YOZGAT’ta yerel seçimler, genel seçimlere göre farklıdır.
Seçim havası farklıdır, yarış farklıdır, kriterler farklıdır.
İl merkezinden bahsedelim mesela…
Yozgat’ta geçmişte yerel seçimler en az üç veya dört partinin yarışına sahne olurmuş.
Benim yaşımdakiler arşivleri taradığında bu durumu görürlerken, yaşı yetenler ise dün gibi hatırlarlar.
Yani, önceki yıllarda ANAP da, MHP de, Doğru Yol da, Refah da adayını çıkarırmış.
Adayların söylemleri, seçim kampanyalarını irdelediğimizde, hepsi de kazanmak için yola çıkarmış.
Hakikaten kazanma ihtimali de her partinin aynıymış.
Tabi ülkenin siyasi atmosferi değişince bunlar geride kaldı.
Son yıllarda, Yozgat’ta hep AK Parti ile MHP yarıştı yerel seçimlerde.
Bu zamana kadar da kazanan hep AK Parti oldu…
Şu güne kadar halen diğer partiler adaylarını ilan etmediler.
Demek ki kazanacaklarına inanmıyorlar.
Kendi içinde inanmayanlar, seçmen huzuruna kimi sunarsa sunsun, zaten başaramazlar.
Oysa Yozgatlı seçmen mevcut tablodan pek de hoşnut değildi.
İki aday arasına sıkışmış bir seçimden memnun olmadığını herkes dile getiriyor.
İktidar partisinin son dakika yaptığı aday değişikliği, Yozgatlı seçmene ilginç ve olumsuz karşılandı.
MHP’nin adayı ise zaten Yozgatlı seçmenin daha evvel üç kez görev ve yetki verdiği bir isimdi.
Öyleyse alternatif iyi bir üçüncü aday, Yozgat seçmenine umut verebilirdi.
Lakin olmadı, olacak gibi de gözükmüyor.
Yozgat’ta tüm hesaplar iki adaya göre yapılmış adeta…
Diğer partiler de iki adaylı seçimin birer parçası gibi davranıyorlar.
Bu durumda oluşan yaygın kanaat ise 16 yıllık yöneten gücün değişmesi…
Tam manasıyla bir değişim olmasa da, farklı bir partiye belediyeyi teslim etmek…
O da görüldüğü üzere MHP ve onun adayı…
AMCAOĞLU SİYASETİ
İlçelerimizde durum daha farklı tabi.
Bugün yarın AK Parti, ilçe adaylarını da ilan edecek.
Mesela bir ilçemizde iki amcaoğlu, iki farklı partide siyaset yapıyor.
Bir tanesi CHP’de aktif siyaset yaparken, öteki AK Parti’de aktif siyaset yapıyor.
İkisi de aynı makamlara, farklı partilerden aday oluyor.
İlçede siyaset yapan bir isimle görüştüğümde, 
“Aile, sülale faktörünü göz önüne almayan, kaybeder” diyor.
Bu durum küçük ilçelerimiz için, bugün fazlasıyla geçerli.
Geçmişte, Türkiye’de adı dahi hatırlanmayan partilerin adayları nasıl kazandı zannediyorsunuz?
Aile, sülale faktörüyle kazandı…
Mesela Aydıncıklı bir vatandaş: 
“MHP’yi sevmem lakin bizim orada adayı büyük ihtimal kazanır. Çünkü sülalesi çok geniş. Onların oylarıyla zaten seçime 1-0 önde başlıyor” yorumunu yapmıştı.
Partiler neden Yerköy adaylarını ilan edemiyor?
Çünkü, orada da hangi köyden olduğun, hangi memleketten göçüp geldiğin, kökenin, fazlasıyla sorgulanıyor da ondan.
BUNLARA DİKKAT
*Torpil ile iş sahibi olanlara.
*Babalarının gücüne güvenen evlatlara.
*Unvanlarını kişisel çıkarlarına kullananlara.
DUYDUK DUYMADIK DEMEYİN
*Partisine sert eleştiriler yapan siyasetçiyi.
*Vatandaşla diyalog kurmaya başlayan siyasetçiyi.
*Yeni seçilmiş gibi çalışan Başkan Arslan’ı.