Bir sabah uyandı. O sabah onun için çok güzeldi. Çünkü çok parası vardı. Kumar oynuyordu, uyuşturucu satıyordu iyi olmayan her şeyi yapıyordu. Melekler kadar güzel bir eşi ve dünyalar kadar tatlı 2 tane kız çocuğu vardı ama değerini bilmiyordu. Kumarda yeni kazanmıştı. Çok parası olmasına rağmen yine de ailesine çok para bırakmıyordu. Ailesi çok açtı. Eşi ve çocukları onun umrunda değildi. Onun gözü dönmüştü. Tam bir kumar hastasıydı. Ne kadar konuşsalar ne kadar çabalasalar boşunaydı. Hiçbir şey onu eski günlerine geri getiremezdi. Kim yaptıysa kim soktuysa onu bu hale lanet okuyordu ailesi. Çok değişmişti. Önceden ailesine eşine ve çocuklarına çok değer veriyordu. Onlara bakıyordu, eve ekmek getiriyordu, çocuklarının her isteğini yerine getiriyordu. Namaz kılardı dinine düşkün biriydi. Artık hiçbiri umrunda değildi. Varsa yoksa kumar. Bir sabah kalktı. Mutfağa gitti. Karısı yiyecek olmadığı için sadece 1 tane yumurta kırmıştı zaten ondan başka bir şey yoktu- . Yemedi kahvaltı yapmadı karısından nefret ediyordu. Yüzünü bile görmek istemiyordu. Bakınca midesi bulanıyordu. Hemen koşarak odasına gitti. Karısı arkasından: Dur nereye gidiyorsun? Kahvaltı hazırladım yemek yemeden mi gideceksin? Git başımdan defol! Senden nefret ediyorum artık çık git evimden! Ne diyorsun sen nereye giderim ne yaparım bir başıma? Çocuklar odada tartışma seslerini duyuyordu. Çok korkuyorlardı. Mehmet ( babaları): -Akşam geldiğimde seni burada görmeyeceğim çık git evimden! Dedi ve gitti. Bir lokma yemek yemedi. Yola çıktı otobüs beklememek için taksi çağırdı. Nasılsa çok parası vardı. Çok beklemeden taksi geldi.
    Bindi ve hemen kahveye gitti. Kapıdan geçmeden önce aç olduğunu hissetti. Hemen gidip kendisine bir şeyler ısmarladı. Dillere destan bir kahvaltı yapmıştı. "bu kadar güzel kahvaltı yapmak varken ben neden evdeki iğrenç şeyleri yiyeyim ki?" diye düşündü kendi kendine. Yemeği bitti hesabı ödedi ve hemen oradan çıktı. Acele ediyordu. Bugün çok şanslı hissediyordu kendisini bir an evvel gidip oynamak istiyordu. Çok geçmeden oraya vardı. Herkes onu bekliyordu. Oturdular oyuna akşama kadar oynadılar. Adam bütün parasını koymuştu ortaya. Evet şanslıydı. Yüzü gülüyordu. Kazandı, ortadaki bütün parayı aldı. Yine milyarlar kazandı. Evdekiler yine açtı. Anneleri çocuklarını düşünüyordu. Kumar oynadığını bilmiyordu. Neden değişti? Neden böyle oldu diye düşünüp duruyordu. Çocukları olmasa hemen boşayacaktı ama çocukları büyük engel oluyordu. Çocuklarından birinin adı Melek diğerinin adı Rüya idi. Melek 6 Rüya ise 10 yaşındaydı. Melek' in yaşı küçük olduğu için henüz hiçbir şeyin farkında değildi. Rüya'nın da yaşı küçüktü ama aklı her şeye eriyordu. Ama bir türlü anlamıyordu babasının neden böyle olduğunu.
    Bir tek o değil kimse anlamıyordu. Annesi Artık dayanamadı. Çocuklarının bu durumda olmasına çok üzülüyordu. Aç kalmalarına dayanamıyordu. Üstelik bakkala ve komşularına bir sürü borcu vardı. Kocası bu kadar zenginken çok parası varken ona hiç para vermemesi çok acıklı bir durumdu. Giyindi, hazırlandı ve çocuklarını alıp aşağı indi. Ailesi onu eve almazdı. Biliyordu. Çünkü ailesi Mehmet ile evlenmesine izin vermedi o da izinsiz kaçtı. Şimdi yüzüne bile bakmazlardı onun. Çareyi dışarıya çıkıp yiyecek aramakta buldu. Çünkü kocası onu evde görmek istemiyordu. Ne yapacağı belli olmazdı. Dışarı çıktı. Tabii çocuklarıyla beraber. Onları zaten bırakamazdı. Onlar için yaşıyordu. Bakkala gitti.
    Adama: Senden son kez istiyorum. Ne olur yalvarırım biraz ekmek ve biraz yiyecek ver. Çocuklarım çok aç kendim için istemiyorum. Bana acımıyorsan şu çocuklara acı.
    Adam: Ne diyorsun sen ya o kadar yiyecek verdim hala borcunu ödemedin bana. Kocanın o kadar parası var.
    Kadın: Kocamın o kadar parası var ama vermiyor. Ne yapayım ne olur biraz ver. 
Devamı Yarın