Türkiye' de son zamanlarda olan ile olması gerekenler birbirine karışmış durumda, ortalık tam manası ile toz duman içerisinde…
    Kesif bir sis bulutu arkasında kavramlar yer değiştiriyor, hangisi doğru, hangisi yanlış ayırt etmek mümkün değil gibi gözüküyor.
    Literatüre göre, olaylar karşısında üç grup insan ortaya çıkar:  
    -    Gereğini yapan, (Az sayıda)
    -    Olup biteni izleyen, (Biraz daha büyük sayıda)
    -    Olup bitene şaşıran (Çok daha fazla sayıda).
Bunlar dışında davranana şimdiye kadar rastlanmamıştır. Ülkemizde de ne yazık ki olup bitene şaşıranların sayısı gereğini yapanların kat be kat üstünde…
Son günlerde olan ve olması gerekenlere bir göz atacak olursak;
    -Sümela ve Akdamar'da ayin yapılıyor, Ani' de namaz kılındığında tepki alınıyor. Her üç merkezde Allahın evi olduğu halde Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, MHP yönetiminin Ani Harabelerinde cuma namazı kılmasının olumlu bir başlangıç olduğunu ancak onların bu namazın devamında Kur'an-ı Kerim'deki Maun suresini yani “Dini yalan sayanı gördün mü? Öksüzü kakıştıran, yoksulu doyurmaya yanaşmayan kimse işte odur. Vay o namaz kılanların haline ki: Onlar kıldıkları namazdan gâfildirler. Onlar gösteriş yaparlar. Onlar basit şeyleri (ödünç) dahi vermezler.” Hatırlattı. Cevap gecikmedi ve MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır, “Egemen Bağış, Maide Suresi'nin 51. ayetini okusun, aynaya baksın” sözleriyle karşılık verdi. Şimdi de Maide Suresi' ne bakacak olursak: “Ey iman edenler, Yahudi ve Hıristiyanları dostlar (veliler) edinmeyin; onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden onları kim dost edinirse, kuşkusuz onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğuna hidayet vermez. “ deniyor.    
    -Hapishanede ceza çeken bebek katili 'Pek Sayın' Apo efendi, hemen her gün medyada yaptığı açıklamalar ile yetinmiyor, Türk Telekom A.Ş.' nin İmralı - Kandil arasına bir hat çeksin rahat rahat görüşeyim, özellikle de akşam 19 ile sabah 7 arası PKK saldırılarını hem de ücretsiz olarak öğreneyim (!) deme cüretini kendine buluyor. Evet, uğruna gelinen nokta bu…
    -Yüzlerce VİP insan, hangi suçtan, hangi gerekçeler ile hapiste yatığını bilmeden Silivri' de tutukluluk hallerini mahkûmiyet gibi çekmeye devam ederken, Habur' da serbest bırakılan PKK' lı barışseverler (!) maçlarda protokol ve onur konuğu olarak ağırlanmaya devam edip ellerini, kollarını sallayarak özgürlüğün tadını çıkarıyorlar.
    - Anayasa' yı korumak, kollamak üzere kurulmuş olan Anayasa Mahkemesi Başkanı, değiştirilmesi dahi teklif edilmeyecek maddeler artık değişebilire benzer ifadeler ile beyanatlar veriyor. AKP' liler bile henüz zamanı değil diyor, böylece iki ileri bir geri adımlardan biri daha atılıp geri çekilip kamuoyu tepkisi okunmaya çalışılıyor…
    - Demokrasiyi yaşatacak olan parti içi demokrasiyi dahi tesis edemeyen AKP, CHP, MHP ve dolayısı ile Saadet' te de kıyametler kopuyor. İki kolunu girilmediğinde yerinden dahi kalkamayan 90 yaşlarındaki Necmettin Erbakan otokratik bir anlayış ile pay-i tahtını oğluna bırakabilmek için “Abiler” harekatı başlatıyorlar, Numan Kurtuluş' u partiden ayrılmaya zorluyorlar, enerjilerinin tamamını bu opersayona harcıyorlar. Böylece adı olan Saadet de, huzur ve mutluluk kalmıyor, iktidara sahip olma mefkuresinden uzak, sığ, genel başkanlıktan başkasının görülemediği bir hale geliveriyorlar.
    - Yaşayan emekli Cumhurbaşkanlarımızdan Kenan Evren, Süleyman Demirel, Ahmet Necdet Sezer' in sesi soluğu çıkmaz, inziva hayatı yaşarlarken, ABD Devlet Başkanlığından Emekli Bill Clinton lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencilerine eğitimler, konferanslar vermek üzere dünyayı geziyor.
    Noterlik görevini Çankaya' da sürdürmekte olan Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül' de kendisini karşılıyor, dinliyor, faydalanıyor, umarım emekliliği ile ilgili plan yaparken böylesine aktif olmayı planlıyordur.
    Umuyor ve bekliyorum ki, olup biteni izleyen ve şaşıranların sayısının azalması, gereğini yapanların sayısının artmasıdır.