kurulmalıdır. Hedef, eğitimsiz bir tek insanın kalmaması olmalıdır. Mesleki eğitimin ayırımı,   erken  yaşlarda yapılmalı, güçlü bir lise eğitiminden sonra üniversiteye erişim kolay olmalıdır. Dünyanın en iyi üniversiteleri arasına onlarca üniversite girmelidir benim ülkemden. Üniversite eğitimini sadece bilimsel anlamda değil kültürel ve sosyal anlamda da vermek gerekir. Üniversite mezunu olan insan,  bir dünya vatandaşı gibi dünyayı tanıyan, iletişim halinde, çağdaş ve toplum önderi olmalıdır. Tıpta, mühendislikte, hukukta, bilişimde, teknolojide kısacası tüm alanlarda yetiştirdiğimiz bilim insanları öncelikle yurtta sonra ise tüm dünyada ışık saçmalı, buluşlar yapmalı, tarihe geçmelidir. 
Siyasetçi, dürüstlüğü, halka yakın olmayı, şeffaflığı, ahlakı, manevi değerleri, erdemi, etik değerleri, vicdanlı olmayı hedeflemelidir. 
Daha birçok hedefi ekleyebiliriz. Ama konunun özeti şudur ki, muasır medeniyeti biz kurmalıyız. Bilgimiz, birikimimiz, tarihimiz, insanımız buna uygundur. Birlik içinde, barış içinde ve çok çalışarak yapabiliriz. Siyasetçi, bu hedeflerin ışığı olmalıdır. Gücünü halkından almalı ve hiçbir kula biat etmemelidir. Vizyonu geniş, birleştirici ve ateşleyici olmalıdır. Halka düşen görev ise böyle bir siyasetçiyi bulduğunda ona sahip çıkmak olmalıdır. 

(Gelecek hafta; Siyasetçi Neyi Hedeflemeli? -2 - 
Yozgat  İçin Hedefler )