Yozgatlı’nın kaderini topla tüfekle değiştiremeyeceğine inananlara en güzel araçtır ÜNİVERSİTE…
    Topraklarımız üzerinde var olan bir üniversitemiz çok şükür.
    Kaderimizi değiştirme noktasında bu vakitten sonra dışarıdan, uzaklardan, oradan, buradan, şuradan bir şeyler aramaya da gerek yok aslında.
    Devlet yatırımı bir noktada olmasa da olur proje geliştirebilene.
    Geçenlerde hem siyasetçi hem de işadamı olan değerli bir büyüğüm Yozgat’ın kurtuluşuyla ilgili şu örneği vermişti:
    - Yozgat’ın dışarıya kendini tanıtmasına da gerek yok aslında. Sadece Ankara’da 350 bin Yozgatlı var. Oradan, buradan, yurt dışından toplasanız yüz binlerce Yozgatlı eder. Biz yüz binlerce Yozgatlı’nın sadece bir bölümünü senede Yozgat’a getirsek işte kaderimiz değişti gitti.
    Aslına bakarsanız çok doğru bir tez.
    Çocuk sayılacak yaşta dinlediğim bir halk aşığı Türkiye’nin IMF’ye olan borcuna içerlemiş çözüm olarak da şunu demişti:
    - Hiçbir şey bulamazsam camilerdeki halıları satar, hasır üstünde namaz kılar yine de bu borcu öderiz.
    Ama bu gün Türkiye bu tezin çok ama çok ilerisinde. Camideki halıya ihtiyacı yok bu memleketin, yeter ki Türk insanı istesin neler olmaz ki…
    Yozgat da istemesini bildiği müddetçe çok şey olur efendiler çok şey.
    Ama istemesini bilmek, ne isteyeceğini, ne zaman isteyeceğini çok iyi idrak etmek gerekiyor.
    Bu gün bir yuvarlak masa etrafına 10 Yozgatlı otursa 10’u da bir birini karalar…
    Ayna tutup da kendini görme zahmetinde bulunmayanlardan olmak aslında biraz da cehaletin başka dünyaları görmemiş olmanın verdiği bir gaflettir. Ha, görenler ne yaptı ki diyenlere de şapka çıkarırım. O da cehaletin -tartışabilecek- başka yüzü aslında.
    O gaflet uykusundan bizi uyandıracak,
    Yozgatlı’nın üzerindeki karabulutları dağıtacak,
    İçinde bulunduğu cahil düşüncelerden, kısır çekişmelerden kurtaracak,
    Kara bahtı kör talihini yenmesini sağlayacak, köle zihniyetini kapı dışarı edecek tek unsur EĞİTİM.
    Yozgatlı’nın cehaleti var olduğu müddetçe gökten altın yağsa, taşı, toprağı para etse fayda getirmez.
    Bu gün Yozgat’ta var olan adına da yobaz kültür dedirten unsurların üzerine tutulacak en önemli silahtır eğitim.
    Yozgatlı eğitimli olursa kazanır.
    Eğitimli Yozgat önce kendini kazanır.
    İşte bu noktada gerek Yozgat Milli Eğitimi, gerekse Yozgat Bozok Üniversitesi Yozgatlı için bulunmaz nimet.
    Bozok Üniversitesi bana göre kurtuluş anahtarı!
    Esnafından çiftçisine, aile yaşantısından iş dünyasına üniversitenin yeri tartışılmaz.
    Yozgatlı bu noktada her şeyin farkına varmaya bilir. Hatta pek çok şeyi de görmeye de bilir.
    Bu noktada üniversite-vatandaş arasında kurulacak köprüler devreye girer.
    Yozgatlı’ya, üniversitenin sadece para getirici öğrenci potansiyeline sahip bir yapı olmadığını gösterir…
    Bozok Üniversitesi genç ama ufku açık, sıkıntılar yaşamasına rağmen mevcut potansiyeli akranı pek çok üniversiteye göre avantajlarla dolu bir üniversite.
    Geçtiğimiz hafta Bozok Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Tamer Uçar’a yeni görevinde başarılar dilemek için ziyaret ettim.
    Kendisini daha önceden dekanlık görevinden kısmen de olsa tanırım. Rektörlük seçimlerinde biraz daha yakından tanıma fırsatım olmuştu.
    Tamer Uçar ismi üniversite camiasında pozitif bir algıya sahip.
    Öyle ki seçim süresinde rakip adaylar tarafında da benimsenen bir isimdi Sayın Uçar.
    Pozitif bir algıya sahip olmak bir yönetici açısından çok önemli bir avantaj.
    Ama pozitif olmak her zaman ve her yerde işe yarayacak diye bir şey yok.
    Bir üniversitenin rektörü, özellikle yönetimi ile şekil bulur. Bu noktada göreve gelir gelmez oluşturduğu yeni ekibi ile de doğru tercihlerde bulundu Uçar.
    Buraya kadar her şey gayet olumlu.
    Ama en olumlusu bana göre -kendisini de ifade ettim- kampus alanında ikinci bir rektörlük makamı oluşturması.
    Bu da gösteriyor ki Sayın Tamer Uçar, makamına sıkışıp kalan rektörlerden olmayacak.
    Varsa eksikler yerinde tespit edecek, üstelik yaşayarak görecek,
    Personel içinde varsa bir huzursuzluk, memnuniyetsizlik ya da beklenti noktasında talepler içlerinde olarak bunu yaşayacak.
    Böylelikle bir dedi-kodu ortamı oluşmayacak. Bir ara üniversite ilim, irfan yuvasına yakışmayacak ayak oyunlarının, entrikaların, içi boş söylentilerin dolaştığı kurum haline gelmişti.
    Sayın Uçar’ın çizdiği yol, izlediği politika şimdilik doğru yönde.
    Şayet “Üniversite-Yozgat” arası köprü oluşturmayı da başarırsa -ki bunun için bir hiç engel yok- ben asıl başarının bu sayede geleceğine inanıyorum.
    Üniversite adına konuşacak çok şey var aslında.
    Ama zamanla, olaylar geliştikçe, icraatlar şekillenmeye başladıkça daha çok şey konuşacağız.
    Bu gün söylenecek bir söz varsa o da şudur: Sayın Uçar ve ekibi doğru yolda.
    Onlar doğru yolda yürüdükçe Yozgat da kazanacak yönetici olarak onlar da hizmet makamında olmanın huzurunu yaşayacaklar!

YOZGAT RÜZGARI

Açıyorlar-Kapatıyorlar
paramızı alıyorlar

ÇEDAŞ yetkililerine Yozgat halkı adına seslenmek, yüksek sesle avamız çıktığı kadar duyurmak istiyorum…
    “Bu toprağın insanlarının boşa verecek 1 kuruşu dahi yok…”
    Yok abi…
    Zengin olsak belki gözümüz görmez, gıkımız çıkmazdı.
    Sen üç gün elektrik borcu gecikti diye abonenin elektriğini keseceksin, sonra da açmak için 18 lira isteyeceksin.
    Son aldığım bilgiye göre 20 lira olmuş bu rakam.
    Yozgat’ta herkes elektriğini zamanında mı ödüyor, hayır…
    Yeri geliyor benim de cebimde param olmuyor, ya da unutuyorum faturayı ödemeyi bakmışım elektrikler kesik.
    El insaf, yazıktır, günahtır, Müslüman’ın Müslüman’a yapacağı iş değildir bu.
    Bu fırsatçılıktır, başka da bir şey değildir.
    Bir hafta gecikse, bir ay gecikse ne olur elektrik borcu?
    Tamam, ÇEDAŞ artık devletin değil, özel bir kurum.
    Özel olması demek bir kuruma başına buyruk hareket etme özgürlüğü mü verir.
    Bu ülkenin Enerji Bakanlığı yok mu, bu işleri düzenleyen kaidesi, kuralı yok mu?
    Sen abonenin elektriğini keserken, o abonenin elektriğe bağlı cihazla tedavi gören bir yakını var mı yok mu düşünüyor musun?
    Hiç sanmıyorum!
    Son günlerde bu tür kesintilerin artmaya başlaması vatandaşı çileden çıkardı.
    İsyan edecek noktaya getirdi.
    Vatandaş ÇEDAŞ’ı insanlardan açma-kapama parası almak için fırsat kollayan bir kurum olarak görmeye başladı.
    Ne yalan söyleyeyim haksız da değiller yani…
    Böyle giderse keseceğiz tüm elektrikleri, kendi elektriğimizi kendimiz üreteceğiz…
    Başka da bir çözüm yolu göremiyorum, kurum özel ya ne söyleseniz beyhude, kimsenin gıkı çıkmıyor baksanıza.