Devlet A'dan Z'ye her kademesiyle bir bütündür.
    Devlette devamlılığı esas kılanda bu bütünlüktür.
    Her ne kadar bazı devlet kurumları arasında nifak sokulmaya çalışılsa da aslında vatandaşın devletine olan bağlılığı kurumsal yolla gerçekleşir.
    İlde Vali ile başlayıp kamu kurumları ile devam eden halka vatandaşın refah düzeyini de yansıtır.
    Yozgat'ta kamusal alan yıllarca tartışıldı durdu.
    Kimi zaman bürokratın tutumu, kimi zamansa memurunun hal ve hareketli ile değerlendirildi kurum.
    Ama her halükarda ezilen, horlanan, itilen vatandaş oldu.
O yüzden kamusal düzene oldum olası dikkat ederim.
Benim Yozgat'ımın insanı hastane kapılarında çok horlandı, itildi, kakıldı.
    Doktora meramını anlatamadan muayene oldu benim insanım.
    Kamusal alanda bir kurumun gelişimini gözlemek için her şeyden önce başındaki amirin ufkunu değerlendirmek gerekir.
    Bakış açısı o kurumdaki tüm performansı etkiler.
    Bir kurum müdürünün vizyonu ocağındaki çaycısını dahi etkilemeye yeter.
    Yozgat'ta kurumsal anlamda gelişimi yakından takip etmek gerektiğini düşünüyorum.
    Geçtiğimiz hafta içerisinde iki kurumda gerçekleşen olaylardan örnek vererek konuyu biraz daha açabiliriz.
    PTT…
    Hükümetin özelleştirme politikasından nasibini almış, buna bağlı olarak gelişimini bir şekilde sürdüren bir kurum.
    Özelleştirilmesi noktasında kesinlikle sıcak bakmadığım bir kurumdur PTT…
    Stratejik önemi bakımından kesinlikle devlet eliyle yönetilmesi gereken kurumun Yozgat'ta geldiği noktaya kurum müdürü Hayrettin Ceyhan'ın gözünden bakalım.
    Geçtiğimiz hafta makamında ziyaret ettiğimiz Ceyhan, Yozgat'ta açtığı ve açmayı planladığı şubelerle görev yaptığı şehre hizmeti dokunması için çalışan değerli bir bürokrat.
    Yılların tecrübesini Yozgat'a yansıtmakta kesinlikle tereddüt duymayan, emekliliğini beklemek yerine hizmet düsturuyla çalışan bir devlet adamı.
    O'nun hizmet anlayışı, Yozgat'a bakış açısı ile doğrudan orantılı.
    Yani kurum müdürünün vizyonu tüm bürokratik tıkanıklığa rağmen hizmete dönüşe biliyor.
    Yine aynı hafta içerisinde Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü tarafından oluşturulan Çocuk Evi'ndeydik.
    SHÇEK Müdürü İsmail Doğan da bulunduğu kuruma farklı bir vizyon kazandıran, yeniliklere açık, görüntü olsun diye değil de kimsesiz çocukların geleceği için mesai harcayan bir devlet adamı.
    Gerek Hayrettin Ceyhan, gerekse İsmail Doğan sadece birer örnek.
    Onlar gibi değerli bürokratlara sahip bir şehir Yozgat.
    Amma velakin kurum müdürünün önce kendine güven duyması gerekir. Bu da ciddi bir koordine ister.
    Yozgat'ta bu koordine sağlandığı takdirde (siyasi kimlikler bir kenara bırakılarak) kurumsal gelişimin hızla ilerleyeceğini düşünüyorum.
    Tepeden tırnağa bir kurumsal gelişim için devletin kendi içinde bir koordinasyon oluşturması bunu yaparken de sıkı bir özgüvene sahip olması gerektiğini düşünüyorum.