Türkiye yine çok önemli bir seçime giriyor. Batı demokrasilerinin aksine bizdeki her seçim,  çok önemlidir. Yerleşik demokrasilerde ülkeyi yönetenlerin temel yapı ve kavramları değiştirmek gibi bir çabası olmadığı için seçim sonuçları “çok önemli” olmayabilir. Ancak bizde her seçim sonucu,  ülkenin rotasının yeniden ayarlanması gibi derin sonuçlar doğurur. Çok partili hayata geçtiğimizden beri dönemin ruhuna uygun olarak her seçim,  ülkeye bir yön vermiştir. 7.Haziran.2015 seçimlerinin sonrasında da Türkiye yeni bir yön alacak. Başkanlık ve eyalet sistemi de dâhil olmak üzere en temel değişikliklerin yaşanabileceği bir seçim yaşayacağız.  Bu atmosfer içerisinde,  seçime bir  ay kala,  genel duruma ilişkin tespitlerimi net olarak paylaşmak istedim. 
1- AKP’de Tayyip Erdoğan’ın liderliğinden sonra Ahmet Davutoğlu’nun liderliği tutmadı. Başbakan ve Genel Başkan sıfatları bulunsa da “liderlik” sıfatı Davutoğlu’na geçmedi. Bu nedenle de fiili lider Tayyip Erdoğan,  tarafsız olması gereken Cumhurbaşkanlığı sıfatına rağmen doğrudan seçim çalışması yapıyor. 
2-Tayyip Erdoğan,  güçlü bir lider olma görüntüsünün üzerine en ufak bir gölge düşsün istemiyor. Kendisinden sonra akla gelebilecek ikinci isim ile arasında dağlar kadar fark olacak şekilde politika üretiyor. Bu farkı oluşturmak için içerden veya dışardan güçlü isimlerle önce yakınlaşıyor ve çekiyor, sonra ise eritiyor ve dışlıyor. Bu nedenledir ki Abdullah Gül, Binali Yıldırım, Numan Kurtulmuş, Süleyman Soylu gibi isimler geri plana itiliyor.  
3- Tayyip Erdoğan’ın tartışılmaz liderlik isteği AKP’nin aday listelerinde de kendisini gösterdi.  Genel olarak sorun çıkartmayacak, bağımsız hareket etmeyecek ve Erdoğan’ın isteklerine itiraz etmeyecek isimler listelere alındı. Partinin hiçbir ileri geleninin kendisi ile hareket edebilecek bir ismi dahi meclise taşımasına izin verilmedi. Örneğin Numan Kurtulmuş gibi Erdoğan’ın karizmasına yakın bir genel başkan yardımcısının ya da Süleyman Soylu gibi teşkilatçı bir genel başkan yardımcısının dahi mecliste ortak hareket edebileceği bir kişiyi dahi yanında taşımasına izin verilmedi. 
4-Tayyip Erdoğan’ın liderlik özellikleri,  doğuştan gelen yeteneklerinin yanı sıra, zamanı geldiğinde kendisinden sonra geleni bertaraf etmesi ve bağımlı hale getirmesi  ile de pekiştiriliyor.  
5-Seçime AKP adına adeta Tayyip Erdoğan giriyor ve halk üzerindeki etkileyici gücünden yararlanılıyor. Bu defa “başkanlık sistemi” argümanı kullanılarak “yeni” bir umut aşılanıyor. 
6-CHP ekonomi ağırlıklı seçim bildirgesi ile  uzun yıllardan sonra ilk defa halkın nabzını tutmuş görünüyor. İktidarda olmadığı için de rahat vaatlerde bulunabiliyor. Yozgat için olmasa da özellikle büyük şehirlerde bu vaatler çok konuşuluyor. Halk, doğrudan hayatına yansıyacak uygulamalara ilgi gösterdiğinden CHP, AKP’nin elindeki  silaha ortak olmuş görünüyor. Zaten dikkat edildiğinde AKP bundan çok rahatsız ve eleştireyim derken bu konunun gündemde kalmasını sağlayarak  CHP’nin ekmeğine yağ sürüyor. 
Gelecek hafta devam edeceğiz.