Çanakkale Savaşı sırasında Avusturyalı askerlerden birisi şehit olmuş kahraman bir askerimizin başını keser, bedenini Arıburnunda bırakır.
Yıllar boyu şehidimizin kesik başını köylülerine gösterir hava atar, durur.
Bir süre sonra da evinin mahzenine bırakır ve orada unutur.
Aradan geçen uzun yıllar sonunda yavaş yavaş ecel kapıyı çalmadan kısa bir süre önce her gece rüyasında Mehmetçik rüyasına girmeye başlar ve bedeninin olduğu topraklarına dönmek istediğini söyler.
Bu rüyayı defalarca kez rüyasında gören Avusturyalının aklına bir anda mahzendeki şehidimizin başı gelir ve hemen oradan çıkarıp10 Mart 2003 tarihinde Avusturya Büyük Elçiliğimize teslim eder.
18 Mart 2003 tarihinde ülkesine kavuşan şehidimizin parçası dini ve resmi törenle bugünkü kabrine gömülür. Gömüldüğü yere de “Meçhul Asker Anıtı” inşa edilir.
Anadolu’ nun hemen her yerinde olduğu gibi Yerköy’ ün de bir şehitliği var ve orada da şehitlerimiz yatıyor.
Bunlardan en sonuncusu da şehit Erhan Ar, her ne kadar kabrine kavuşması Çanakkaleli şehitten biraz daha az zaman aldı ise de sonunda geçtiğimiz hafta naşı toprağa verilebildi.
Sevgili şehidimizin adı ve soyadı sanki kaderini belirlemiş gibi.
Erhan, yani askerlerin en hası, en hanı, bu kısmı kendisi ile ilgili, ilgili olmasına ya soyadına ne demeli, Ar…
Sanki cenazesini bulamayanlara bir şeyler söylemek istiyor gibi siz ne dersiniz?
Ve üstüne üstlük cenazeyi bulamayan, sonra da bulunduğunu bir haftaya yakın süre sonra müjdeleyenler boy boy dizilmişler törende, tören ise jet hızı ile yapıldı, ne bir nutuk, ne bir özür dileme, ne de başka bir şey, 10, bilemediniz 15 dakika…
Anlayabildiğimiz kadarı ile şehidimizin cenazesine Zap suyunun karanlık sularında ulaşılmış.
Peki, ya törendeki tabutlardan birisinin üzerindeki fotoğrafın anlamı ne idi?
Ambulansın içindeki tabuta da, morgdaki cenazeye de sizin şehidiniz dediler sonra da yok sudaymış, dediler, özür mü o da nesi, biz kimiz ki?
Hiç tebaadan, reayadan özür dilendiği görülmüş şey mi?
Sonra özürü kim dileyecek?
Vay anasını!
Bıçak kemiğe dayanmışmış, akan kanlar yerde kalmazmış, hesabı sorulacakmış, yapılan hava harekâtı hedefine ulaşmış mış, laf, laf, laf…
Sen daha şehidimin naşını bile doğru dürüst getiremiyorsun, bir sürü vaatte bulunuyorsun, geçiniz efendim, geçiniz…
Bırakın bizleri, çocukları bile artık kandırmazsınız, avutamazsınız…
Bana ne Libyadaki Kaddafi efendiden ve ailesinden, Suriye’ den, şuradan, buradan… Yok Dünya lideriyim, Dünyaya nizam vereceğim diye babalanıyorsunuz, bence önce evinizin önünü, arka bahçenizdeki ayrık otlarınızı temizleyin, temizletin…
Cenazenin arandığı gün Somali’ de maaile, yanlarında da Ülkemizin medari iftiharı Nihat Doğan, Ajda Pekkan, Sertap Erener…
Açlara moral verelim derken 100’ er kiloluk, anladığımız kadarı ile oradaki yetkililerin eşleri ile şarkılar söyleniyor, danslar ediliyor.
Medyaya da ileride ki seçimlerde kullanmak üzere birkaç aç çocuk ile fotoğraflar çekiliyor.
Ne ala ülke, sanki başka derdimiz kalmamış, Sultanahmet’ te dilenip Ayasofya’ da dağıtma misali…
Vay be!