Sadece Yozgat'ta değil. Sadece Türkiye'de de değil. Tüm dünyada kadın olmak çok zor galiba...
    Dünyada kadın olmak zor çünkü iki gündür medyadan takip ettiğim kadarıyla, kadın bakanlar, kadın valiler, kadın adaylar hep topun ağzında.
    Sanki medya anlaşmış, tüm kadınları hedef tahtasına yerleştirmiş.
    Vur vurabildiğine...
    Kimi hamile, kimi çocuğunu iyi yetiştirememiş, kiminin kızı evden kaçmış, bazısının oğlu hırsızlık yapmış, kiminin kocası bilmem ne yapmış, yani anlayacağınız hemen her çeşit ihmal, kusur ve suç kadınların üzerine yüklenmeye çalışılıyor..
    Düşündüm de ailevi nedenlerden dolayı, yani karısının, çocuklarının, hatta sevgililerinin bile cezasını hiç bir erkek çekmiyor dünyanın hiç bir yerinde.
    Her nedense?..
    Hani kadının yegane görevi evi idare etmek,  kızını yada oğlunu takip etmek, bu arada kocasına iyi bir eş olmak, diğer aile fertlerine şirin görünmek, komşularına güler yüzlü olmak, bilgili-kültürlü ama salak (!)  gibi görünmek, bunlar kadının adeta zorunlu görevleriymiş gibi bir algılanıyoır nedense az gelişmiş toplumlarda..
    Evet bu dünyada kadın olmanın zorluğu var, bu kesin de Yozgat'ta kadın olmanın zorlukları nelerdir, hiç düşündünüz mü?
    Yozgat'ta kadın olmak, gerçekten “anlatılmaz yaşanır” cinsten zorlukları taşır içerisinde.
    Aslında herşey çok kolay görünür başlangıçta.
    Baban, abin, kocan ya da oğlun konuştuğunda sen abartıyorsundur meseleleri...
    Ama öyle değildir işte, yaşadığın ama bir türü anlatamadığın zorluklar hiç de kolay değildir.
    Seni yaralayıp hatta  sendeletecek kadar da ağırdır üstelik...
    Belki çok kötü şartlarda değilsindir hani okumak için evden kaçmazsın, törelere kurban gitmezsin, küçük yaşta evlenmeye zorlanmazsın ama yine zordur.
    İşte anlatamayacağımız bu tür zorluklar yaşanır Yozgat'ta da... Anadolu'nun benzer kentlerinde de...
    İster adına mahalle baskısı deyin, ister bastırılmış duygular ben yine de zorluğunu birebir yaşayanlardanım yıllardır...
    Hafta sonu yaptığım köy ziyaretinden sonra anladım ki sadece şehirlerde değil, esas köylerde kadın olmak daha zormuş.
    Köyde zenginsen de zor hayatın, fakirsen de...
    Sabahın ilk ışıklarıyla başlayan mücadele akşam zifiri karanlık olana kadar devam ediyor...
    Bir an boş durmak yok, bir an dinlenmek yok...
    Tarla, hayvanlar, bağ-bahçe, ev temizliği, çocuklar, mutfak hepsi seni bekliyor.
    Yani şehirdeki kadınlık görevlerine onlarcası eklenmiş, şartlar daha ağırlaştırılmış seni bekliyor...
    Ve ne güzeldir ki bu mücadeleyi yine ve her daim kadınlar kazanıyor...
    Horlanmasına, dışlanmasına, ezilmesine rağmen  yine de kazanıyor işte...
    Aslında kadınlar kazanıyor ama erkekler de kazanıyor.
    Kadın sırtından kazanıyorlar.
    Sağlam dayanakları var...
    Her daim kadın yanlarında...
    Bazen önde, bazen arkada.
    Ama hep varlar.