Kent Konseyi’nin olağanüstü Genel Kurulu toplantısı vardı. Bir bölümüne katıldım, son bölümüne katılamadım misafirim vardı. Kent Konseyi’ne başkanlık eden arkadaşımız istifa edip ayrılmış. Bu sebeple Konseye başkan seçimi vardı. Ne garip ki; Kent Konseyi’ne oldum olası sıcak bakmadım, bakamadım.
Elbette nedenleri var. Birinci nedeni, Kent Konseyi’nin yaptırım gücü yok. Sadece tavsiye kararları alacak, bu tavsiye kararlarını belediye meclisine sunacak, Belediye Meclisi onaylar veya onaylamaz Kent Konseyi’ni ilgilendirmeyecek. Ya da Kent Konseyi’nin bu manada bir baskı-yaptırım gücü olamayacak. (Yani bizim gazete köşelerinden yazdığımız gibi görüşlerini bildirecek.)
İkinci önemli nedenim; Kent Konseyi’nin bir bütçesi yok. Mali kaynağı, ekonomik gelirleri olmayacak, parayla-pulla uğraşmayacak. İyi de günümüzde hangi iş parasız-pulsuz yapılabiliyor. Ya da para omadan hangi işi yapabilirsiniz? Ekonomiye dayanmayan bir gücün yaptırım olasılığı nedir? Bunu kimse tenkit anlamında algılamasın. Bakın yüzlerce dernek kurulmuş, (parası-pulu olmayan) bu derneklerin aktif bir faaliyeti var mı? Bunu derneklerimizi tenkit için söylemiyorum, Ekonomi olmadan, para ve pul desteği olmadan hiç bir faaliyet hedefine ulaşamıyor.
Üçüncü nedenini de ifade edeyim. Kent Konseyi kuruluşundan günümüze varlığını hissettiremedi. Bürokrasinin kontrolünde giden bir kuruluş, devleti, devlet adamını, yöneticilerini, siyasetçilerini, bürokratlarını ve yaptıklarını nasıl eleştirecek? O eleştiriyi birileri yapmalı ki, yöneticiler kendilerine çeki düzen verebilsinler.
Kent Konseyi olağanüstü Genel Kurulu’nu açış konuşmasında vali beyin konuşmasında bir bölüm dikkatimi çekti. Kusura bakmayın ben de yıllarca öğretmenlik yaptım. “Öğretmenlik edası-havasıyla söylenilen sözlere kimse itibar etmez!” cümlesini onaylamıyorum. Hepimizi yetiştirenler eli öpülesi öğretmenlerimizdir.
Bu ülkenin yöneticileri, idarecileri, siyasetçileri ve bürokratları kimse bize akıl vermesin diyorsa vay gele o ülkenin haline. “Gururlanma padişahım senden büyük Allah var!” diyenleri susturmayan padişahlar bunu bilmiyorlar mıydı? Biliyorlardı ama hatırlatılmasından mutlu oluyorlardı. “Ölüm var ya Ömer!” diyen ashaba Hz. Ömer’in para verdiğini, sözüne kulak verdiğini hepimiz biliyoruz. Nasihat dinlemeyen bir kul olmuşsak, söylenecek sözümüz yok. Hepimizin uyarılara, nasihatlere ihtiyacı var, özellikle kulağımızı çekerek bize öğüt veren o onurlu, şerefli öğretmenlerin öğütlerine çok ama çok ihtiyacımız var. Makam da, mevki de devletin (Milletin) makamıdır. Mülk de Allah’ın mülküdür, bunu herkes biliyor ama ara sıra birilerinin kulağımıza fısıldaması gerekiyor.
Kent Konseyi’nin önerileri olarak okunan bir metin vardı. Bu metnin her maddesini biz köşelerimizde defalarca yazdık; gazete sütunlarına taşıdık. O sorunlar Yozgat’ın genel sorunlarıdır, çözümlenmiş de değillerdir.
Emeklinin, yöneticilerin, elit kadronun dinlenebileceği, eğlenebileceği, oturabileceği yere-mekana gelince arkadaşlarımız haklıdırlar. Yozgat’ta böyle bir yer yok. Yüksek okul öğrencilerinin de, emekli gariban vatandaşlarımızın da, elit kadronun da oturup dinlenebileceği mekanlara ihtiyacımız vardır.
Bunların içerisinde elzem olanları da var. Mesele gerçekten de gariban insanların-emeklilerin oturabilecekleri, dinlenebilecekleri bir yer yok. Malum yaz aylarında bunlar Cumhuriyet Meydanı’nı mekan tutuyorlar. Bu manada şehir merkezinde bir aile parkımız da yok. Bir de yüksekokul öğrencileri için güzel nezih mekanlar açılmalıdır. Ekonomik, ucuz ve temiz mekanlar.
Yazımızın başlığına dönelim; “Kent Konseyi ne işe yarar, ne iş yapar?” dedik. Kimse alınmasın, bugüne kadar şunları yaptık diyen varsa beri gelsin... Hangi ciddi faaliyetin altına imza atılmış ben de merak ediyorum.
Sadece eleştirmiş olmak için eleştiri de bulunma gibi bir hastalığımız da yok. Evet vali bey açılış konuşmasında ciddi konulara değindi. Bu şehrin bir kültürü, edebiyatı var. Bu şehrin zengin bir folkloru var. Bu şehrin kaplıcaları ve geçmişe dayalı bir tarih birikimi var. Bu şehrin yer altı ve yer üstü zenginlikleri var. Bu şehrin artıları var, Ama bunları değerlendirememişiz. Kent Konseyi bunları yapabilir mi? “Yapamaz!” Ama yapmak için ciddi adımlar atabilir.
Yapamaz’a yukarıdaki nedenlerle hayır dedik. Ama yapabilmesi için kollarımızı sıvayıp işe koyulmamız gerekir. Bu da sadece tavsiye karaları almakla da olmaz. Biz de bunu söylüyoruz işte!.. Çok önemli gördüğüm bir konu daha var. Kent Konseyi’nin başkanı niye istifa etmiş? Merak ettim doğrusu. Siyasi iktidarın içinde yer almış olan bir arkadaşımız da... Memuriyeti nedeniyle gibi bir ifade kullanıldı. İşte asıl hayretim de bu yöndedir. Hayretimi merak edenlere konuyu özel olarak anlatırım.