Memlekette kışın ayak sesleri iyiden iyiye duyulmaya başladı.
    Yapraklar bir anda sararıp soldu, bahar kendini göstermeden kış soğuğu Çamlık’tan Nohutlu’ya sardı sarmaladı.
    Kış kapıdan eskisi gibi baktırmıyor baktırmasına ama memlekette bir dert başlıyor ki sormayın gitsin.
    Geçen yıl kış ayında aynı dert vardı öncekilerde de daha öncekilerde de.
    Memlekete kış tek başına soğuk getirmiyor!
    Ya da kış ayının gelişi  tandırda yapılan yufka ekmek, bidonlar dolusu turşu, konserve anlamına gelmiyor.
    Kış ayı Yozgat’ta bazı iş kollarında sezonun bitişi, işsizliğin yeniden dirilişi anlamına geliyor.
    Yaz gelince canlanan inşaat sektöründe binlerce insan ekmek yiyor.
    Kalıpçısı, sıvacısı, dış cephe yalıtımcısı, yapı marketçisi, tarlada çalışan işçisi, topraktan çıkanı satan çiftçisi…
    Yozgat’ta yağmur düşmeye başladığı an bu sektörler deyim yerinde ise kapısına kilit vuran fabrikadan farksız olur.
    Çark durur…
    Sadece Yozgat’ta değil çoğu ilde aynı durum yaşanır yaşanmasına ama Yozgat’ın kamburu biraz büyük olur.
    Geçenlerde iş beğenmeyenlerden bahsetmiştik ya hani,
    Organize Sanayi Bölgesi’nde 600 işçiye ihtiyaç olduğunu yazmıştık,
    Kışın işsizliğinde acaba işsizlerin tercihi olur mu buraları merak ediyorum?
    Yaz mevsiminde bu işlere burun kıvıranlar, eğer iş, aş, ekmek istiyorlarsa koşa koşa giderler fabrikalara.
    Bu ayrı bir dert, ayrı  bir konu.
    Asıl mevzu Organize Sanayi’nin yetmediği yerde…
    Kışın sıvacısı, demircisi, inşaatta amele olanı, sokakta simit satanı ne olacak?
    Her yıl kış mevsiminde kış kapıyı aldığında aklıma gelirdi bu insanlar.
    Bu yıl daha erken düştüler aklıma.
Baharın hüznünden midir, yoksa dün gün boyu yağan yağmurun getirdiği serin havadan mı  bilemiyorum.
Bu kış işsizlerin sayısı artacağa benziyor.
İçimde öyle bir his var.
    Allah hiçbir babayı işsiz, hiçbir genci çaresiz, hiçbir kulunu umutsuz bırakmasın.
    Bir babanın umududur iş.
    İşi olmayanın dünyasını hayal etmesi dahi ızdırap verici.
    Evladının gözüne baktığında umutsuzluğu gören babanın dünyasından bakmak istedim bu gün.
    Dilerim bu kış bereketin ve bolluğun mevsimi olur…
    Kışınız bereketli olsun…
12 YIL SONRA…
    Askerden yeni dönmüş tıfıl denilebilecek kadar hayata yabancı bir delikanlı olarak açtım İleri’nin kapısını.
    O gün bu gündür tam 12 yıl geride kalmış.
    Acısıyla tatlısıyla geçen 12 yılın ardından bu gün farklı bir mekanda olmak ister istemez insanı farklı duygulara gark ediyor.
    Çatı yine İleri, merak edilecek bir durum yok ama mekan farklı.
    Sakarya Caddesi, ING Bank yanındaki 12 yıllık adresi bu gün (Pazartesi) değiştirdik.
    Taşındık anlayacağınız.
    Yeni adresimiz Belediye Sebze ve Meyve Hali girişi…
    Hemen yanımızda kasap ve fırın komşumuz.
    Karşımızda küçük bir manav.
    Sol köşede balıkçı tezgahları.
    Tam solumuzda ise market.
    Bir hayli renkli komşulara sahibiz anlayacağınız.
    Balıkçı komşu olduğu için hangi balık daha taze, hangi meyve yeni gelmiş tüm tüyolar bizde bundan böyle.
    Taşınması kolay olmadı  haliyle.
    Gazetecilik artık teknolojiye göbekten bağlı yapıldığı için teknolojik ağı kurmak biraz zaman aldı haliyle.
    Pazartesi günü itibari ile yeni yerimize geçtik.
    12 yıl insanda haliyle alışkanlık yapıyor. Sakarya Caddesi’ndeki 12 yıllık bir mazinin ardından yeni yerimize nasıl alışırız bilemiyorum.
    Bu günkü yazımı  kaleme alırken o çok alışık olduğum bir ruh halinden çok uzağım anlayacağınız.
    Zamanla buraya da alışacağız alışmasına ama geride kalan 12 yıla bakınca insanın gözünün önünden neler geçmiyor ki?
    Kısaca artık yeni yerimizdeyiz.
    Bu gün yarın tamamıyla yerleşmiş  oluruz. Yolunuz buradan geçtiğinde bir çay içmeye de olsa bekleriz.
    Demedi demeyin…
YOZGAT RÜZGARI
Fakirin kömürü var ya memurun

Her kış olduğu gibi bu kış da fakir ve fukaraya kömür devletten.
    Allah devlete, millete zeval vermesin.
    E, devletin bedava kömürü  insanı iki kez ısıtıyor haliyle.
    Yeşil kartlı bir çok vatandaş bu kömür yardımından yararlanıyor.
    Devlet de sağolsun kömürü bol gönderiyor.
    Fakire fukaraya kömür varda, beni derdim asgari ücretli çalışanda, memurda.
    Borcu olmayan yok memlekette.
    Uçan kuşa borçluyuz doğuştan.
    Anadan borçlu babadan borçlu.
    Bizim memurumuz, asgari ücreli çalışanımızın borcunu tarife kelimeler yetmez.
    Çocukların tam da okula başlama zamanı.
    Kışlık hazın da olacak.
    İşte size kış masrafı.
    Kömürlü evi olan ne yapsın bu kış.
    Borç gırtlağa dayanınca nefes gitmiyor bedene.
    Sıktıkça sıkıyor.
    Bu şehrin memuru kömürünü eve nasıl götüreceğini kara kara düşünüyor.
        Devlet fakiri, fukarayı  bir şekilde ısıtıyor ısıtmasına ama borcu arşı aşmış memuruna ne yapıyor?
    Maaş veriyor daha ne yapsın diyenleri duyar gibiyim.
    Keşke her şey tek başına memur maaşıyla yetseydi.
    Parası olmayanın borcu da belli bir yere kadar oluyor.
    Ama memurun ki bankamatikte başlıyor bankamatikte bitiyor!