Saf ama kör değil mesela.
Artık görüyor, hem yön veriyor.
Adam takmış çanak anteni çatıya görüyor, izliyor her şeyi.
Tarafı da biliyor taraftarı da.
Yalancı siyasetçiyi de görüyor essahtan laf konuşanı da.
İnansa da haberine izlediği televizyon kanalının kimi desteklediğini adı gibi biliyor, yutmuyor her ısıtılan yalanı.
Cebindeki telefon çekmiyor ama çanak anteni sayesinde dünyayı izliyor.
O da olmadı interneti var.
Akşam yurt dışındaki oğluyla kameradan kavilleşiyor, hasbıhal ediyor Köylü Mehmet Ağa. Benim köylüm artık çok farklı.
Haliyle bu farklar seçim farkını da ortaya koyuyor.
Köylüyü kandırmak öyle kolay değil.
İşini biliyor ahali.
Eli sanırlı, şapkası hasırlı, ayağı çamurlu görüntüsüne bakıp da köyde bol keseden atan varsa benden söylemesi, yutmuyor adamlar.
Hafta sonu bir köy ziyaretim hasıl oldu.
İki köy ziyaret edince, bulunduğum mekanlarda cemaate seçimi sordum.
Seçim havasını öğrenmeye çalıştım.
Köylü öyle pattadan cevap vermiyor.
Neden mi?
Onlar da artık işine geleni seçiyor.
Kimisi ‘Abdestli, namazlı’ olana, Allah’ını bilene diye başlıyor söze,
Kimisi de ne gelir onun hesabında!
Benim siyasi görüşümü öğrenmeden konuşmadı birçoğu.
Önce benden aldılar yanıtı,
Kimine Ak Partiliyim dedim, kimine MHP, daha olmadı CHP’den dem vurdum, yanıt bekledim.
Hayli ilginç yanıtlar geldi.
İsterseniz önce tersten başlayalım köylünün CHP’ye bakış açısını anlatayım sizlere.
Köydeki Hacce (Hatice) Kadın var ya, işte o kadın CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun ‘Her kadını emekli ederim’ vaadinin pekala farkında.
Nasıl emekli edecek acep, parayı nereden bulacak ancak konuşuyor Kemal Efendi diye başlıyor söze Hacce Kadın…
Biraz da sempatik buluyor Kılıçdaroğlu’nu, inanmıyor ama kötü de bakmıyor bu vaade.
Yani Kemal Kılıçdaroğlu köy evine kadar girmiş, amaç buysa pekala başarmış.
E, MHP’yi nasıl bilirsiniz diyorum.
Yaşanan son olayların pekala takipçisi oldukları besbelli, mağdur rolü yüklemişler MHP’ye.
Biraz da duygusal bakıyorlar.
MHP’ye oy verecekleri yoksa dahi sırf baraj altında kalmasın diye oy vereceklerini söyleyenler var.
Sarı çizmeli Mehmet Ağa, ‘Evde 6 baş horanta var. Geçen seçim tamamımız Ak Parti’ye oy verdik, ama belli ki MHP’yi baraj altında bırakmak istiyorlar. 4 oyu Ak Parti’ye oğlanla kızın oylarını da MHP’ye vereceğiz. Baraj altında kalmasınlar yazıktır” diyor.
Ciddi misin diyorum Mehmet Ağa’ya, kasketini kaldırıp, başını kaşıyor; “Bu ülkenin MHP’ye de ihtiyacı var…”
Ak Parti’ye bağlıyoruz mevzuyu.
Bir Ak Parti rüzgarı var elbette köylerde.
Canım kurban diyor evin kadını Tayyip’e…
Allah acısını göstermesin diye devam eden cümleden anlıyorum ki Tayyip Erdoğan sevgisi köylünün kalbine mıh gibi saplanmış çıkmıyor.
Köylü Ak Parti’ye olan bağlılığını dile getirmekte sakınca görmüyor.
Ama beklentilerini de sıralıyor peşi sıra.
Anlayacağınız köylü bizim eski köylü değil.
Saf ama kör hiç değil.
Köyde seçim havası bazen yağmurlu, bazen bulut, kimi zamanda güneşli.
Şu bir gerçek ki, köylü de artık işini biliyor.
İşine geleni söylüyor, kimseyi kırmıyor, incitmiyor, tam bir politika üretiyor.
Köyde seçim havası şimdilik böyle, kimse fazladan kendini kandırmasın.
SİYASET RÜZGARI
CİMRİ VEKİL ADAYI…
Ben cimrilik diye başladım ama kim bilir belki de adamın parası pulu bitmiştir.
Siyaset bu hele bir de seçimdeysen attığın adım, aldığın nefes para.
Bir siyasi partinin bir milletvekili adayı seçim ziyaretlerini tek araçla yürütüyormuş.
Adamın ardında konvoy olsa suç, tek arabası olsa suç.
Tıpkı Nasrettin Hoca misali.
Hoca, eşeğe tek binmiş oğlunu yürütüyor diye kızmışlar, oğlu binmiş kendi yürümüş bu kez de koca adam yürüyor oğlu eşeğe biniyor demişler.
Olmamış ikisi birden binince de ahali eşeğe acımış, vicdansız ilan etmiş hoca ve oğlunu.
Milletvekili adayının seçim çalışmalarını tek bir araçla yürütüyor olması birilerinin dikkatini çekmiş olmalı ki hemen dedikodusunu yapmışlar.
Eminim dedikoduyu yapan da kendi partilisidir.
Cimrilikten midir, yoksa parasızlıktan mıdır bilmiyorum ama ismi bende saklı adayın tek araçla köy ziyareti dedikoduyla karışık reklamını da yaptırmış besbelli.
Hastalar sevk olmak istemiyor
Yozgat’ta sağlık sektörü kaliteyi vatandaşların bilinci sayesinde yakalayacak.
Vatandaş gördüğü kaliteli hizmeti takdir etmesini bilecek, haksızlıkları, yanlışlıkları, düzeltilmesi gerekenleri de dürüstçe dile getirecek.
Bu bağlamda bana kadar ulaşan şikayetlerden bir tanesini dile getirmek istiyorum.
Dikkate alınır alınmaz (genellikle alınmıyor ama) vebali omuzlarımdan gitsin.
Yozgat’ta nefrolog olduğu halde ‘Pereton dializ’ hastalarının Ankara, Kayseri gibi illere sevk edildiği yönünde şikayetler geliyor bir süredir.
Vatandaş sevk zincirinin tamamen bitmesini Yozgat’tan dışarı çıkmayı istemiyor. Özellikle basit bir pereton dializi için. Bu tür basit olaylar yüzenden insanları yormayalım ta başka şehirlere.
Vatandaşın talebi bu, benden söylemesi.