GELDİĞİMİZ nokta itibariyle yasa çıkarılması zorunlu hale gelmiş olabilir.
Ama vicdani olarak bu meselenin yasayla çözüme kavuşmasını doğru bulmam.
Evet, öğretmenlere uygulanan şiddetin önlenmesinden bahsediyorum.
Yozgat’taki tüm eğitim sendikaları bu konuyla ilgili açıklama yaptı, yasayla şiddetin önüne geçilmesini teklif etti.
Sahi, biz toplum olarak nasıl bu noktaya geldik?
En kıymetlimiz olan öğretmenlerimiz nasıl ‘kudretli devlet babanın, sıradan memuru’ pozisyonuna düştü.
Hangi ara ‘öğretmen de kim oluyor’ çirkefliğini yapar olduk?
Bizim veliler değil miydi ‘eti senin, kemiği benim’ diyen?
Yıllarca bu zihniyeti eleştirdik ama geldiğimiz noktada bu zihniyeti özler olmadık mı?
Aslında ‘eti senin kemiği benim’ zihniyetini de bize yanlış anlattılar yıllar boyu.
Bu zihniyetin temsilcileri olarak, hep sorumsuz velileri örnek gösterdiler.
Aslında bu zihniyetin asıl temsilcileri ‘eti senin kemiği benim’ derken öğretmene ve öğrenciye başka mesaj veriyordu.
Veli , “Ben babasıyım ya, sende artık babası gibisin, öğretmenisin. Öğrenciye ise ben babanım ya, öğretmenin de baban sayılır” diyerek ast-üst ilişkisi bu şekilde kuruluyordu.
Öğrencilik günlerimi hatırlıyorum ve öğretmenlerimden yediğim dayaklar birer tatlı anı olarak gözümün önüne geliyor.
Dayak yemek güzel bir şey mi?
Tabi ki hayır.
Öğrenciyken dayak yiyeceğimizi düşündüğümüz mevzularda, baba şefkatiyle uyarıldığımızı hatırlıyorum.
Basit uyarıyla atlatacağımı düşündüğüm meselelerde dayak yediğimi hatırlıyorum.
Bugün muhasebesini yaptığımda, hepsinde ama hepsinde öğretmenlerimin haklı olduğu kanaatine vardım.
Milli ülkülerden uzak bir eğitim sisteminde, öğretmenlere şiddet uygulanır.
Öğrencilerimizi aynı ülkü ve amaçlarda birleştiren andımız gibi ritüeller kaldırıldığında eğitim-öğretimin kutsallığı ve yüceliği ortadan kalkar.
Öğrencilerimize Necip Fazıl Yılı’nda münevverlerin, öğretmenlerin, ilim adamlarının önemi, büyüklüğü ve saygınlığını öğretemezsek bu tür şiddet olaylarını yaşamaya devam ederiz.
Arif Nihat Asya’nın Bayrak şiiri ders kitaplarından çıkarılırsa işin sonu buralara kadar dayanır.
Eğitim camiasında tüm yönetici ve öğretmenler kutuplara ayrılmışsa, öğretmen ve idareciler çeşitli cemaat, parti veya camiaya mensup olduğu için oradaysa, bu meseleler çözülmez.
Eğitimciler arasında, eğitim konusunda, tek hedef, tek amaç olmadığı sürece bu tür vakalar Allah korusun artış gösterecektir.
Bu mesele yasayla çözülecek bir iş değildir.
Eğiteceğimiz çocukları yasayla tehdit etmek yerine, yeniden saygıyı, edebi, ahlakı aşılamalı, gençlere yeni medeniyet inşası için yol göstermeliyiz.
Bizi her şeyden önce ‘insan’ olarak yetiştiren öğretmenlerime saygı ve sevgilerimle…
Haydi selametle…
DUYDUK DUYMADIK DEMEYİN
*Gereksiz gündem oluşturan konularla zaman kaybeden Yozgat’ı.
*Şampiyonluk iddiasından uzaklaşan Yozgatspor’u.