Yaramaz bir öğrenci olamadım. Öyle haşarı, Hamam Sınıfı vari tiplemelere özentim de olmadı.
Bırakın haşarı bir öğrenci olmayı, yaramazlık yapmayı aklımın ucundan dahi geçirmedim (!)
Bir tanıdığa misafire gidince ikram edilen meyvelere el atmamamız,
Okulda öğretmenlerin gözüne batmamamız,
Bununla beraber isteyen değil, verilirse biraz da ısrar edilirse o vakit ikram almamız gerektiği büyükler tarafından sürekli tembih edilirdi.
Baskıcı bir ailede yetişmedim ama görgü (!) kurallarına da riayet edilmeliydi.
Köyde dedemden aldığım değerli bilgileri de üstüne ekleyince biz görgülü, çocuk yaşına rağmen olgun, yaramazlığın yanından geçmeyen ama…
Aması okulda bildiği soruya cevap vermek için kendini gösterecek parmağı kaldırma cesareti olmayan (Siz ona özgüven eksikliği de diyebilirsiniz.)
Öğretmene karşı saygı, onunla birlikte korku duyan bir öğrenci olduk çıktık.
Böyle bir öğrencinin okul içindeki ve dışındaki şiddete karşı koyması, ya da bu durumu en yakın anne, babasına, öğretmenine ya da okul müdürüne bildirme cesareti olur mu sizce?
O gün ailemiz tarafından bize öğretilenler yanlış değildi ama toplumdaki yozlaşma maalesef genel manada yaşanınca ortaya tatsız, tuzsuz, aş pişmiş bir şey çıkıyor.
O yaşlarda ne alırsanız bir şekilde hayatınızın bütününe sirayet ediyor.
Her zaman olmasa da mutlaka bir yerde karşınıza çıkıyor.
* * *
Bu gün Okullarda Güvenli Eğitim Ortamı Oluşturulması için kurulan komisyonun üyesiyim.
Eğitimde başarı tek başına öğretmen, öğrenci ya da sadece aileyle olmuyor artık onu çok iyi biliyorum.
Fizik şartlardan tutunda okul içi ve dışındaki ortamın güvenliği de bununla paralellik arz ediyor.
Güvenli eğitim ortamını sağlamak da tek başına emniyetin, polisin ya da jandarmanın işi değil elbette.
Burada öğretmene, öğrenciye, aileye sorumluluk düştüğü gibi çevredeki insanlara, esnafa, sivil topluma kısacası bir toplumu var eden her şeye görev düşüyor.
Bu mantıktan hareketle Milli Eğitim Bakanlığı koordinesi, Emniyet Müdürlüğü sekretaryasında ve ilgili birkaç kurumun desteği ile “Güvenli çevre, güvenli okul” projesi hayata geçti.
Güvenli okulun her şeyden önce güvenli çevreyle olacağı vurgusu yapılmak üzere projenin ismi de bu şekilde belirlenmiş.
Bana göre son derece önemli, özellikle ailelerin, okul yöneticilerinin ve öğretmenlerin her şeyiyle destek vermesi, içinde olması gereken bir proje.
Okullarda güvenli ortamın nasıl oluşacağı ya da varsa suça, şiddete yönelik etkenlerin bertaraf edileceğini düşünüyorum, gözümün önüne öğrencilik yıllarım geliyor.
* * *
Bir kere şunu söyleyeyim, bu günün gençliği, öğrencileri dünün çok ilerisinde.
Annemin deyimiyle şimdiki çocuklar ortaokul mezunu doğuruyor.
Çok şükür daha bilinçli, olaylara karşı daha mantıklı hareket etmesini biliyoruz.
En azından eğitim camiası, emniyet teşkilatı, diğer kurum ve kuruluşlar, haberleşme, teknoloji ve çok daha ileride.
İnsanlar hakkını aramasını biliyor.
Dünle bu gün arasındaki fark ise şiddet, suça iten nedenler ve suçun şekli değişti.
Akla, izana gelmeyen şeyler yaşanabiliyor.
Tüm bu olumsuzlukların okulların, öğrencilerimizin etrafında olması ise yarınlarımız adına oldukça endişe verici.
Güvenli Çevre, Güvenli Okul Projesinin ilk işi okul müdürleri, eğitimciler, rehberlik öğretmenlerini bilgilendirmek oldu.
Konusunda uzman kişiler toplantıda konuşmacı konuk olarak katıldı.
Öğretmen ve yöneticilerin öğrencilerle ilgili olduğu gerçeğinden hareketle yaşanabilecek olumsuzluklar nelerle karşılaşabileceklerine dair önemli, pratik bilgiler verildi.
Yani işin memurlarını bilgilendirme kısmıyla başladı.
Projenin adında da yer alan çevresel faktörler çıkıyor ortaya.
Mesela okul etrafındaki esnaf.
Buna bir örnek verelim, üstelik Yozgat\'tan…
Son dönemde özellikle çocuk yaştaki öğrencilere yasak olduğu halde sigara satıldığı,
Bunun yanında tek sigara satışının yapıldığı yönünde gelen şikayetler giderek artıyor.
Aileler bu durumdan oldukça rahatsızlar.
Benim anlamadığım ne biliyor musunuz, yasaklar, kurallar çıkar ama ne gariptir ki denetimi sağlıklı bir şekilde yapılmaz.
En büyük denetçi biz vatandaşlarız aslına bakarsanız.
Ama yüzde 100 oranında bilinçli toplum olmak için maalesef daha uzun yolumuz var.
Bu durum anne baba için de geçerli, öğretmen, polis için de…
Dünden çok ilerideyiz ama sorumluluklar noktasında eksiklerimiz çok.
Biraz önce verdiğim sigara, sadece bir örnekti.
Onun dışında elbette ki sayılabilecek, konuşulabilecek eksiklerimiz yok değil.
Eksiklerin olması normal, önemli olan eksikleri görüp, çözümü için harekete geçebilmek.
Bu noktada projenin Yozgat ve toplum sağlığı adına önemli olduğu kanaatindeyim.
Böyle bir yazının son noktasını koymadan önce hakikaten önemli bir mesaj vermek gerekiyor.
Ben o mesajın hemen yanı başımızda olduğunu söylemek istiyorum.
Sorumluluk almak için hemen yanı başımızdaki genç kardeşimize, evladımıza, komşumuza, akrabamıza, yeni yetişip gelen bir bireye bakmamız yeter.
Bu günün Cumartesi olduğunu da unuttuğumu zannetmeyin, unutmadım…
Cumartesinizin gönül huzuru, sağlıkla, sıhhatle geçmesini diliyorum.
Eğer hava ayaza çalmazsa bu Cumartesi de tavsiyem Çamlık olur.
Alın çocuklarınızı, ya da sevdiğinizi, ailenizi yanınıza, bir kızak bulamazsanız naylonla kaymaya, daha olmadı kartopu oynamaya, yaparsanız bir mangal sefasına çıkın Çamlığa atın haftanın stresini.
Bundan gerisi canınızın sağlığı…