23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nı alışılagelmişten farklı olarak bu kez Cumhuriyet Alanı'nda kutladık. Bundan sonra resmi bayramlar hükümetin kontrolünde, istenilen düzeyde kutlanacak. Zorlama olmayacak gönüllülük esas alınacak ama herkeste gönlüne estiği gibi bir kutlama yapamayacağını gördük.
Bugüne kadar ben görmedim, duymadım. Duyan var mı? Orasını bilemiyorum. Ama Yozgat Cumhuriyet Alanı'nda kutlanan 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı töreninde, ''23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı etkinliklerine katılamayan AK Parti Yozgat Milletvekili'' diye bir anons yapıldı. Daha önceki törenlere de milletvekilleri mesajlar göndermiş, hatta törenlere katılanlar bile olmuştu. Ama hiç birisinde partisiyle birlikte milletvekilinin ismi anons edilmemişti, ''Yozgat milletvekilimiz'' denilmekle yetinilmişti.
''Siyaset, her yerde her alanda siyaset'' anlayışının yaygınlaştırılırken, milli ve manevi değerlerin yok sayılması incitici bir durum. Aslına bakarsanız, Perşembe'nin gelişi Çarşamba'dan belli olmasına karşın, dün sessiz kalanlar, bugün yaşanılanlar karşısında söyleyebilecek bir söz bulamıyorlar, bulmaları da imkansız.
Çocukluk yıllarında 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, Gençlik Yıllarında 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı, olgunluk dönemine geçişte Askerlik, olgunluk döneminde ise Cumhuriyet Bayramı, her dönede de Ramazan ve Kurban Bayramlarının önemi, anısı anlatılmakla bitmez.
23 Nisan Bayramında erkekler için ''Efe'' olmak, kızlar için ''Üç etek'' giymek, ''Gelin'' olmak farklı bir heyecandı. Hele yürüyüş mangasında yeralıp, bando takımına seçilenler arasına karışmış olmanın hazzı da bir başkaydı. İşte bu farkı farkedemeyenler, bayramları külfet olarak görmeye başladılar. ''Külfet'' olarak görülen aslında bayramlar değil, bu ülkede yaşayan insanların manevi, milli değerlerine sahip çıkmış olmalarıdır.
Bugün bu ülke yönetiminde bulunanlar, dün İstiklal Marşı okunurken hüngür güngür ağlarken, bugün ''Türk Bayrağı, Bayrağımız'' demek yerine, ''Ellerine bir kaç bayrak almışlar'' diye söze başlıyorsa, o zaman bir değil, bin kez oturup düşünmemiz gerekir.
Gelinmiş olunan bu nokta dünün eseridir. Dün, Cumhuriyet Alanı'nda düzenlenen bayram töreninde bayrakların asılmamasını normal görüp, ''Bayraksız bayram töreni'' manşetini abartılı bulanlar, şimdilerde o günün bugünleri doğurmuş olduğunu anlamış olmalarını temenni ederim.
Hükümetin iki numaralı ismi, ''Biz bu süreci başlatmak için Yozgatlıdan olur aldık'' diyebiliyor, kimse de çıkıp ''Bizim niye haberimiz yok!'' diyemiyorsa, yarın olacakların sorumluluğu da bugünün alkışçılarının eseri olacaktır.
Kalemimin izin verdiği ölçüde, aklımın erdiği biçimde olanların analizini yapıp, tepki vermeye çalışıyorum. Üzücü olan, asıl tepki vermesi gerekenlerin sessizlik gemisinin kaptan köşkünde çay-kahve içiyor olmalarıdır.