İnsanoğlunun belki de en güzel yaptığı şey sevmek... Bedavadır da üstelik. Kimse beni seviyorsun diye bir başkasından para talep etmez, bir beklentisi olmaz...
Belki de insan oğlunun yüceliğinden kaynaklanan bu duygu yani sevmek bir çok sıkıntıyı da ortadan kaldıran en etkili ilaçtır.
Hastalıkları yok eden, can sıkıntılarını ortadan kaldıran hatta hayata bağlanma nedenlerinden en güçlü nedenidir sevgi...
Ama gelin görün ki hayatın çıkarları uğruna, hayatın keşmekeşliğinde kaybolan insanoğlu yapabildiği en iyi duyguyu yani sevmeyi de unuttu. Sencil olmak, birilerini sevmek, bir hayvanı sevmek nasıl bir duyguydu unuttu. Sadece kendini düşünür, başkalarıyla savaşır oldu. Bu yüzdende hayat ve dünya içinden çıkılmaz bir hal aldı. Birini sevmeden yaşayan sadece yaşamak için nefes alan insanlar olduk. Bu neden ötürü de anlayışsız, çekilmez ve hayatın dişlilerinde yok olan hayatlara sahip olduk.
Ama her zaman dediğim gibi umudum var hala, birileri hayatını sevgiyle sürdürdüğü sürece dünya daha yaşanır olacak, sevgiyle bakan son insan kalana kadarda bu hayat sürüp gidecektir.
Bu konuyu bir hikayeyle, sevgi dolu bur hikayeyle tamamlama istiyorum, umarım sizlerde bunları okuyunca bir başlangıç yapar ve hayatınızda bir nesneyi, bir insanı, bir havanı sever birilerine umut olursunuz...
İkinci bebeği olacağını öğrenince çok sevindi. 3 yaşındaki oğlunu doğacak kardeşi için hazırlamaya başladı…
Bebeğin kız olacağı anlaşıldı. Oğlu annesinin karnındaki kardeşine her gün şarkı söyledi. Kardeşini daha görmeden bir sevgi bağı oluştu.
Zamanı geldi, doğum sancıları başladı. Fakat bir sorun vardı. Doktorlar çaresizdi. Bir sezaryen ameliyatı gerekiyordu.
Ameliyat çok zor geçti. Sonunda bebek doğdu. Bebeğin durumu ciddiydi.
Bebek, yoğun bakım ünitesine kaldırıldı. Günler geçtikçe küçük kızın durumu kötüye gidiyordu. Doktorlar üzgündü, çocuğun kurtulma ümidi yoktu. Bebekleri için evlerinde bir oda düzenlemişlerdi. Şimdi, cenaze için
hazırlanıyorlardı.
Oğulları, kız kardeşini görebilmek için yalvarıyordu.
-Kardeşime şarkı söylemek istiyorum- diyordu.
Ama yoğun bakım ünitesine çocukların girmesi yasaktı.
Sonunda kadın kararını verdi. Bebeği nasıl olsa ölecekti. Çocuğunun kardeşini görmesini engellemeyecekti. Ne yapıp edip çocuğu içeri sokacaktı.
Oğluna, oldukça büyük gelen bir ziyaretçi giysisi giydirdi ve yoğun bakım ünitesine soktu. Çocuk yürüyen bir çamaşır torbası gibiydi. Başhemşire onun bir çocuk olduğunu fark etti.
-O çocuğu içeri sokamazsınız- diye uyardı.
Kadın başhemşireye dönerek bağırdı:
-Oğlum kız kardeşine şarkı söylemeden buradan çıkmayacak.
Oğlunu kız kardeşinin yatağına götürdü.
Küçük kız yaşam savaşını yitirmek üzereydi. Çocuk, bir süre kardeşinin yüzüne baktı.
3 yaşındaki bir çocuğun saf, temiz, pırıl pırıl sesiyle şu şarkıyı mırıldandı:
-Sen benim gün ışığımsın, tek gün ışığım, gökyüzü griyken beni mutlu edersin.
Küçük kız bu sesi tanıdı, aniden tepki verdi. Kalp atışları düzelmeye başladı. Annesi:
-Şarkıyı sürdür- dedi oğluna. Küçük çocuk devam etti:
-Seni ne çok sevdiğimi asla bilmeyeceksin, lütfen gün ışığını benden alma bebeğim.
Çocuk şarkıyı sürdürdükçe, bebek, kesik kesik nefes almasını hızlandırdı. Annesi, göz yaşları içinde:
-Devam et oğlum- dedi.
-Geçen gece uyurken rüyamda seni kollarıma aldığımı gördüm bebeğim.
Şimdi, onu içeri almak istemeyen hemşirenin yüzü de gözyaşları içindeydi.
Bütün hastane personeli, doktorlar başlarına toplanmıştı. Annesi de coşkuyla şarkıya katıldı.
-Seni ne çok sevdiğimi asla bilmeyeceksin bebeğim. Lütfen gün ışığını benden alma.
Anne, oğul şarkılarını sürdürdü. Ve küçük kız birkaç gün sonra iyileşti. Abisine, annesine, odasına kavuştu.
Sevdiğiniz insanlar için ümidinizi kesmeyin.
Sevgisiz, ümitsiz kalmayın.
Söz yürekten çıkarsa yüreğe gider. Dilden çıkarsa kulağı aşamaz.