Peygamber efendimiz buyuruyor ki;
    “Son nefeste imanla gitmeyi, can çekişirken susuzluk acısını çekmemeyi ve lanetlik şeytanın kuracağı tuzaktan kurtulmayı istiyorsanız, dört mübarek aya Receb, zilkade, zilhicce ve Muharrem aylarına gerek bol bol oruç tutarak, gerekse geçmiş günahlarımız için Allah’tan af dileyerek, saygıda kusur etmemeye bakınız. Bütün varlıkların ortaksız yaratıcısı olan Allah’ı sık sık anınız ki selametle rabbinizin cennetine giresiniz.”
    Başka bir hadisi şerifte peygamberimiz şöyle buyuruyor;
    Enes (ra) anlatıyor; bir gün yolda Muaz İbni Cebel’e rastladım. Nereden geldiğini sorunca, “ Peygamber( S.A.V) ‘in yanından geliyorum” diye cevap verdi.” Pekala, Peygamberimiz ne anlattı?” diye sorunca şunları söyledi.
    “İçinden gelerek La İlahe İllalah ( Allah’tan başka ilah yoktur.) diyen ve samimi olarak dinin bütün gereklerini yerine getiren mümin cennete gidecektir. Yine Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak için (her yıl) Receb ayını oruç tutarak geçiren kimse de cennete girecektir.
    Daha sonra Allah Resulünün huzuruna vararak ,”Ey Allah resulü Muaz bana şunları şunları söylediğinizi bildirdi, ne dersiniz? Diye sordum. Oda “Muaz  doğru söylemiştir.” Diye cevap verdi
    Başka bir hadis-i şerifte Peygamber efendimiz şöyle buyuruyorlar:
    “Cennette recep adını taşıyan bir ırmak vardır. Bu ırmağın suyu sütten beyaz baldan daha tatlıdır. Recep ayında bir gün oruç tutan müminin Allah kıyamet gününde bu ırmaktan sulayacaktır.”
    Peygamber efendimiz şöyle buyuruyor ki:
    “Kıyamet günü bütün insanlar aç olarak haşredilecektir. Yalnız peygamber aileleri, recep, şaban ve ramazan ayını oruçla geçiren müminler müstesna tutulacaklardır. Çünkü bu kimseler o günde asla açlık ve susuzluk çekmeyeceklerdir.
Abid Kadınla Receb Ayı
    Vakti zamanında bir kadın vardı. Zamanını devamlı Kabe’de ibadet etmekle geçirirdi. Receb ayı girdiğinde de Allah’a olan sonsuz sevgi ve saygısını dile getirmek için bol bol ihlas suresini okuyordu.
    Ayrıca Receb ayına karşı beslediği saygısını ifade etmek için atlas elbiselerini çıkarır en değersiz elbiselerini giyerdi. Abid bu kadın bir Receb ayında hasta düştü.
    Çok sevdiği oğluna da öldüğü taktirde kendisini üzerindeki bu değersiz elbiselerle defnetmesini vasiyet etti.
    Nihayet kadın bir gün ruhunu teslim edip bu fani aleme veda etti.
    Oğlu sanki annesinin vasiyeti yokmuş gibi, ötekine berikine gösteriş olsun diye, annesini en pahalı, en şık elbiseleriyle defnederek onun sözünü yerine getirmedi.
    Ölümünden sonra bir gece rüyasında annesini gören oluna annesi” Sevgili oğlum neden vasiyetimi yerine getirmedin? Ben senden razı olmadım” diye şikayette bulundu.
    Sabah uykudan uyanan oğlan gece rüyasında gördüğü annesinin vasiyetini yerine getirmek üzere alelacele kabri başına varıp kabri açtığında bakar ki annesi kabirde yok. Hayretten dona kalan oğlan iki gözü iki çeşme ağlamaya başlar.
    Tam bu sırada yükseklerden gür bire ses duydu. Sesin sahibi şöyle sesleniyordu:” Ey kulum sen bilmiyor musun ki Receb ayını oruç tutarak geçiren kimseleri biz kabrinde tek başına koymayız?
    Yüce rabbimiz bizleri de Receb ayını dolu dolu yaşayıp Şaban ve Ramazan ayına kavuşmayı nasip etsin.