Türk siyasetinin eski ve aktif simalarından biri, eski başbakanlardan Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ı ebediyete uğurlamanın kaybını yaşıyoruz.
    Mutlak olan odur ki her bireyin hayatında olumlu ve olumsuz yönler olduğu siyasetçinin de mutlaka olumlu ve olumsuz, aktif ve pasif yönleri vardır.
    Bazen bu olumlu yön bazen de olumsuz yönler aktif rol oynar. Bu da hiç şüphesiz ki söz konusu siyasiye hangi açıdan baktığımızla ilgili olsa gerek.
    Diğer bir düşünce de siyasilerin içinde oldukları ortam ve koşullarıyla ilgilidir. Bu değerlendirmelerin genelini ele aldığımızda sanırım bu gün için olumlu artı yönleri ele almakta fayda vardır.
    Erbakan bilindiği üzere 1960 sonrası Türk siyasetine aktif damgasını vurmuş kişidir. Bu dönemlerde temeli atılan ve yandaşlar tarafından desteklenen milli görüş düşünceleri ve toplumun çoğunluk bir kesimi bu görüş ve doğrultusunda yönlendirme olay kendi doğrultusunda en büyük olaydır telakki ediyorum.
    Aynı doğrultuda dindar kesimlerin istek ve taleplerini Cumhuriyet idaresinde de demokratik sürece dahil etmesi mukabilinde bu düşünceyi 1975’lerden itibaren İslamcı akıma siyasetin kapısını açarak o basireti göstermesi kendi düşünceleri tarafından önemli iç politika gereksinimleri oluşturmuştur.
    Bu siyasetin devamında 1974 Kıbrıs Barış Harekatının Bülent Ecevit koalisyon hükümetiyle başarıyla gerçekleştirilmesi Kuzey Kıbrıs’ın şimdiki haritasının çizilmesinde unutulmaz bir çizgi oluşturmuştur. Tansu Çiller hükümetinde çizgileri doğrultusunda takipçi olan başbakanın mevcut ekonomiyi daha da canlı tutabilmek için biraz abartıda olsa halka iş aş potansiyeli için, yaptığı fabrikasyon çalışmaları onun en büyük arzularıydı sanırım. Diğer taraftan adil adaletin sağlanmasında gelir dağılımının ülkede doğru ve eşit yapılması gerektiği düşünceli ile memuruna işçisine çalışanına her zamankinden daha çok ücretlendirilmesi olayı, onu güçlü bir siyasetçi dalında perçinlemiştir.
    28 Şubat’tan 14 yıl gibi bir süreç içinde ve Erbakan’ın ardından bir ezber zamanıdır. Refah Partisi’nin 28 Şubat’ta değişime uğradığı da gözden kaçmamalıdır. Bu değişim ise 1995 seçimlerinden birinci olarak çıkması 28 Şubat mekanizmasını uygulamamış ve geliştirmiştir.
    Bu vesilelerle cemaatlere bu süreç ışık tutmuş olup Milli görüş ruhunda bulunmayan seçmeni de ele alarak ilerlemesini sürdürmüştür. Bu görüş ve düşüncelere parmak basan Tayyip Erdoğan ve parti üyeleri de bu görüşler ruhu ile harekete geçmiş ve şimdiki parti kimliğini o çizgiler doğrultusunda desteklemiştir.
    Daha doğrusu Ak Parti’nin bu günkü kullandığı siyaset dili milli görüş geleneğinin tecrübesinden çıkmıştır.
    Sayın Erbakan’ın diğer önemli bir yönü de partililerinin kapatılmasında hiçbir partiliyi veya gençliği sokağa dökmemesi o günün iktidarlarına karşı isyan edip iktidarı iktidarları zora sokmaması oluşturur.
    Genç yaşta doçent olması ile Türk motorunu üretiminin başında olması kişisel olarak ise herkese kucak açması ülkenin kendisinin en zor durumlarda dahi kişiliğinden taviz vermemesi sevecen bir yüzle olaylara bakması kimseleri incitmemesi onu ileri boyuta taşıyan oluşlardır. Ruhun şad olsun.