“Kara yazar nazı gülüm
Susmaz dağa çıkar gönlüm
Taşa çalar sazı gülüm
Asar yıkar gamı gönlüm…”
    Gel bu gece benim ol, ay ile yıldızları bir kenara koy.
    Girsin tenin tenime, karışsın terin terime. Kızıl bir yangınsan eğer susma konuş bu gece. İçimi erit, gönlüme gir bu gece.
    Sevişmelerimiz konuşsun, geriye kalan her şey sussun bu gece.
    Aşksızlığın çölünü, kardelenler açan baharlara, söylenmeyen bütün türküleri kır bahçelerine çevirelim, güneş doğana kadar ve yeniden batana kadar sevişelim.
    Gelip geçen yıldızlardan köşkler seçelim. Bu geceyi zevki sefaya çevirelim. Sen bende ben sende bir uykuya geçelim. Adı olmasın, kimseler kalmasın, aşk yansın, töreler yansın bu gece. Sen bende ben sende ölelim, karışalım bir bilinmezliğe ve sonra yıldızları toplayalım göğün göğsünden bu gece.
Gül yüzünde güller açsın
Mis kokular senden kalsın
Sen susansan ömrüm yansın
Yoksan Allah beni alsın…
   
    Aldırma, gözyaşı dökme sen, yanından olduktan sonra ben, susar yıldızlar, söner gece, ay kaçar, gün yine doğar bu gece…
    Azgın bir boğasın karşımda, bir hareketime kalmışsın, bir bakışıma.
    Anlarım kara gözlerinden nasıl da yanmışsın…
    Bir başa bir cana hasret kalmışsın.             Korkma gir koynuma, nice soğuklardan çıktımda geldim ben.
    Buz kesen kalbime ateşsin, sende yan bende yanayım bu gece…
    Kızıl bir yangınsan, aşkın öfkesinden geçmişsen ve bin kere ölmüşsen eğer, adın bahar, bakışın çölde güneşse, ellerin sanat, saçların boynumda hayatsa eğer, konuş bu gece, susma, seviş, ağlama, öfkeni dağlama, gözlerini kör sayma, atıl boynuma, gir koynuma, doğ bu gece…   
Geldi geçti ömrüm gülüm
Derdi verdin söndü közüm
Senden arta kalan külüm
Vur da söv de gitme gülüm…