Baş vekil açıklamıştı: çıraklık ve kalfalıktan sonra sıra şimdi de sıra ustalık döneminde !...
Kalabalıklarda haykırmıştı: Yaşa usta!
Ustalık dönemine gelinceye kadar arada birkaç kez tökezlemişti, ne var ki düşe kalka yürümeyi öğrenmişti artık.
60 ve 80 darbelerinin yanında 70 ve 92 yıllarındaki muhtıralar ile ortalama 10 yılda bir yapılan müdahaleleri günlüğe çevirmiş durumdalar…
Usta ise neredeyse her güne birer darbeyi sıkıştırmış durumda…
Peki ustalık dönemi ne zaman sona erecek?
Tam 2014 yılının Haziran ayında…
Çünkü o dönemde Cumhurbaşkanlığı Makamına çıkıp çıkmama kararı ile karşı karşıya kalacak…
Son günlerde yapılan sivil darbelere bir göz atacak olursak, Ergenekon, Andıç, Balyoz derken sırasıyla tutuklamalarda rütbeliler sırası ile teğmen, üsteğmen, albay derken paşalara son olarak da Genel Kurmay Başkanına kadar uzandı.
Atatürkçülük ve dolayısı ile Cumhuriyet, laiklik ilkelerinin altı yavaş, yavaş, peyder pey boşaltılıyor…
Bu nasıl yapılıyor?
19 Mayıs törenleri Ankara hariç salonlara alındı.
23 Nisan da tartışılmaya başladı.
Milli Güvenlik dersleri kaldırıldı.
İlk okullara Arapça dersleri getiriliyor…
Sömestr tatilinde öğrenciler umreye götürüldü…
İstiklal Marşının okutulmasının zorunlu olmaktan çıkarılması planlanıyor.
Yargının bağımsızlığı mı?
O da ne?
Ergenekon\'da tahliyelerin yapılacağı, 40 Dakika önce taraftar medyada yayınlanıyor, karar arkasından kamuoyuna açıklanıyor…
Buna benzer olan ve sivil darbe adını rahatlıkla hak eden gelişmeleri bir gün içerisinde saatler içerisinde öğrenmeye başladık…
Sanki belirli yerlerde planlanmış, ardından düğmeye basılmış gibi birisinin tartışması bitmeden bir yenisi geliyor ve bizlerde seyrediyor gibiyiz…
Asker kışlalarına kapatılmış kapısına da kilit vurulmuş durumda, aynı durum hemen hemen her sektörde ve her alanda görülüyor, herkes ve her Kurum susmuş, susturulmuş vaziyette, korku imparatorluğu iyiden iyiye oturdu…
Muhalefet ise şaşkın, ne yapacağını bilmez durumda ancak kendisini savunabilecek kadar enerjisi kalmış görüntüsü veriyor.
Sivil darbenin amacına ulaşıp ulaşmadığını, yapanların yanına kar kalıp kalmayacağını ise hani son zamanlarda moda olduğu şekli ile ifade edelim: “Tarihi yazmak siyasetçilerin işidir. Herkes haddini bilsin.”