Yaşadıklarından memnun olan var mı? Hayatından memnun olan var mı? İşinden-aşından memnun olan var mı arkadaşlar ? Aile düzeninden, yaşadıklarından memnun olan var mı? Bu soruların hepsine hayır cevabını vereceğinizi çok iyi biliyoruz. Ama niye? İşte bu sorunun kaynağını araştırmak bize düşüyor.
Niye  ki si karışık mesele... Yaşadığınız hayat size sıkıntı veriyor. İşiniz, aşınız, çocuğunuz, eşiniz size sıkıntı veriyor. Ekonomik şartlar sizi sıkıyor, size bunalım yaşatıyor. Hayatı yaşanılmaz hale getiren problemlerimiz var. Hayattan tat alamadığınız bir gerçek. Kimse hayatından memnun değil, kimse yaşadıklarıyla mutlu olamıyor.
Oysa hayat kısa, dünya yalan, yaşadıklarımız da rüya gibi bir şey... İnsan  bu hayatta korku filmi izler gibi yaşadıklarını takip etmekle meşgul... Yalancı hayatın yalancı figüranları  gibiyiz... Keşke sıkıntıları oynamak yerine (Meşhur Polianna oyunu gibi) mutlulukları oynayabilseydik. Ama heyhat, kimse size mutluluk oyununu oynamaya müsaade etmiyor!.
Kırık bir cam, yırtık bir perde, toz pembe görünen bir manzara, yarını belli olmayan bir umut size yalancıktan gülü verse bari!... Toz pembe gülümsemenin ardında hayat suratını ekşiterek sizi kırıta kırıta seyrediyor.
Başlangıca dönelim, sıkıntıların ana kaynağı insan dedik. Bize hayatı zehir eden insan; Bize gülmeyi yasaklayan insan, bize yaşamı çok gören insan?... Nedenini, niçin ini bilmediğimiz bir intikam duygusuyla kendinden hesap soran insan…
Para kazanma hırsı ile başlayan bir süreçte insan insana hayatı zehir ediyor. Kimi işinde ters davranıyor, kimi eksik iş yapıyor, kimi işine hile karıştırıyor, kimi sağlığımızı bozan maddelerle sağlığı tehdit ediyor. Hastalıkların kaynağı da insan. Hele hele insan canavarları hayatımızı zehrediyor. Bir de organ mafyası çıktı haberiniz var mı? Fuhuş mafyası, uyuşturucu mafyası, terör belası, hırsız ve haydutların dünyası. Alın size mutluluğuzu katleden insanlar!..
Tedbir alsanız bu nedenleri yok edebilirsiniz mi aceba?. Ama sizin tedbir almanızı istemeyenler daha çok aktif durumdalar.
Hayatı birbirimize dar eden hırslarımız var. Şahsi menfaatleri uğruna başkalarının isteklerini hiçe sayıp sizi bir avuç suda boğanlar, sıkanlar, perişan edenler yok mu? Başkalarını düşünenleri, Başkaları için yaşayanları gördünüz mü? O hırs değil mi, insanları mahveden, bitiren, tüketen...
Bakın çevrenize, insanların mutluluğu için herkesi kucaklayan düşünceler kalmış mıdır? Çıkarcılık, bencillik ve menfaat duyguları insanların iliklerine işlemiş.
Nolacak bunun sonu diye sormanıza bile gerek yok! Çoğu değerlerimiz kayboluyor, birçok değerlerimiz bizi terk etmeye başladı. Sizin mutluluğunuz diğer insanların mutluluğu ile aynı orantılı... Bilerek ya da  bilmeyerek insanlara zehir ettiğimiz hayatlar, aynadan geri bize yansıyı veriyor. Hayatı ve gerçeği görmeniz için aynaya tarafsız gözle bakmanız  gerekiyor!
Hayatı çekilmez hale getiren insan, Sıkıntıların ana kaynağını da oluşturuyor. Bizde bir garip söz var.
“Bir kötünün yedi mahalleye zararı vardır, “ diye...Dünya kötülerin dünyası desek yanılmış mı oluruz.
Yanlış, yamuk düşünceler hayata yön verir hale gelmişse böyle bir yaşam da mutlu olma şansınız da yoktur. Birileri mutluluğu baltalamakla meşguller; Mutlu olmak isteseniz de müsaade etmezler.
Anlaşıldı bugün ki yazınız mutsuzluk üzerine kurulmuş, diyenleriniz olacak. Haklısınız, mutsuzluğun nedeni insan dedik. O insan neyle nasıl mutlu olacağını bilmiyor; Derdimiz, sıkıntımız da bu ya...
Doğrusunu isterseniz yazacaklarıma  başlangıç olacak bir yazı oldu. Maksadım bu değildi; Amacım mutsuzluğun kaynağı üzerinde durmaktı. İnsan doyumsuz düşüncelerini işlemek istiyor, bu konudaki açılımı tartışmayı düşünüyordum. Fakat olmadı, giriş güzergâhında kalıverdi düşüncelerimiz...
Çok konuşmayı sevmem, lafı-eveleyip gevelemeyi de sevmem, az-öz konuşmak meramımdır. Hayatı sevgiyi, güzelliği, her şeyi insanca paylaşabilecek hayat arkadaşlarımıza ihtiyacımız var. Paylaşımı becerebilsek hayat yaşanır hala gelecek.
Galiba biz  hayatı, hayata geliş amacımızı ve hayatın manasını bilmiyoruz. Bilmediğimiz için  de ortaya sıkıntılı, çileli, çekilmez bir hayat çıkıyor. Gelin hayatı birlikte sorgulayalım...