Mısır seferine giderken Gebze'de mola verilir ve askerler çadır kurarlar. Etraf bağlık ve bahçeliktir.
Yavuz'u korkuyla karışık bir korku alır.
Derhal Yeniçeri Ağasını çağırır ve emreder; “Ağa bütün askerlerin heybesini yokla, heybesinden meyve çıkan askeri bize getir.” der.
Yeniçeri Ağası aratır fakat bir şey bulamaz.
Yavuz ellerini açarak “Allah'ım şükürler olsun.
Bana haram yemeyen bir ordu nasip ettin.
Eğer askerlerimin içinden birisi sahibinden izinsiz bir tek elma yeseydi ve ben bunu haber alsaydım bu seferden vazgeçerdim.
Çünkü haram yiyen orduyla beldeler feth edilmez”
Casusa İstediği Her Şeyi Gösterin!..
Alman İmparatoru Şarklen'in Türkiye'deki elçisi tarafından "Dünyanın en güçlü ordusu" olarak tanımlanan Türk Ordusu, Birinci Viyana kuşatmasından önce Budapeşte önüne gelmiş, şehri kuşatmıştı.
Etrafta dolaşan şüpheli birini yakalayan askerler onu doğruca Başvezir İbrahim Paşa'nın huzuruna çıkardılar.
İbrahim Paşa ile o adam arasında şöyle bir konuşma geçti:
"- Sen kimsin?"
- Kral Ferdinand'ın subayyım efendimiz!"
- Demek casusluk niyetiyle geldin... Peki, ne öğrenmek istersin?"
- Görevim, ordunuz hakkında bilgi toplamaktı!"
- Anlaşıldı... Şimdi var, istediğin bilgileri topla!.."
İbrahim Paşa, sonra da ilgililere dönüp emir verdi:
- Bu casusa istediği herşey gösterilsin, sorduğu herşeye doğru cevap verilsin!"
Söylenenler yapıldı ve Alman subayı adeta misafir olarak ağırlandı.
Osmanlı ordugâhını baştan başa dolaşan casus subay gördükleri karşısında hayretini gizleyemiyordu. İşi bittikten sonra tekrar huzura çıkarılınca İbrahim Paşa'ya da durumu anlattı. İbrahim Paşa gülerek elini uzattı ve onu yolcu etti:
- Haydi git, gördüklerini kralına anlat!.."
Osmanlıların kendi güçlerinden ne kadar emin olduklarını gösteren güzel bir örnek, değil mi?
Öyle bir örnek ki, dünyada eşi ve benzeri ne görüldü, ne de görülecek!
İşte büyük ordu, işte büyük devlet ve işte büyük devlet adamları!..
Keşişin Fatih'e söylediği
Kritovulos, 15. yüzyılda yaşamış Bizanslı bir tarihçidir. İstanbul'un fethini ve diğer önemli olayları, savaşları yazıp Fatih Sultan Mehmed'e takdim etmiştir. Ve Fatih'in takdirini kazanmıştır. tarih-i sultan mehmethan-ı sani. yazarı: kritovulos yıl: 1328 fatih sultan mehmet bu tarihi yazan kritovulos u imroz adasına kral yaparak ödüllendirmiştir.
Kritovulos'un Fatih dönemindeki on yedi yıllık olayları yazdığı, İstanbul'un Fethi adlı kitabında İstanbul'un nasıl elden çıkacağını bir falcının gözünden anlatmakta ve sanki bu günlere nazire yapmakta.
Fatih, İstanbul'a girip Ayasofya önüne geldiği zaman, derinden derine bir inilti işitti. Sesin geldiği yöne bir adam gönderdi.
Sakalları uzamış, perişan durumda bir keşiş bulup getirdiler.
Huzura çıkardılar. Korktu, teskin ettiler. Neden zindana atıldığını sordular.
Keşiş, Türklerin kuşatma hazırlıkları sırasında Kostantin'in kendisini çağırıp İstanbul'u Türklerin alıp alamayacağını bildirmek için remil açmasını söylediğini; remilde İstanbul'un Türklerin eline geçtiğini bildirmesi üzerine, Kostantin'in kızarak kendisini zindana attırdığını anlattı. Keşiş sonra, “demek remilim doğru imiş” diye ekledi.
Bunun üzerine Fatih de İstanbul'un kendi elinden çıkıp çıkmayacağına dair remil açmasını ve doğruyu söylerse armağanlar vereceğini bildirdi. Keşiş yeniden, bu defa Fatih için remil açtı. Ve remili şöyle yorumladı:
İstanbul, Türklerin elinden savaş ile çıkmayacak. Lakin öyle bir zaman gelecek ki ellerindeki emlak ve toprak azalacak, bu suretle İstanbul Türk malı olmaktan çıkacak.
Bu falın bildirdiği sonuçtan ileri derecede meteessir olan Fatih, ellerini gökyüzüne kaldırarak: “İstanbul'da edindiği yerleri yabancılara satanlar, Allah'ın gazabına uğrasınlar” diye beddua etti.