İslam inanışında Kabe ve Mekke'nin üstün bir yeri ve değeri vardır. Allah'a kulluk gayesi ile yeryüzünde ilk defa inşa edilen ma'bed olan Kabe'nin Allah'a kulluk şuurunu en derin ve geniş manası ile insanlara tekin eden islam dininde elbette büyük manevi değeri olmak gerekir.
Kabe , Mescid-i Haram denilen kutsal yerin ortasındadır. Duvar uzunlukları 11-12 metre arasında değişen 13 metre yüksekliğinde, taştan yapılmış dört köşe bir binadır. Üzeri her sene hac mevsiminde yenilenen siyah bir örtü ile örtülüdür. Her köşenin ayrı isileri vardır. Doğu köşesine “Rükn-i Hacer-i Esved” Güney Köşesine Rükn-i Yemani” Batı köşesine “Rükn-i şami” Kuzey köşesinede” Rükn-i Iraki” denir.
Kabe'nin kuzey doğu duvarında (Rükn-i Hacer-i Esvedile Rükn-i Iraki arasında) yerden 2 metre kadar yükeklikte Kabe'nin kapısı vardır. Bu duvarın, Rükn-i Hacer-i Esved ile kapı arasında kalan kısla “Mültezem” denir.
Hacer'i Esved : 18-19 cm kutrunda kırmızımsı esmer, parlak bir taştır. Hz. İsmail tarafından Ebia Kubeys dağından getirilen bu mübarek taş ellerin sürülmesiyle siyahlaşmıştır. Tavafa bu taşın hizasından başlanır şavtta (dönmede) selamlanır.
Mekke ve Kabe bugün İslam dünyasının en kutsal yeridir. Mekke'nin bir şehir olarak kimler tarafından kurulduğu kesin olarak bilinmiyor. Ancak Hz. İbrahim'in oğlu Hz. İsmail ile eşi Hacer'i orada bırkamasından, ilahi bir lutuf olarak zemzem suyunun bu çölde kaynamasından ve Kabe'nin burada büyük Peygaberlerden olan Hz. İbrahim tarafından inşaasından sonra, Mekke'nin yıldan yıla gelişen bir yerleşme yeri olduğunda şüphe yoktur.
Kabe ve Zemzem ile Hz. İbrahim'e uzanan kutsal hatıralar Mekke'yi değerlendirmiştir. Hz. İbrahim kabul edilen duası ve alemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Muhammed'in bu şehirde doğuşu ile Mekke bir başka yücelik daha kazanmıştır. Kabe'nin yer yüzünde Allah'a kulluk gayesi ile ilk defa inşa edilen bina olduğunu yüce Allah Kur'an-ı Kerim'de şöyle bildiriyor.
“Şüphesiz alemler için, çok feyizli ve aynı hidayet olmak üzere, konulan ilk ev (ma'bed) elbette Mekke'de olanıdır. Orada apaçık alemler ve İbrahim'in makamı vardır. Kim oraya girerse (taarruzdan) emin olur. Ona bir yol bulabilenlerin (gücü yetenlerin) Beyt-i hacı (ve ziyaret) etmesi Allah'ın insanlar üzerinde bir hakkıdır. Kim küfrederse şüphesiz ki Allah alemlerden gani (Müstanidir.) ( Ali imran 96-97)
Kabeyi ilk defa Hz. Adem yere indirildiğinde; yerin genişliğini gördü . Bu geniş yüzeyde kimsecikler yoktu. Allah'a : Ey Rabbim! Yer yüzünde onu imar eden, benden başka sana hamdü senalarda bulunan ve seni takdis eden ykmu? dedi.
Yüce Allah ona : “Ben yeryüzünde senin evladından bana şükrederek beni yücelten kimseler yaratacağım. Yeryüzündeki mabedlerden birini seçerek büyük saygımı ona tahsis edeceğim. Saygı değer ve emniyetli bir yer kılacağım. O'nun çevresinde, altında ve üstünde her yaratık güven içinde yaşayacaktır.
Saygı değer Haremim : Sayanı bende sayarım. Kim O'nun ahalisini korkutursa benim himayeme tecavüz etmiş olur.
Bu benim Mekke vadisinde ktlu eylediğim ilk evimdir. Her taraftan insanlar, grup grup, zayıf develere binerek, her türlü uzak yerlerden gelerek evimi ziyaret ederler. LEBBEYK, LEBBEYK (Buyur, Buyur) diye avazlarıyla kalblerini titretir, ağlayarak gözlerinden yaşlar akıtırlar. Yüksek sesle tekbir okurlar. Başka bir şey düşünmeden hacc yapmak üzere gelen kimse benim katıma gelmiş ve beni ziyaret etmiş olur, benim konuğum sayılır.
Cömert kimsenin görevi, konuğumu ağırlamak ve bütün ihtiyaçlarını ve dileklerini karşılamaktır. Ey Adem, sen sağ oldukça Umre ve Hacc yap, senden sonra gelen kimseler, milletler ve toplumlar, senin neslinden gele peygabberler, birbiri ardından aylrca evimi ziyaret ederler.
Yüce Allah Hz. Adem'e “Arşımın hizasında benim haremim vardır. Sen oraya git benim için bir ev (ma'bed) yap Meleklerimin arşımın çevresini nasıl tavaf ettiklerini gördün. Sen de bu evimiz çevresini o şekilde tavaf edersin. Ben orada senin ve bana iteat eden evladının dualarını kabul edeceğim. dedi.
Hz. Adem bu emirlere uyarak Kabeyi inşa etti Daha sonra Arafat'a gitti Allah O'na haccın merasimini öğretti. Mekke'ye dönüp Kabe'yi tavaf etti.
Kabeyi ilk defa Hz. Adem'in bina etmiş olduğu konusundaki bilgilerimiz bu rivayetlerdir. Ama Kabe'nin ikinci defa Hz. İbrahim ve Oğlu Hz. İsmail tarafından yapıldığında hiç şüphe yoktur.
Hz. Adem'in inşaa ettiği Kabe tufanla yıkılıp yok olmuştu. Yüce Allah Hz. İbrahim'e yer yüzünde bana ibadet edilecek bir ev yap diye vahy etti. (İbrahim suresi 37) Hz. İbrahim bu mabedin nerede yapılacağını bilmiyordu. İlahi bir önderlikle Kabe'nin yeri Hz. İbrahime'e gösterildi ve planı öğretildi.
Hz. İbrahim'le Hz. İsmail Kabe'yi İkinci kez inşaa ettiler. Bu inşaatın sahibi Allah, mimarı Cebrail, Ustası Hz. İbrahim, çırağı Hz. İsmail'dir.
Kabe'nin inşaası bitmiş, ancak bir taş konula bilecek bir yer kalmıştı. Hz. İsmail, burası için bi taş bulmaya giderken babası:
“Senden istediğim biçimde bir taş getirmeni bekliyorum” dedi.
Hz. İsmail bir taş getirmişti. Fakat Hacer-i Esved'in aranılan taşın yerine konduğunu gördü ve “ Ey babam! bu taşı sana kim getirdi? diye sordu.
Hz. İbrahim “Senin bunu yapabileceğine güvenmeyen biri” diye cevap verdi.
Hacer-i Esved'i (Siyah taşı) getiren Cebrail a.s. idi.
Kabe'nin yapısı tamalandıktan sonra Yüce Allah Hzİbrahim'e haccın farz olduğunu halka bildirmesini emir buyurdu. Hz. İbrahim bu emri alınca Kabe'nin inşasında kullanılan iskelenin üstüne vea Ebu Kubeyşdağına çıkarak dört bir yana seslendi. Ey Allah'ın kulları gidip ziyaret etmeniz için bir ev (Kabe) yapıldı. Oraya gidip Haccediniz diye bağırdı.
O'nun bu davetini işiten müminler de “LEBBEYK ALLAHÜMME LEBBEYK” Buyur Allah'ım Buyur diye cevap verdiler.
Halk arasında çağırılmak diye de adlandırılır.
Hz. İbrahim'in makamı ve onda Hz. İbrahim'den bize gelen ayak izlerinin de belgelenmiş hatıraları vardır. Bu kutsallığı belgeleyenler dizisinde Hacer-i Esved'in yeri en yücedir. Kıblemiz Kabe'ye yönelerek şöyle sesleniyoruz.
“BİZDEN SELAM OLSUN BEYTULLAHA”
Yüce Allah bütün müslümanlara Kabe'yi ziyaret etmeyi Hacer-i Esved-i öpmeyi nasip eylesin! AMİN