Alcı Köyünün komşusu olan bu güzide köy, Kerkenes Dağının gerçek sahibidir. Çocuğundan yaşlısına yüzleri batıya dönük, Cumhuriyetçi, misafirperver, aydın ve kültürlü insanlarıyla bilinirler. Yozgat gelenek, görenek ve değerlerine temsil ettiği her yerde artı puan kazandıran Kışlalılar, ikamet ettiği coğrafyalarda dürüst ve saygılı yaşamlarıyla itibar gören bir çizgi oluşturur.
    Oğlum İhsan'la beraber Kerkenes harabelerini gezdikten sonra toprak özlemimizi gidermek için Karakocaoğlu Kışlası Köyü üzerinden Alcı'ya doğru yürüme kararı aldık. Bağlarından üzüm, armut, erik, elma yiyerek Çamderesinden Kışla'ya indik. Susuzluktan dilimiz damağımız kurumuştu. Köy sokaklarında ilerlerken evlerinin önünde oturan bir aileye selam verdik. Ankara'da ikamet ettiklerini söyleyen güleç yüzlü ve sevimli bu aile bizi evlerine buyur etti. Kana kana su içtik. Tok olduğumuzu söylememize rağmen ısrarla yemek ve çay hazırladılar. Alcı Köyü'nden olduğumuzu söyledikten sonra yorgunsunuzdur, bugün burada kalın dediler. Sıcak ve samimi dostluklarına oğlum ve ben hayran kaldık. Çevre evdekilerde aynı ısrarı sürdürüyordu. Ama ertesi gün Ankara'ya geleceğimizden bu nazik davetlerini geri çevirmek zorunda kaldık. Rahmetlik babam özellikle Kışlalıların dürüst ve cömert komşuluklarını sürekli anlatırdı. Bizi Alcı Köyü'ne vasıta ile ulaştırmak istediler. Bizde yürümek ve arazilerimizi görerek özlem gidermek istediğimizi söyleyip ayrıldık.
    Alcı Köyünün kuzeyinde bulunan Kovalı Çayırları, Beşpınar ve Dıraz Yeri mevkii arazilerimiz, Karakocaoğlu Kışlası arazileriyle ortak bir mekan teşkil ediyordu. Eskiden beri bizim hayvanlar onların arazilerine ne kadar kontrolsüz giriş yapsalarda saygılı ve medenice hiçbir zarar vermeden bize iade eder,  ince ve nazik ifadelerle rahatsızlıklarını beyanla, bir daha olmaması için ricada bulunurlardı. Fakat Sarıhacılı, Karaburun, Şahmuratlı ve Alcı Köylüleri bu inceliğe aynı karşılığı vermekte onlar kadar kibar olamaz, aciz kalırlardı. Diyorum ya okumuşu, okumamışı hepside çok medeni ve görgülüydüler.
    Rahmetlik, Davulcu Hidayet Candaş Dayı, genellikle tüm köylerde yapılan düğünlere partneri olan bizim köylü Karaca Emmiyle iştirak eder, paraya pula pek önem vermeden, yorucu pazarlıklar yapmadan, fakirlerin duasını, zenginlerin gönlünden kopan hakedişlerini alarak mesleklerini icra ederlerdi. O güzel insanların ne güzel ve candan bir dostlukları vardı. Yarattıkları güzelliklere imrenmemek elde değildi. Hemen hemende yaşadıkları dönemde bizim köydeki tüm düğünleri onlar çaldılar.
    Çalışkan, temiz ve paylaşımcı yaşamlarıyla her köye insanlık dersi veren Karakocaoğlu Kışlası Köylüleri, dağ yamaçlarına doğru ilerleyen bakımlı bağları, kısıtlı arazileri, berrak suları, temiz evleri ve güleç yüzleriyle kuytu köylerini güzelleştirip, saygılı yaşamlarıyla çevreye hep örnek olurlardı.
    Geçtiğimiz günlerde bu güzel köyün Sayın Nurettin KOÇER tarafından hazırlanan internet sitesine girerek tanıdık yüzler aradım. Maalisef hiç birini tanıyamadım. Şimdi isimlerini unuttum ama eskiden Koçer,Arıkan, Arlıer, Bozkurt, Aras, Candaş, Özdemir, Arslan soyadlarında olanlarından tanıyordum. Hepsi büyük şehirlere göç etmiş, yurt yuva tutmuş, köylerine kısa süreli ziyaretleri nedeniyle simalarındaki aşinalık unutulmuş. Yine aynı vefalı tutumları, memleket sevdaları ve dostani tavırlarının sürdüğü internet sitelerindeki iletilerinden anlaşılıyordu. İşte o iletilerden birkaç örnek aktarmak istiyorum sizlere..  
    “Köylümüz Satı DOĞAN hastanede yatmaktadır”, “Köyde kaza geçiren Aycan CANDAŞ'ın bacağı alçıya alındı”, “Abdullah KOÇER'in kaynı İbrahim ÜNLÜ vefat etmiştir”, “Tahsin KOÇER bel fıtığı sebebiyle hastaneye yatmıştır”, “Elvan Arıkan'ın eşi Elif ARIKAN küçük bir kaza geçirmiştir”
    İyi veya kötü, küçükte olsa bu ayrıntılar dostani ve vefalı buluşmalarla gönüllerine ilaç olup, huzurlu yaşamlarına katkı sağlayacağı düşünüldüğünde aleni bir incelik taşımaktadır. Anlatmak istediğim örnek iletileri tarihten beri sürdürdükleri birlik, beraberlik ve medeni yaşamlarının yansıyan yönleridir.
    Tabiiki artan nüfus, kısıtlı ekonomi, yetmeyen arazi, eğitim, sağlık, çalışma ve sosyal güvence beklentileri her köy gibi bu güzel köyünde terk edilmesine, kaçınılmaz göçün pençesine itilmesine neden olmuş. Sıcak yüzlü, dost muhabbetli, arkadaş sevdalısı, Türkiye aşığı bu güzel insanlar haklı olarak büyükşehirlere göçmüşler. Yemyeşil yakut görüntülü Kışla kuraklaşmış, ıssızlaşmış. Mahmut Bozkurt'un havuzlu çeşmesi kurumuş, duvarları yıkılmış, Alim Pınarı, Köromar, Üç Arkaç, Arek Tepesi, Ötüyüz, Kertme, Bozbel hüzün dolu. Hey gidi Kışla, heyy..
    Aslında Şair Sayın Ertuğrul TÜRKOĞLU'nun Karakocaoğlu Kışlası Köyünü tam olarak tanıtan özlem dolu çok güzel şiirleri var. Onları okuyup duygulanmamak elde değil. İnşallah zamanla o şiirleri Ahmet SARGIN Hocam değerlendirerek gazetemizde yayınlar.
    Hatıralarımızın süsü, coğrafyamızın incisi, Yozgat'ımızın yüz akı, yiğit, cömert ve vefalı insanların yaşadığı bu güzel köyün onurlu insanlarına hemşehri kimliğimize saygınlık kazandırdıkları, övünç ve gurur verdikleri için ahirete intikal edenlerine Allah'tan rahmet, yaşayanlarına sağlık, mutluluk ve uzun ömürler diliyorum. Mor dağları, altın rengi üzümleri, ballı meyveleri, cömert yürekleri, görgülü insanları ve karşılıksız dostluklarıyla sürekli sevgi ve güzellik üreten pırlanta kalpli Kışlalıların tüm Yozgatımızda tanınıp bilinmesini istiyorum. Saygılarımla…