Tutmasa da bir şeyler yolunda gidiyor.
Demek ki yıllardır MHP Yozgat’ta bir formüle ihtiyaç duyuyormuş.
Üçlü bir formülle MHP Yozgat’ta mücadele kabiliyeti pekala kazanabiliyormuş!
Aslına bakarsanız formülde harfler değişebilir.
Önemli olan formülü hayata geçirebilmek.
Siz neresinden hesaplarsanız hesaplayın formülünüz doğru olursa sonuç da doğrudur.
Peki nedir bu üçlü formül!
Formül kısmı işin latifesi asıl olan özündeki hikaye!
MHP’den bu dönem milletvekili adayı olan
Sadir Durmaz
Mehmet Ali Çakır
Nevzat Kemal Adıbelli oluşturuyor üçlü formülü.
Okul yıllarında formülden anlayan bir öğrenci değildim.
Laf aramızda geometri ve matematiğin en çetrefilli olduğu dönemleri öğretmenlerin inisiyatifi ile geçtim.
Ama bir ara matematikten anlamaya niyet etmiştim ki okul bitti.
Formülden anlamam ama MHP’nin formülünü çözdüğüme, en azından kavradığıma inanıyorum.
Milletvekili ve adayların isimlerinin baş harflerini verdiğim formülün çıkış yolu çok basit; BİRLİKTELİK!
Nasıl yani diyenler olabilir.
Aslına bakarsanız bu durumu daha önce konuştuk, en azından anlatmaya, dilim döndüğünde mesaj vermeye çalıştım.
MHP’nin Yozgat’ta ciddi manada bir birlikteliğe ihtiyacı var.
Her ne kadar hilal bıyıklı iki ülkü cü oturup en koyu ihtilal muhabbetlerine en koyu çayları büyük bir zevkle içseler de aslında birlikte olmadıklarını son 10 yılda pekala gördüler.
Bu seçim dahi daha düne kadar en koyu sohbetleri yaptıkları kader arkadaşları ile fikir ayrılığına düştüklerini müşahede ettiler,
O üzüntüyle seçime hazırlandılar.
Bir kısmının gönlünü almaya çalıştılar elbette!
İşte o gönül alma kısmı da formülümüzle alakalı.
Düğün değil bayram değil bu siyasi muhabbet nereden çıktı diyebilirsiniz.
Geçtiğimiz Cumartesi günü bir ortamda ayaküstü MHP Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz, milletvekili adayları Mehmet Ali Çakır ve Nevzat Kemal Adıbelli ile karşılaştım.
Seçim sonrası bu üçlüyü bir arada görmeyi tahmin ediyordum ama o kadarını düşünmüyordum.
Hayırdır dedim, seçim değil bayram değil!
Hafta sonu yapılan Çandır ve Çayıralan programlarına gidiyorlarmış.
Gelelim formülün işleyen bölümüne.
İşte formülün ilk kısmı: MHP Milletvekili, muhalefet partisinin vekili olmasına rağmen Ankara’dan çıkmış ta Çayıralan’daki Bal Festivaline katılmak üzere yollara düşmüş+.
Üstelik gideceği ilçenin belediye başkanı CHP’yi!
Ve ikinci bölüm: Sayın Durmaz’ın yanında geçen dönem aday olan ama vekil seçilemeyen Mehmet Ali Çakır ve Nevzat Kemal Adıbelli var.
Formülün bu kısmı parti içinde bazı kalıpların çözülmeye başladığı, siyah beyaz yıllardaki ülkücü ruhun canlanmaya başladığının göstergesi.
Neydi siyah beyaz yıllardaki o ruh.
Ülkücü camiayı bir ve bütün kılan, en zayıf anlarında dahi güçlü gösteren sarsılmaz birliktelikleri, ölümüne yaptıkları kaderdaşlıklarıydı.
Sadir Durmaz, Mehmet Ali Çakır ve Nevzat Kemal Adıbelli’yi bir arada görünce o ruhu gördüm, en azından hissettim diyebilirim.
Seçimden, gösterişten, siyasetten uzak, getirisi olmayan bir yolda üç siyasetçinin bir araya gelmesi bana göre önemli bir adım.
Önemden ziyade yok olmak üzere olan bir ruhu yaşatma adına örnek bir tavır.
O yüzden bu gün MHP’den konuşmak,
Konuşurken de bu gün MHP’nin harcını atanların formülünü paylaşmak istedim.
Eğer bu gün MHP’den 3. sıra adayı olup, seçilemeyen bir isim memleketinin herhangi bir etkinliğine gelebiliyor,
Yine belediye başkanlığı, milletvekilliği adaylığı, il başkanlığı gibi görevlerde bulunan,
Kaybettiği seçimlere rağmen davasından kendini soyutlamayan bir isim bu yolculuğa katılıyor,
Ve bir MHP milletvekili, bir muhalefet milletvekili CHP’li bir başkanı olan ilçenin etkinliğinin davetine icabet ediyorsa bence burada çözülmüş bir formül vardır.
Ve o formül kim ne derse desin MHP’nin ihtiyacı olan ihtilal yıllarındaki ruhu yeniden canlandıracak formüldür!
MHP’nin 12 Haziran seçimlerinde ortaya koyduğu duruş,
Verdiği mücadele,
Aldığı her bir oy tanesi o formülün ortaya koyduğu irade ve gayretin ürünüdür!
Ülkücü camia Yozgat’ta eski ruhunu bulur ya da bulmaz orasını Allah bilir, ama bilinen bir gerçek var ki, muhalefeti-iktidarı kim olursa olsun ayrım gözetmeksizin Yozgat’a sahip çıkmalı.
En azından çıkmak zorunda olduğunu hissetmeli.
YOZGAT RÜZGARI
Sıcak altında oruç!
Sıcak altında oruç!
E, atalarımız daha da sıcaklarını görmüş.
Üstelik daha zor şartlarda.
Şimdi çiftçinin dahi işi kolay.
Yorulmuyor eskisi gibi, ama eskiden öylemiydi.
Ah o kağnılar, gıcılayası kağnılar…
Sıcağın kor yangınında anaduda ekine takıp da patosa atmanın ne demek olduğunu eskiler çok iyi bilir. Hala o şekilde hasat yapanlar da var.
Tırmık taneleri ile toplanan başakların sofralarda ekmek oluş hikayesi,
O yıllarda tutulan oruçlara bakınca insan haline şükrediyor!
Ama her şeye rağmen işi sokakta olan, güneş altında sıcakta çalışan ve bu halde oruç tutanlara Allah yardım etsin.
Kolay değil, günler uzun…
Mevla veriyor elbette hidayetini, sabrını ama insansın sonuçta kolay olmuyor tüm bunlar.
Dağda tarlada, şehirde sıcağın en sıcağında çalışanlara Allah yardım etsin.
Fırındaki ekmek pişiricilerin hali gözümün önüne geldi de düşünmesi dahi insanı yakıyor!
Allah yakmasın!