Resullullah (s.a.v.) Efendimiz ' in o cümlesini duyan lain iblis şöyle dedi, Heyhat, heyhat... Ümmetin saadeti nerede? Ben, o belli vakte kadar diri kaldıkça, sen ümmetin için nasıl ferah duyarsın ? Ben, onların kan mecralarına girerim. Etlerine karışırım. Ama onlar, benim bu halimi göremez ve bilemezler. Beni yaradan ve baas gününe kadar bana mühlet veren Allah´a yemin ederim ki; Onların tümünü azdırırım. Cahillerini ve alimlerini... Ümmilerini ve okumuşlarını... Facirlerini ve abidlerini... Hasılı, bunların hiçbiri elimden kurtulamaz. Fakat, Allah´ın halis kullarını, evet, bunları azdıramam. Bunun üzerine Resullullah (s.a.v.) Efendimiz sordu: Sana göre ihlas sahibi olan muhlis kullar kimlerdir? Bu suale İblis şu cevabı verdi: Bilmez misin ya Muhammed bir kimse ki, dirhemini ve dinarını sever...
O, Allah için bir ihlasa sahip değildir. Bir kimseyi görürsem ki; dirhemini dinarını sevmez; övülmekten, medhedilmekten hoşlanmaz. Bilirim ki o, ihlâs sahibidir... Hemen onu bırakır kaçarım. Bir kul malı ve övülmeyi sevdiği sürece, kalbi de dünya arzularına bağlı kaldığı müddetce o, size vasfını yaptığım kimseler arasında bana en çok itaat edendir. Bilmez misin ki; mal sevgisi, büyük günahların en büyüğüdür. Bilmez misin ki ya Muhammed, baş olma sevgisi yine büyük günahların en büyükleri arasındadır. İblis anlatmaya devam etti: Ya Muhammed, bilmez misin? Benim yetmiş bin tane çocuğum var. Bunların her birini bir başka yere tayin etmişimdir. Sonra, o her çocuğumla birlikte yine yetmiş bin tane şeytan vardır. Onların bir kısmını ulemaya gönderdim. Bir kısmını gençlere yolladım. Bir kısmını da, meşayihe saldım. Bir kısmını da ihtiyar kadınlara musallat ettim. Gençlere gelince, aramızda hiçbir anlaşmazlık yoktur. Onlarla gayet iyi geçiniriz. Çocuklara gelince , onlarla da bizimkiler istedikleri gibi birlikte oynarlar. Bizimkilerin bir kısmını da abidlerin başına dert ettim. Bir kısmını da zahidlerin. Onlar bunların yanına girer; halden hale sokarlar. Bir tepeden öbürüne, hep dolaştırıp dururlar. Öyle bir hal alırlar ki; başlarlar, sebeplerden herhangi birine sövmeye... İşte, böylece onlardan ihlası alırım. Onlar bu halleri ile yaptıkları ibadeti, ihlassız yaparlar gayrı... Ama bu hallerin farkında olmazlar.
İblis bundan sonra bazı kötü huylar üzerinde durdu. Ve onların her birinden nasıl istifade ettiğini anlattı: Bilmez misin ya Muhammed, yalan bendendir ve ilk yalan söyleyen de benim. Her kim yalan söylerse, o benim dostumdur. Her kim yalan yere yemin ederse, o da benim sevgilimdir. Bilmez misin ya Muhammed, ben Adem´e ve Havva´ya yalan yere Allah adına and içtim. "Muhakkak ben size nasihat ediyorum. " (7/16) dedim... Bunu yaparım; çünkü yalan yere yemin gönlümün eğlencesidir. Gıybet ve koğuculuğa gelince... Onlar da benim meyvelerimdir ve şenliğimdir. - Her kim talak üzerine yemin ederse, günahkâr olacağından endişe edilir. İsterse bir defa olsun, isterse doğru şey üzerine olsun. Her kim talakı ağzına alırs , taaa hakikati belli oluncaya kadar karısı ona haram olur. Onların bu halleri ile kıyamete kadar meydana getirecekleri çocukları hep zina çocuğu olur. Ağza alınan o talak kelimesi yüzünden hepsi cehenneme girer. Ya Muhammed, namazı an be an tehir edilince... onu da anlatayım. O her ne zaman ki, namaza kalkmak ister; tutarı , ona vesvese veririm. Derim ki : "henüz vakti var. Sen de meşgulsün. Hele şimdilik işine bak. sonra kılarsın." Böylece o, vaktinin dışında namazını kılar. Ve bu sebepten onun kıldığı namaz yüzüne atılır. Şayet o kimse beni mağlup ederse, ona insan şeytanlarından birini yollarım. Böylece onu vaktinde namaz kılmaktan alı koyar. O, bunda da beni mağlup ederse, bu sefer onun hesabını namazında görmeye bakarım.
O namazın içinde iken ; "sağa bak; sola bak... " derim. O da bakar. O ki böyle yaptı... Yüzünü okşar alnından öperim. Bundan sonra ona : "Sen ebedi yaramaz bir iş yaptın." derim ve böylece onun huzurunu bozarım. Sen de bilirsin ki ya Muahammed, her kim namazda, sağa ve sola çokça bakarsa, Allah onun namazını kabul etmez. Bunda da ona mağlup olursam, yalnız başına namaz kıldığında yanına giderim. Ve ona; çabuk çabuk kılmasını emrederim. O da, başla ; namazını çabuk çabuk kılmaya. Tıpkı horozun, gagası ile yerden bişeyler topladığı gibi.
Şeytan bundan sonra konuşmasına devam etti : Sen ümmetin hangi saadetinden ferah duyarsın ki ? Ben onlara ne tuzaklar kurarım , ne tuzaklarr30; Miskinlerine , çaresizlerine ve zavallılarına giderim. Namazı bırakmalarını emrederim. Ve onlara derim ki : " Namaz size göre değil.. O, Allah'ın afiyet ihsan ettiği ve bolluk verdiği kimseler içindir. "Sonra hastalara giderim : "Namaz kılmayı bırak " derim , çünkü Allah-ü Teala : " hastalara zorluk yok... " (24/61) buyurdu. İyi olduğun zaman kılarsın ". Ve böylece o , namazını bırakır. Hatta küfre de gidebilir. Şayet o , hastalığında namazı terkederek ölüp giderse, Allah'ın huzuruna çıkarken, Allah-ü Teala´yı öfkeli bulur. Sonra şöyle dedi: Ya Muhammed, eğer bu sözlerime yalan kattımsa, beni akrep soksun.
Ya Muhammed, sen ümmetin için ferah mı duyuyorsun? Halbuki ben onların altı da birini dininden çıkardım. Bundan sonra Resullullah (s.a.v.) Efendimiz ona, yani İblis´e aşağıdaki şekilde kısa kısa bazı sorular sordu. O da bunlara cevap verdi : Ya lain , senin oturma arkadaşın kim? Faiz yiyen. - Dostun kim? - Zina eden. - Yatak arkadaşın kim? - Sarhoş - Misafirin kim? - Hırsız. - Elçin kim? - Sihirbazlar. - Gözünün nuru nedir? - Karı boşamak. - Sevgilin kim? - Cuma namazını bırakanlar. Resullullah (s.a.v.) Efendimiz bu defa başka bir mevzua geçti ve şöyle sordu :- Ya lain, senin kalbini ne yıkar? - Allah yolunda cihada koşan atların kişnemesi. - Peki, senin cismini ne eritir? - Tevbe edenlerin tevbesi. - Peki , ciğerini ne parçalar, ne çürütür?- Gece ve gündüz, Allah'a yapılan bol bol istiğfar. - Peki yüzünü ne buruşturur?- Gizli sadaka. - Peki gözlerini kör eden nedir? - Gece namazı. - Peki , başını eğdiren nedir?- Çokça kılınan cemaatle namaz. Resullullah (s.a..v) Efendimiz tekrar bir başka mevzua geçti ve şöyle sordu: - Sana göre insanların en saadetlisi (!) kimdir ? - Namazını, bilerek kasden bırakanlar. -