Geçtiğimiz hafta “Her şey tamam, para eksik” diye yazmıştık. Bir kısım okurlar bu yazdıklarımıza hak verirken, bir kısmı da bunu eleştirerek ‘Para her şey değildir’ demişlerdi.
Paranın her şey olmadığını savunanlar haklı çıktı. Evet; Para, her şey demek değilmiş. Bunu bize Sorgun Belediyesporlu futbolcular Kelkit maçında açık açık gösterdiler. Çarşambaspor maçından sonra o kadar çok para düşünmüşler ki, Gümüşhane’de sahada futbolu düşünen sadece birkaç futbolcu vardı.
Sorgun Belediyespor’un gerçekten çok kaliteli bir oyuncu ve teknik kadrosu var. Böyle olunca gerek yönetimin, gerek taraftarların, gerekse bizlerin bu takımdan her maçtan galibiyet beklemesi normal geliyor. Tabii ki, her maçı kazanmanız mümkün değil. Zaman zaman berabere kalacaksınız, hatta hatta, zaman zaman da kaybedeceksiniz. Ancak yenildiğiniz veya berabere kaldığınız takımlar, aldığı puanı hak etmemeliler.
Şimdi bu hafta oynadığınız Kelkit Hürriyetspor sizden bir puan almadı. Resmen sizler bir puanı onlara altın tepsi içerisinde sundunuz. Biz Sorgun Belediyespor olarak bir puan almadık, iki puan kaybettik.
Belki sizler sonuca ve alınan bir puana başka bir pencereden bakacak ve ‘deplasmanda alınan bir puandır iyidir’ tezini savunacaksınız. Böyle düşünürseniz yanılırsınız. Alınan bu bir puan hiç iyi olmadı. Bizler, bu maçtan kesinlikle üç puan bekliyorduk. Bunda da ne kadar haklı olduğumuzu 90 dakika boyunca gördük. Ev sahibi takımın biri ilk yarıda, 2 si de ikinci yarının sonlarında olmak üzere, toplam üç pozisyonu var. Bizim ise buna karşılık mübalağa etmiyorum tam 11 tane mutlak gol pozisyonumuz var.
Ben o pozisyonları nasıl harcadığınıza hala inanamıyorum. Basiretiniz mi bağlandı, ayaklarınıza prangalar mı vurdular. İnsan Ceza sahası içinden 7 tane, 6 pas içerisinden 4 tane net pozisyon yakalar da sadece birini mi gole çevirir. O da penaltıdan. İşte bu nedenden dolayı bu bir puan hiç iyi olmadı diyorum. Siz yakaladığınız 11 pozisyonu değerlendiremezseniz, elin oğlu gelir, sizin elinizden iki puanınızı çalar götürür. Sizlere de ertesi gün kaçan puanlara yanmak düşer. Futbolda bir terim vardır. “Atamayana atarlar” ne kadar doğru söylenmiş bir söz değil mi?
Tribünlerden sizleri izlerken, izlediğimiz kadarıyla kafalarınızın tam anlamıyla maçta olmadığını gördük. Sanırım bir çoğunuz maça iyi konsantre olamamış. Bunun kanıtı da maçın ciddiyetinden uzak olmanızdı. Profesyonel lig görmüş, zorluk derecesi çok ama çok daha fazla olan maçlar oynamış, başta İlhan, Ali ve Eray, takımdaki genç oyunculardan daha çok çalıştılar ve sahanın en iyisi olarak gözüktüler. Özellikle İlhan, ikinci yarıda sahanın yıldızıydı ve her topa müdahale etmeye çalıştı. Rakip kaleye bindirmeler yaptı. Gol aradı. İlhan bu haliyle forması yırtılana kadar sahada mücadele ederken, sizlerin de bu oyuncuya ayak uydurması gerekmez miydi?
Futbol sizin mesleğiniz. Bu meslekten para kazanıyorsunuz. Sizlere destek olalım, yanınızda olduğumuzu bilin diye, bizlerde kalkıp peşinizden tüm deplasmanlara gitmeye çalışıyoruz. Belki alacaklarınızın bir kısmını alamadınız. Alamadıysanız bile bunu sorun yapmamanız gerekir. Bu kulüpte paranız kalmaz. Ancak paranızı aldığınızda iş işten geçmiş, şampiyonluk kaçmış olmasın. Sizler kendi onurunuz için mücadele edin, bizlerin gururu olun. Bu şehrin gururu olun. Taraftarın gururu olun. Yönetimin gururu olun. Sizler başarılı oldukça, taraftar ve yöneticiler tarafından el üstünde gezdirilirsiniz.
Bakın 3 bin 700 nüfusa sahip Refahiye, sadece kendi bünyesinden çıkardığı gençler ile üçüncü lige yükseldi ve orada mücadele ediyor. Biz 60 bin nüfusla ve sizin gibi kaliteli topçularla niye bir üst ligde mücadele etmeyelim. Bizler size inanıyoruz. Sizler de inanırsanız, inanın bu hedef gerçekleşir. Şimdi biz önümüzdeki Erbaa maçına kilitlenerek o maçtan üç puan çıkarmayı hedefleyelim.
Hepimiz sizlere inanıyoruz. Erbaa’da taraftarlarda sizleri yalnız bırakmayacaktır.
Sevgiler ve başarılı günler sizlerle olsun.