Henüz okulun, okumanın, eğitimin ve aydınlanmanın telaffuz edilmediği yıllarda yönü batıya dönük, ufku açık bir sülalenin oğlu olarak dünyaya gelen Kasım Kazancıklıoğlu, ailesinin vermiş olduğu bu şansı çok iyi değerlendirerek, saygın mesleklerde yenilikçi, üretken ve itibarlı bir bürokrat olarak çok çeşitli görevlerin makamlarında bulundu. Devletin ve milletin bu umut vaad eden üretken insandan çok şey beklemesine rağmen, art niyetli rakipleri gerek bürokraside, gerek siyasette önüne takoz olmalarıyla hızlı yükselişi tez durduruldu. Öğretmen kimliğinin ve duygusal yapısının da etkisiyle edebiyata yöneldi. Dillerden düşmeyen yüzlerce şiiri, ona “Şairlerin Şahı” dedirtmiştir.
    Şair Kasım Kazancıklıoğlu köyümüzde saygının, görgünün, bilginin ve açılımın temelini oluşturdu. O’nun yüzüne ve gıyabına hiç kimsenin “Kasım” diye hitap ettiğini duymadım. Çocuğundan büyüğüne herkes ona Kasım Bey derdi. Gerçekten beyefendi kimliğini liyakatiyle taşıyan gelmiş geçmiş eşsiz insanlardan biriydi. Bir özelliğine üzülüyorum. Yalnızdı. Çünkü bilgiden, görgüden, medeni iletişim tarzından ürken, cahil kişilerin ağırlıkta olduğu bir dönemde yaşadı. Herkese efendi, bey, hanım gibi onurize eden unvanlar ekleyerek hitap ederdi. Kendisinin ve çocuklarının sofrası ağalık şiarına yakışır biçimde herkese açıktı. Kasım Bey’in son günleri benim çocukluk dönemime rastlar. Rahmetlik babam sürekli, O’nun bilge ve kıymetli bir şahsiyet, örnek alınacak bir değer ve köyümüz için bir zenginlik olduğunu söylerdi. Çok güzel bir yüzü, onurlu bir ifadesi vardı. Saygıyla rahmetle anıyorum..
    Öğretmen bir babanın çocuğu ve gelini olma gururunu yaşayan rahmetlik Özdemir Emmi ve Medine Bibi’nin ben dahil köydeki tüm arkadaşlarım çok ekmeğini yedik. Allah mekanlarını cennet etsin ve sonsuz huzuruna kavuştursun. Sofralarındaki en özel yiyecekleri dahi gönül bolluğu ile paylaşırlardı. Bırakın evlerini, avlularını bile görmediğim arkadaşlarım vardı. Ama Özdemir Emmi’nin evine o kadar rahat ve kabul görür bir huzur içerisinde giderdik ki. Medine Bibi bize her seferinde çay ve yemek hazırlardı. Çok zor ekonomik sıkıntı içerisinde oldukları dönemde bana Özdemir Emmi ve oğlu Öğretmen Kasım Abi asker harçlığı verdiler. Abim Bünyamin ve Kasım abiyi birbirine çok benzetir ve aynı değerde severim. Hanımefendi kişiliği, donanımlı eğitimi ve saygın davranışlarıyla tanıyan herkesin çok sevdiği Hüsne Hocam (Hüsne Hatın) idealist meslek anlayışıyla Yozgatlı genç kızlara klavuz ve örnek oldu.
    Kasım Bey’in çocuklarından Şaire Birsen Koca, babasına benzer üslupta akıcı şiirleri olan tanınmış bir şairdir. Erdal Kazancık didaktik şiirlerin en güzellerlini icra eder. Günaydın ve Halil İbrahim Kazancık ise kulağa hoş gelen çok etkileyici şiirleri olan şairler.  Kısacası bu aile tepeden tırnağa edebiyatla donatılmış, gönüllere hitap eden eğitimli, erdemli, cömert, faziletli ve görgülü kişilerden oluşur. Köyümüzde Kasım Kazancıklıoğlu'nun açmış olduğu aydınlanma yolunu takip edip, alanında uzmanlaşmış onlarca eğitimci, bürokrat, öğretmen vs. yetişti.
    Son günlerde rastladığım bir ortak paylaşım sitesinde, Kasım Bey’in torunu Sayın Erman Vefa Kazancık tarafından, hepimizin ortak değeri olan bu abide şahşiyetin eserlerinin tanıtımı için bir girişim başlatılmış. Elbette çok yerinde fakat yetersiz… Üniversitelerde hayatı TEZ olarak ödevlere konu olan düşünsel içeriği yüksek felsefi ürünleriyle gönüllere hitap eden Şair Kasım Kazancıklıoğlu’nu daha kapsamlı, daha geniş katılımlı ve daha büyük organizasyonlarda tanıtılması için gayret göstermek çocuklarına ve torunlarına çok çok daha yakışacak.
    Türk dünyasına hitap eden, ulusal bazda didaktik eserleriyle edebiyat dünyasına renk ve zenginlik katan Yozgat merkezli bu güneşle başlatılacak tanıtım organizasyonları, bu izi takip eden onlarca Kasım Bey yaratacak, kazanan İlimiz ve Türkiyemiz olacaktır. ,
    Saygılarımla…