Oysaki alışmıştık biz,yada kendi adıma söyliyeyim alışmıştım playofflarda kaybetmeye.......
Hani kursağında kalır hani insanın dilinde düğümlenir ya kelimeler..Aynen öyle....işte!!!!
Sözün Bittiği Yerdeyiz...
Hayat Bizi Neden Yoruyorsun..!!
Ne vakit bir yerde mutluluk görsem dudağımdan “uzun ömür” dileği dökülüyor artık.Bir yerde, birinin gözünde, bir omuzda, sevdiklerini sarmalayan bir kolda mesela, bir mutluluk görsem, hep aynı şey.. “Uzun ömürlü olsun” diye fısıldıyorum.Farkında bile olmadan, kendiliğinden...Çünkü biliyorum, mutluluk uçucudur...Kaçıcıdır, biticidir...Zamansızdır, boyutsuzdur...Olmadık anda gelir, beklenmedik bir sabah çıkıp gidiverir.
Ne tetikte olmak; ne “bir gün bitecek biliyorum” diye hazırlanmak ne de “bitmesin” diye paralanmak...
Hiçbirinin faydası yoktur, siz de bilirsiniz.
Eskici kılığında gelir mutluluğun tırpanı. Yıpranmış günlerin rengi solmuş anılarını alır eline. “Güçlü ve sağlam olduğu iddia edilen bir gelecek”le değiş tokuş önerir.
Öteki kadın ya da öteki erkek kılığında çıkagelir.Kariyer ya da işsizlik çarşafına bürünür...
Hastalıkla giriş yapar kimi zaman. Ama her defasında alır gider mutluluğu.Çünkü mutluluk bir kaba sığmaz, saklanamaz, miras bırakılamaz...
Bilirsiniz, kırılgandır.Bilirsiniz işte; ederi yüksektir! Ne vakit bir yerde bir mutluluk görsem dilimde aynı dua artık: “Uzun ömürlü olsun.” En son onlarda görmüştüm galiba.Karısını kucaklamış, kızına sarılmıştı.Mutluydular, değil mi?
Siz de görmüştünüz o resmi...Günümüzde kaç erkek bunca uzun yıl sarabiliyor aynı kadının omzunu, kaç kadın uzun yıllar tutunabiliyor aynı omza, kaç çocuk anne babasıyla birlikte büyüyebiliyor huzur içinde?
Kaç aile “biz mutluyuz” diyebiliyor yirmi, otuz yılın sonunda?
Demeseler de, kaç kişinin yüzünde görebiliyorsunuz yer etmiş bir huzuru, mutluluğu ve sükûneti?
Nerede bir mutluluk görsem aynı dua dilimde: “Bari bu uzun ömürlü olsun...” Mutluluğun tırpanı bazen tam da adı üzerinde, ölümle geliyor...
Güneşli bir tatilin, güzel bir yemeğin, dostlarla bir sohbetin sonunda...Tak diye bitiriyor işini...
Futbol Federasyonu Başkanı Hasan Doğan’ın ani ölümü işte tam da bu sebeple, mutluluğun kırılan resminin tam ortasında hayatta kalanlara daha da acı geliyor.
O resmi hatırlıyorsunuz değil mi?
Anne-baba-çocuk ne güzeldiler, ne güzeldiler karı koca birbirlerine sarıldıklarında...Artık hiçbir film mutlu sonla bitmiyor evet ama...Hiç olmazsa film uzun sürseydi diye kederleniyor...
İCLAL AYDIN
MUTLULUK DİYARI
Bir yer var çok uzaklarda, mutluluk diyarı diyorlarmış oraya. Havası suyu bir başkaymış oranın hatta yağan yağmuru bile rengarenk bir tuhafmış istermisin elele tutuşup gidelim oralara?MUTLULUK DİYARI
Sadece güzellik ve şenlikmiş oralar, ne ağlayan iki göz, ne de sevilmeyen bir kalp varmış... İstermisin gönül gönüle verip gidelim oralara?
Orada sevgi her kapıda bir kilit, her pencerede mutluuk perdesiymiş.
Doğan güneş hiç batmazmış oralarda, istermisin bundan sonra oralarda yaşayalım? Rüyalar içindeki hülya lara gidermiş oranın yolu. Şimdi kalbinle sımsıkı sarıl bana ve yum gözlerini hiç ağlamadan, uyanınca orada beni yanında bulacaksın...
İstermisin ölünceye dek arıyalım orayı?
Ver elini,koy yüreğini yüreğime götüreyim seni...