Kıymetli hemşerilerim, ülkemizin sağlık ve sosyal güvenlik sisteminde, çalışanların zorunlu sağlık sistemi katkıları, onların ancak sosyal güvenlik kanununa tabi çalışması sonucunda kaynakta yapılan kesintileri sonucunda sisteme dahil edilmektedir. Dolayısıyla çalışanların sigortalı olmaları, ileride yasal sınırlara geldiklerinde tabi oldukları sosyal güvenlik sistemi çerçevesinde, kanuni adı toptan ödeme ve yaşlılık aylığı dediğimiz, yaygın bilinen adıyla da emekli ikramiyesi ve emekli aylığı almalarını sağlamakta, öte yandan hastalık ve Allah korusun iş kazası hallerinde sağlık hizmetlerinden ücretsiz olarak faydalanmalarını sağlamaktadır. Çalışanların ayrıca ücretlerinden sosyal güvenlik kesintileri dışında yapılan vergi kesintileri de ülke ekonomisine büyük bir katkı sağlamaktadır. Yine yapılan işsizlik sigortası kesintileri de, işçilerin işsiz kalmaları durumunda kendilerine yapılacak ödemelerin finansmanını sağlamaktadır. Ayrıca işçilerin kıdeme bağlı tüm hakları da ancak ve ancak sigortalı olmaları ile belirlenebilen hizmet süreleri doğrultusunda hesaplanabilmektedir. Örneğin ihbar ve kıdem tazminatı, yıllık izin süreleri gibi.
Ülkemizin önemli sorunlarından birinin de kayıtdışı istihdam olduğunu unutmamak gerekir. Yukarıda saydığımız nedenlerin yanında, kişilerin gelecek planlamasının olmayışı, devletin özel destek yöntemleri ile bu kişileri finanse etme zorunluluğu, ayrıca işletmeler arasında rekabet unsurunu bozucu sonuçları nedeniyle çalışanların kayıt altına alınmasının önemi bir kez daha karşımıza çıkmaktadır.
Ülkemiz mevzuatında işçilerimizi sigortalı yapmak için gereken bir süre var mıdır ya da tüm çalışanların sigortalı olması mecburi midir?
Bu konu hakkında mevzuatımız 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 6. ve 8. maddelerinde düzenlemeler getirmiş bulunmaktadır. Kamuoyunda yanlış bilinen hususlardan birisi çalışanların işe başladıktan bir ay sonra sigorta girişinin yapılacağıdır. Uygulamada “deneme süresi” denilen bu bir aylık süre ne yazık ki işçiler ve işverenlerimiz için kanıksanmış durumdadır. Değerli okuyucular, deneme süresi 4857 sayılı İş Kanununda tanımlanmış olan, sözleşme ile en çok iki ay olarak belirlenebilen ve ancak sigortalı işçilerin yararlanabileceği bir dönemdir. Yani deneme süresi işçinin sigortalı olarak çalışması ile başlar. Yoksa işçi bir gelsin çalışsın sonra bakalım anlayışı, işçinin sosyal güvenlik hakkının ötelenmesi anlamını taşımaktadır ki bu kanunen kabul edilebilecek bir durum değildir.
5510 sayılı kanunun 8. Maddesinde, çalışanların sigortalarının bildirim süreleri yazılı bulunmaktadır. Buna göre; bir iş sözleşmesine dayalı olarak çalıştırılacak olan işçileri işverenler sigortalılık başlangıç tarihinden bir gün önce, sigortalı işe giriş bildirgesi ile Kuruma bildirmekle yükümlüdür. İşçinin bu sürede işe başlamak üzere gerekli olan kimlik fotokopisi, sabıka kaydı, sağlık raporu v.b. gibi işverenin talep ettiği belgeleri hazırlaması ve işverene vermesi, işverenin de bağlı olduğu sosyal güvenlik merkezine fiili olarak çalışmaya başlamadan bir gün önce bu bildirimi yapması gerekmektedir. Ancak işveren tarafından sigortalı işe giriş bildirgesi;
a) İnşaat, balıkçılık ve tarım işyerlerinde işe başlatılacak sigortalılar için, en geç çalışmaya başlatıldığı gün,
b) Yabancı ülkelere sefer yapan ulaştırma araçlarına sefer esnasında alınarak çalıştırılanlar ile Kuruma ilk defa işyeri bildirgesi verilecek işyerlerinde; ilk defa sigortalı çalıştırmaya başlanılan tarihten itibaren bir ay içinde çalışmaya başlayan sigortalılar için, çalışmaya başladıkları tarihten itibaren en geç söz konusu bir aylık sürenin dolduğu tarihe kadar,
c) Kamu idarelerince istihdam edilen 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununa göre işsizlik sigortasına tabi olmayan sözleşmeli personel ile kamu idarelerince yurt dışı görevde çalışmak üzere işe alınanların, çalışmaya başladıkları tarihten itibaren bir ay içinde, Kuruma verilmesi halinde, sigortalılık başlangıcından önce bildirilmiş sayılır.
Dolayısıyla esas olan işçinin çalışmaya başlamadan bir gün önce bildirilmesi iken, işçinin yukarıdaki haller gibi işverenin bürosundan uzak bir yerde işe başlatılması hallerinde ve işyerinin ilk kez açıldığı döneme mahsus olmak üzere kanunun iki istisna saymakta olduğunu görüyoruz.
Genel kurala ve sayılan istisnalara uyulması hallerinde herhangi bir sorun bulunmamakla beraber, sayılan bu yasal sürelerin aşılması ve bu durumun tespiti halinde işverenlere SGK tarafından idari para cezası uygulanacaktır.
Konu ile ilgili bilmemiz gereken bir diğer husus ise sadece işverenin değil, işçinin de işe başlamasını ilgili kuruma bildirme yükümlülüğü bulunduğudur.
Kanunun 8. Maddesine göre sigortalılar, çalışmaya başladıkları tarihten itibaren en geç bir ay içinde, sigortalı olarak çalışmaya başladıklarını Kuruma bildirmelidirler.
Ancak, sigortalının kendini bildirmemesi, itilaf halinde sigortalı aleyhine delil teşkil etmez.
Peki işverenler çalıştıracakları tüm işçileri kuruma bildirmek zorunda mıdır? 5510 sayılı kanun 6. Maddesinde kimlerin sigortalı sayılmayacağını belirtmiş bulunmaktadır. Bunlardan en sık karşılaşılanları aşağıdakilerdir:
a) İşverenin işyerinde ücretsiz çalışan eşi,
b) Aynı konutta birlikte yaşayan ve üçüncü derece dahil bu dereceye kadar hısımlar arasında ve aralarına dışardan başka kimse katılmaksızın, yaşadıkları konut içinde yapılan işlerde çalışanlar,
c) Ev hizmetlerinde çalışanlar (ücretle ve sürekli olarak çalışanlar hariç),
d) Askerlik hizmetlerini er ve erbaş olarak yapmakta olanlar ile yedek subay okulu öğrencileri,
e) Yabancı bir ülkede kurulu herhangi bir kuruluş tarafından ve o kuruluş adına ve hesabına Türkiye'ye bir iş için gönderilen ve yabancı ülkede sosyal sigortaya tâbi olduğunu belgeleyen kişiler ile Türkiye'de kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan, yurt dışında ikamet eden ve o ülke sosyal güvenlik mevzuatına tâbi olanlar,
f) Resmî meslek ve sanat okulları ile yetkili resmî makamların izniyle kurulan meslek veya sanat okullarında ve yüksek okullarda fiilen normal eğitim süreleri içinde yapılan, tatbikî mahiyetteki yapım ve üretim işlerinde çalışan öğrenciler,
g) Sağlık hizmet sunucuları tarafından işe alıştırılmakta olan veya rehabilite edilen, hasta veya malûller.
Bu kişiler 5510 sayılı kanun kapsamında sigortalı sayılmazlar.
Umarım ki sigortalılık ve sigortalılığın bildirimi konusundaki değindiklerimiz, yanlış bilinen konularda işçilerimize ve işverenlerimize doğruyu göstermede faydalı olacaktır. Selam ve saygılar …