Bir haftadır vergi haftasıdır aldı başını gidiyor.
Haftaya Fransız kalmadık kalmasına ama sanırım mesaj konusunda kelam etmezsem bir vebal kalır omuzlarımda.
Devlet vergiyle büyür kavramını çocuğun yetişmesinde ana madde olan sevgiyle bütünleştiren zihniyet, sanırım o gün verginin devlet ve millet için önemine işaret etmeye çalıştı.
Tek başına bize pankartlardaki samimi ve şirin bir kavram gibi gözükse de (Çocuk Sevgiyle devlet vergiyle büyür) derin manalar içeriyor.
Tabi anlayana…
Yozgat Defterdarlığı da bir haftadır verginin önemini bir şekilde vurgulamaya, Yozgatlıya bir mesaj vermeye çalışıyor.
Dünya üzerinde ekonomi denilen kavram giderek küreselleşiyor.
Ülkelerin mahremiyeti ve sınırlarının alt üst olduğu bir dünya düzeninde devletleri ayakta tutan artık en yegane ve en büyük kaynak vergi.
Devlet kasasına düşen her verginin artık daha çok önemli.
Her ne kadar devlette küçülme bir model olsa da devleti var eden, ayakta tutan vergidir.
Ben verginin her daim bir milli mesele olduğuna inananlardanım.
Lise yıllarında kısa süreli bir muhasebe maceram olmuştu.
O günlerde çok zengin, işleri tıkırında yürüyen ama vergi konusunda kuruşu devletten kaçıranları görünce merak edip muhasebeci patronuma şu can alacıyı soruyu yönelttim:
“Muhasebecinin görevi mükellefin vergisini mi küçülmek…”
O gün aldığım yanıtı hala unutamadım.
E, demiş ti muhasebeci patronum (!) büyük işletmelerin vergi kaçırdığı bir düzende benim bakkalım, manavım, kasabım… vergi mi ödesin?
Garip bir adalet terazisi…
Ağlanacak bir hal…
O an kendince bir mazeret üretmişti sırf bana cevap vermek adına.
Ama yaşım biraz ilerleyip hakikaten muhasebecilik görevini yerine getirenleri görünce devletin kasasına düşmesi gereken yetim hakkını çalanların ne büyük günah işlediğini anladım.
İşte bu gün bu satırları kaleme almamın en büyük sebebi o yetim hakkının sorumluluğu…
Yozgat Defterdarı Mustafa Işık, vergi konusunda hassasiyetini yakinen tanıdığım bir bürokrat.
Defterdarlık birim amirleri de keza öyleler.
Yozgat’ta esnafın yapısını bilen, hassasiyet noktasında kıldan bir köprü kuran ve o köprüde devlet ve millet menfaatlerini gözeten bir görev anlayışına sahipler.
Onlar bir haftadır verginin kutsallığını, devlet, millet geleceği için bir çocuğa verilmesi gereken sevgi kadar önemli olduğunu anlatmaya çalışırken,
Ben burada havadan, sudan dem vuramazdım.
Aslına bakarsanız bu sohbeti Vergi Haftası’nın ta başında yapalım istedim.
Ama etkinlikleri görmek, yapılanlara şahit olmak, ortaya konulan gayreti izlemek istedim.
Dolu dolu geçen bir Vergi Haftası’nın son programlarından bir tanesi hafta sonu bir eve gerçekleşti.
Hakkı Kamanlı Yozgat’ın tanıdığı simalardan.
Tabi Yozgat Defterdarlığının da.
Bir ev sahibi olarak tam 65 yıllık mükellef.
Ama ne mükellef. Aldığı kirayı beyannameye olduğu gibi yansıtan, bırakın devletten kaçırmayı, günü güne 65 yıldır görevini aksatmayan mükellef.
Yozgat Defterdarı Sayın Işık ve çalışanları da bu önemli mükellefi unutmamışlar.
Cumartesi günkü ziyarete arkadaşlarım da şahitlik etti.
65 yıllık bir mükellefi bu şekilde onure etmek, değer vermek, bir kenarda unutmamak, büyük holdinglerin, kocaman kocaman işletmelerin gölgesinde bırakmamak hakikaten haftaya farklı bir anlam kattı.
Devleti büyüten vergi milletin rızkından, alın terinden, toprağına, bayrağına, vatanına bağlılığından koparıp verdiği parçalardan oluşuyor.
Bu bağın kuvvetli olması demek daha müreffeh bir ülkede yaşamak,
Yarınlara daha aydınlık bir ülke miras bırakmak demek.
Şimdi biz bir lirada olsa bin lira da olsa vergi kaçırana bu gün daha net bakmak, vergisini vereni, devletine, geleceğine sahip çıkanı korumak zorundayız.
Küresel dünyada küresel sermayelerin egemenliğine girmemek ve daha özgür kalmak da vergilerle mümkün olacak.
Vergi yükü ayrı bir konu.
O yükü milletin kaldırabileceği ağırlığa getirmek yine bu devleti yönetenlerin görevi.
Bu noktada vergisini kaçıranlara ‘beyefendi’ mualemesi yapanları sözlerime son vermeden ‘kınayarak’ bir vebali daha omuzlarından atıyor,
Başta Yozgat Defterdarı Mustafa Işık olmak üzere, tüm çalışanların ve Yozgat mükelleflerinin ‘Vergi Haftası’nı kutluyorum.
Bu gün bilmem ama yarın ‘Devlet vergiyle, çocuk sevgiyle büyür’ kavramına daha anlamlı bakmak gerekir…