MHP 12 Haziran’da yapılacak genel seçimlere 3 adayla giriyor.
    Malum olaylar sonrası 1. sıra adayı istifa etti. Kaldı 3 vekil adayı.
    1. sıra adayının istifa gerekçesinden çok boşalan koltuk konuşulur oldu.
    İstifa sonrası MHP kanadından yapılan açıklamada, boşalan 1. sıra için 2. sıradaki adayın kaydırılacağı dolayısıyla 12 Haziran seçimlerine 3 milletvekili adayla girileceği duyuruldu. 
    Buraya kadar her şey normal, ta ki bir anda gündeme gelen ‘MHP’de 1. sıra boş kalacak, sıralama da değişmeyecek’ iddialarına kadar.
    İddianın çıkış noktası Ak Parti.
    Haliyle seçim öncesi Ak Parti her türlü fırsatı normal olarak değerlendirmek zorunda.
    Ak Parti kanadından yapılan üstü kapalı açıklamalar, kamuoyuna yansıyan iddialar, MHP’nin ifade ettiği gibi 2. sıra adayının 1. sıraya kaydırılamayacağı yönünde.
    E, şimdi ne olacak?
    Bir taraf “Milletvekili sıralaması 1-2-3 şeklinde olacak” diyor, diğer taraf “Hayır öyle bir şey söz konusu değil, MHP’de 1. sıra boş olarak seçime girecek veyahut istifa eden aday seçime her halükarda girecek” diyor!
    Anlaşılan o ki seçim gününe kadar bu tartışmalar bitmeyecek.
    NOTER ONAYLI İSTİFA
    26 Mayıs 2011 tarihli noter onayı bulunan, muhatabı tarafından imzalanmış istifa dilekçesi hafta sonu tarafımıza ulaştı.
    Ne diyor dilekçede; “Milliyetçi Hareket Partisi Yozgat Seçim Çevresi 1. sıra milletvekilliği adaylığından gördüğüm lüzum üzerine istifa ediyorum.”
ANKARA
18. NOTERLİĞİ
    İstifa dilekçesi sabit.
    Peki buna rağmen YSK hükümleri ne diyor!
    Denildiği gibi istifa geçerli olacak mı?
    Veyahut Ak Partililerin iddia ettiği gibi MHP’ye verilen oylar boşa mı gidecek. Daha açık bir ifadeyle MHP Yozgat’tan milletvekili çıkarmak için farzlı mahal 45 bin yerine 90 bin oya mı ihtiyacı var. Ya da MHP’ye verilen oylar istifa eden vekil adayının noter onaylı dilekçesine rağmen O’nu TBMM’ye mi taşıyacak.
1. SIRA ADAYI SADİR DURMAZ
    Hafta sonu küçük çaplı bir araştırma yaptım. Konun muhatapları ile tekrar tekrar görüştüm.
    Yetmedi YSK kararlarına baktım.
    Ne diyor kanun maddesinde biliyor musunuz: “Aday listelerinin kesinleştiği tarihten, oy verme günü saat 17:00’ye kadar ölüm veya istifa nedeniyle aday listesinde meydana gelecek eksilmeler, listelerin tamamlanmasını gerektirmez. Ancak, aday listelerinde istifa, ölüm gibi nedenlerle boşalma olması halinde listedeki aylar liste sırasına göre kaydırılmak suretiyle boşalan yerler doldurulur” hükmü bulunuyor. Aynı hükmün devamında aday listeleri kesinleştiği için istifa eden adayların yerine yeni aday göstermenin mümkün olmadığı vurgulanıyor.
     İlgili yasa metninin ikinci cümlesinde listedeki adaylar liste sırasına göre kaydırılmak suretiyle boşluk doldurulacaktır deniliyor.
    Bu durumda MHP’nin milletvekili sıralaması netleşiyor:
    1-Sadir Durmaz
    2-Mehmet Ali Çakır
    3-Nevzat Kemal Adıbelli
    İstifa eden adayın milletvekili adaylığı ile ilgili hükmü kalmıyor,
    Bu durumda MHP’nin 1 milletvekili çıkarması için iki katı oy almasına gerek kalmıyor. Normal sistem MHP için geçerli olmaya devam ediyor.
MHP YARIŞTA
3 ADAYLA
    Tüm bu tartışmalar bir tarafa gerçek olan bir şey var;  o da MHP bir adayı eksik girecek seçime.
    Onun dışında MHP’nin bir kaybı yok.
    MHP’nin 4-0 gibi bir iddiası yoktu yanlış hatırlamıyorsam. Öyle bir iddiaya sahip MHP’li varsa da 4 yıl daha beklemek zorunda.
    MHP 3 adayla neyi ne kadar yapar, kaç milletvekili meclise gönderir onu görmek için 12 Haziran’ı beklemekten başka çare yok.
    Yüksek Seçim Kurulu hükümlerine rağmen MHP ile ilgili iddialar biter mi?
    Bana sorarsanız bitmez.
    Seçim sathı mahallinde her şeyi mubah gören siyasetçilerimiz elbet atarlar ortaya bir şeyler.
    Doğruyu doğru şekilde konuşmak da siyasetçinin sütüne vicdanına, doğruyu yanlış yapmak da yine sütüne vicdanına.
 SİYASET RÜZGARI
Kalemin terazisi, vicdanın sesi!
Seçim döneminde günahkar ilan ediliriz tüm siyasetçiler tarafından.
    Övgüyle bahsettikleriniz tarafından sevilir, en küçük bir olumsuzlukta yerden yere vurulursunuz.
    Bu durumdan şikayetçi miyim,
    Aslına bakarsanız değilim.
    Bana bu mesleği öğretenler, daha doğrusu aşılayanlar “vefasızlığı”n ne anlama geldiğini de öğretti. 
    Acımasız eleştirilere mağdur kalacağımı en başından söylediler.
    O bakımdan ne övgüye, ne de eleştiriye karşı zerre şaşma olmaz kalemimde.
    Gazetemizin internet sitelerindeki haber ve köşelere zaman zaman yorumlar gelir.
    Kimi memnuniyet verici, kimi ise can sıkıcı yorumladır.
    Geçenlerde bir siyasetçi ile ilgili kaleme aldığım yazıya gelen yorumları sevenler de olmuş sevmeyenler de.
    Sende mi britüs (!) diyenler dahi olmuş.
    Bir yöneticinin, siyasetçinin veyahut herhangi bir zatın yıl içerisinde 364 gün haberini yaparsınız, 365. gün bilerek ya da bilmeyerek olaya yabancı kalmış, haberi kaçırmışınızdır.
    Anında yerden yere vurulur gazeteciliğiniz, alaşağı edilir aradaki samimiyet, karşınızdaki insanın tepkilerine anlam veremez, baka kalırsınız.
    Sanırım olay bu herkesi memnun edememek.
    Sanırım biz gazetecilerin şuna bir karar vermesi lazım, birilerini memnun etmek için mi yazıyorsun, yoksa rahatsız etmek için mi.
    Tek kelimeyle güdümlü müsün güdümlü!
    Sanırım vicdanın sesi burada devreye giriyor/ girmeli..
    Beğenene de eyvallah, beğenmeyene de, hak olan doğruyu yazmak, ahali seni beğense de/beğenmese de.