O güzel insanların ne güzel ve candan bir dostlukları vardı. Yarattıkları güzelliklere imrenmemek elde değildi. Hemen hemende yaşadıkları dönemde bizim köydeki tüm düğünleri onlar çaldılar.
Çalışkan, temiz ve paylaşımcı yaşamlarıyla her köye insanlık dersi veren Karakocaoğlu Kışlası Köylüleri, dağ yamaçlarına doğru ilerleyen bakımlı bağları, kısıtlı arazileri, berrak suları, temiz evleri ve güleç yüzleriyle kuytu köylerini güzelleştirip, saygılı yaşamlarıyla çevreye hep örnek olurlardı.
Geçtiğimiz günlerde bu güzel köyün Sayın Nurettin KOÇER tarafından hazırlanan internet sitesine girerek tanıdık yüzler aradım. Maalesef hiç birini tanıyamadım. Şimdi isimlerini unuttum ama eskiden Koçer,Arıkan, Arlıer, Bozkurt, Aras, Candaş, Özdemir, Arslan soyadlarında olanlarından tanıyordum. Hepsi büyük şehirlere göç etmiş, yurt yuva tutmuş, köylerine kısa süreli ziyaretleri nedeniyle simalarındaki aşinalık unutulmuş. Yine aynı vefalı tutumları, memleket sevdaları ve dostani tavırlarının sürdüğü internet sitelerindeki iletilerinden anlaşılıyordu. İşte o iletilerden birkaç örnek aktarmak istiyorum sizlere..
“Köylümüz Satı DOĞAN hastanede yatmaktadır”, “Köyde kaza geçiren Aycan CANDAŞ'ın bacağı alçıya alındı”, “Abdullah KOÇER'in kaynı İbrahim ÜNLÜ vefat etmiştir”, “Tahsin KOÇER bel fıtığı sebebiyle hastaneye yatmıştır”, “Elvan Arıkan'ın eşi Elif ARIKAN küçük bir kaza geçirmiştir”
İyi veya kötü, küçükte olsa bu ayrıntılar dostani ve vefalı buluşmalarla gönüllerine ilaç olup, huzurlu yaşamlarına katkı sağlayacağı düşünüldüğünde aleni bir incelik taşımaktadır.
Anlatmak istediğim örnek iletileri tarihten beri sürdürdükleri birlik, beraberlik ve medeni yaşamlarının yansıyan yönleridir.
Tabiiki artan nüfus, kısıtlı ekonomi, yetmeyen arazi, eğitim, sağlık, çalışma ve sosyal güvence beklentileri her köy gibi bu güzel köyünde terk edilmesine, kaçınılmaz göçün pençesine itilmesine neden olmuş.
Sıcak yüzlü, dost muhabbetli, arkadaş sevdalısı, Türkiye aşığı bu güzel insanlar haklı olarak büyükşehirlere göçmüşler. Yemyeşil yakut görüntülü Kışla kuraklaşmış, ıssızlaşmış. Mahmut Bozkurt'un havuzlu çeşmesi kurumuş, duvarları yıkılmış, Alim Pınarı, Köromar, Üç Arkaç, Arek Tepesi, Ötüyüz, Kertme, Bozbel hüzün dolu. Hey gidi Kışla, heyy..
Aslında Şair Sayın Ertuğrul TÜRKOĞLU'nun Karakocaoğlu Kışlası Köyünü tam olarak tanıtan özlem dolu çok güzel şiirleri var. Onları okuyup duygulanmamak elde değil. İnşallah zamanla o şiirleri Ahmet SARGIN Hocam değerlendirerek gazetemizde yayınlar.
Hatıralarımızın süsü, coğrafyamızın incisi, Yozgat'ımızın yüz akı, yiğit, cömert ve vefalı insanların yaşadığı bu güzel köyün onurlu insanlarına hemşehri kimliğimize saygınlık kazandırdıkları, övünç ve gurur verdikleri için ahirete intikal edenlerine Allah'tan rahmet, yaşayanlarına sağlık, mutluluk ve uzun ömürler diliyorum.
Mor dağları, altın rengi üzümleri, ballı meyveleri, cömert yürekleri, görgülü insanları ve karşılıksız dostluklarıyla sürekli sevgi ve güzellik üreten pırlanta kalpli Kışlalıların tüm Yozgatımızda tanınıp bilinmesini istiyorum. Saygılarımla…