(“Haydarbabaya Selam” Manzumesi Temelinden)
Şehriyar “Haydarbabaya Selam” şiirinde yalnız öz yurdunun tabiatını, insanlarını terennüm etmekle yetinmiyor, aynı zamanda hüzünlü çocukluk hatıralarının geniş tasvirinde, onların romantik hatıralarında bu yurdun, onun insanlarının acılı tatlılı günlerini, adaletsiz sosyal düzenin insanlara bahşettiği sert ve acımasız yaşamın sıkıntılı yönlerini kalp acısı ile kaleme almaktadır. Fakat kutsal ve ulvi düşüncelerin carcısı olan büyük şair, ruhtan düşmemekte, kötümserliğe kapılmamakta, zulmün ve onun ortaya çıkardığı sıkıntıların geçici olduğuna, bunun için sabırlı, dayanıklı ve mücadeleci olmanın zaruri olduğuna önce kendisi inanmakta ve halkını da inandırmaya çalışmaktadır.
Profesör M. Gasımlı’nın üstadın “Haydarbabaya Selam” manzumesi ile ilgili yazdıklarından bazı noktaları dikkatinize sunmak istiyoruz:
“… Haydarbaba volkanının Azerbaycan tabiatındaki yaşı bilinmeyen birinci patlamasından çok sonralar yaşanan ikinci ve azametli Şahriyar patlaması, halkın milli varlığının bin yılların derinliklerindeki manevi desteklerinden güç aldı. İlginçtir ki, Farsça güzel şiirler kaleme alan istidatlı Şehriyar’ın hiçbir eserinde bu muhteşem volkan kendisi için meydan bulamamıştır.”
Söz konusu volkanı ortaya çıkaran Azerbaycan Türkçesi Şehriyar ruhunun mayasını da bizzat yoğurmuştu ve bu maya işe karışmadan hiçbir sanat mucizesi yaşanmayacak. Kesin olarak söylemek mümkündür ki, “Haydarbabaya Selam” öz anadilinde yazılmasaydı, bu kadar büyük başarı ve ün kazanamazdı.
Bu yüzdendir ki, söz konusu eserde Şehriyar istidadı ile birlikte Azerbaycan Türkçesi de çiçeklenip kendi mücadeleci görevini yürütmektedir:
“Haydarbabaya Selam” manzumesi her bir Türkün sevebileceği bir eserdir.
Heyderbaba, göyler bütün dumandı,
Günlerimiz bir birinden yamandı.
Bir birizden ayrılmayın amandı!
Yahşılığı elimizden alıblar
Yahşı bizi yaman güne salıblar.
Bu satırlarda şair ise canı bir, kanı bir olan fakat menfur düşmanların fitne fesadı yüzünden ayrı düşen iki Türk kardeşin ayrılığına işaret etmektedir. Öz vatanının ikiye bölünesi, soydaşlarının yurtlarından uzak düşmesi, dostların ayrılması, mihnet ve hicran bu şiirde şair tarafından lirik bir şekilde takdim edilmiştir.
Bir uçaydım bu çırpınan yelinen
Bağlasaydım dağdan aşan selinen
Ağlaşeydim uzag düşen elinen
Bir göreydim ayrılığı kim saldı
Ölkemizde kim gırıldı, kim galdı.
Şehriyar’ın Haydarbabası Tebrizle Bakü arasında, aynı şekilde tek kelimeyle Türk soylu memleketler arasında “Şiir Sanatı Köprüsü” kurdu. Kuzeyden Güneye, Güneyden Kuzeye üstada mektuplar, ithaflar yazılmaya başlandı. Kardeş çağrısının gücünü ve ana toprağın kudretini hayal eden Şehriyar, “Haydarbaba”sının arkasız olmadığından emin oldu. Şehriyar, çalışma hayatına Farsça yazan şair olarak başlasa da, sevenlerinin ve Şehriyar dehasından ilham alanların kalbinde Azerbaycan Türkçesinde yazıp, milletine hatıra olarak bıraktığı “
Makale- Yorum: Halide Halid Araştırmacı-Yazar,
Azerbaycan/ Bakü