Bu gün kafam düden daha karışık. Anlayamadığım, anlam veremediğim, izahatini, manasını bulamadığım şeyler yaşıyorum.

En azından şunu biliyorum ki Yozgat’a dair birkaç soru işaretim daha oldu beynimde.

Memlekette fabrika bir, iki, üç… Saysanız 10’u bulmaz…

Yıllarca söyleneduran Acemi Er Eğitim Kışlasının yeniden gelme ihtimali de yok gibi…

Güçlü bir üniversite hayalimiz vardı, onu da kendi ellerimizle nefessiz bıraktık, geleceğini kararttık.

Devlet fabrika kurmuyor, aksine son fabrika da (Şeker Fabrikası) özelleştirildi. Belki de kapacak.

Ekonomisi yastık altına ve bankalara kaymış,

Esnafı eh işte bir durumdan bir türlü kurtulamamış.

Bu şartlar altında işsizlik peynir ekmek gibidir. İşsizler her yerde…

İyi ama bakıyorum Eren Çorap Fabrikası’na işçi bulamıyor…

24 saat vardiyasıyla çalışan Organize Sanayi’nin en önemli üretim potansiyeline sahip fabrikası olan Eren Çorap personel bulamadığı için Pazarlarını tatil etmiş.

İki yıl önce şehrin meydanına ‘İŞ İLANI’ vermemiş miydi Yimteks?

Sorsanız bakkallar dahi çırak bulamıyor.

En basit örneği biz İleri Gazetesi, gazete dağıtımı yapacak eleman bulamadık aylarca!

Bu durumda memlekette istihdam alanı var mı?

Az veya çok memleketin istihdam kapasitesi varmış demek ki…

Ben düne kadar memlekette işsiz olmadığı için işletmelerin, fabrikaların personel bulamadığını zannediyordum.

Ama öyle değilmiş gözlerimle gördüm. Gördüm inanasım gelmedi.

Nasıl olur dedim…

Dün Çağrı Merkezi’nin alacağı 100 işçiden biri olmak için İş-Kur’un kapılarını kıracak duruma getiren insanların Eren Çorap Fabrikası’ndan haberi yok mu?

Ya da işçi arayan diğer işletmelerden…

Hadi diyelim 10’unun yok, 100’ünün, bininin de mi yok…

3 bin kişi müracaat etmiş Çağrı Merkezi’nin çalışanı olmak için.

Elbette ki her insan en iyi şartlarda çalışmak, en iyi maaşı almak, ortamı ve patronu en iyi bir işe sahip olmak ister.

Bunu asla ve kat’a inkar etmiyorum…

İnsan nefsinin iyi kavramı yoktur. İyinin her zaman daha iyisi vardır ki, bu da insanoğlunun nefsini doyumsuz kılar.

İş arama noktasında da beğenmeyen yanımız, ya da beklentilerimizi tavan yaptıran yanımız ekmek kaygısı mı yoksa keyfiyet mi? İşte onu iyi ayırt etmek zorundayız.

Yani işi ekmek, rızk temini için mi arar insan,

Yoksa iş olsun diye mi?

Bazı insanlar vardır, sırf evlenebilmek için göstermelik işlere girer.

Askerden döndüğüm sıra evlenme hazırlığında, kız isteme aşamasında olan bir arkadaşımın kızı, yani eşini isteyince kadar geçici, göstermelik bir iş aramaya başlamıştı.

Çağrı Merkezi’nde çalışan olmak için bir biri ile yarışan genç arkadaşları görünce, memlekette işçi bulamayanlar geldi gözümün önüne.

Hayretim, şaşkınlığım ve kaygılarım daha da arttı.

Kaygılıyım çünkü Yozgat’ın gelişiminde genç nesillere öyle büyük görevler düşüyor ki…

Kaygılıyım çünkü meslek hayatım boyunca her zaman Yozgat’ın ‘Tekelleşen’, insanları ‘Modern köleliğe’ sürükleyen, makus talih diye yutturulan ‘Pranga’ düzenine karşı durdum.

Şu da hiçbir zaman taviz vermeyeceğim bir hayat düsturumdur, ekmek helalinden kazanıldığı takdirde işin nev’i önemli değildir.

İş-Kur kapısında iş arayan kardeşlerime hayırlı kazançlar ve aydınlık bir baht diliyorum.

Akıl vermek değil ama işe bakış açımız bu şekilde devam ettiği müddetçe beklediğimi kapıların açılması zorlaşacak, bu gün beğenmediğimiz işler yarın ulaşılmaz kapılar olacak.

İşte o zaman rızk mücadelemiz harp meydanlarındakinden daha zor olacak.

YOZGAT RÜZGARI

ÇEDAŞ’ın hakkı vatandaş hakkı!

ÇEDAŞ’la ilgili şikayetler artınca dayanamayıp ÇEDAŞ Müdürü Osman Bey’den acil bir açıklama varsa bir sorun çözüm istemiştim.

Aynı günün sabahında gazetemize ÇEDAŞ’tan yazılı bir açıklama geldi.

Bu gün özellikle manşet haberimiz olarak yer vermek istedik bu açıklamalara.

Çünkü devlet kurumuyken özelleşmiş bir işletme hakkında ortaya atılan iddialar ve mağduriyet yaşadığını iddia eden vatandaş kitlesi var.

Pek tabiî ki her zaman cephemiz, yönümüz, tarafımız vatandaştan yana.

Ama ortada hakiki bir sorun varsa…

ÇEDAŞ’ın abone güncellemesi yaparken ortaya koyduğu politika ve gerekçesine bakınca açık söylemek gerekirse söylenecek bir şey yok!

Yok çünkü devlet özelleştirirken bu kuruma o hakkı vermiş!

ÇEDAŞ’ın faturalara yansıttığı kayıp-kaçak bedelini alma hakkı varmış çünkü o da devlet eliyle verilmiş!

ÇEDAŞ’ın uygulamalarında yasal olmayan hiçbir durum yok.

Devlet özelleştirdiği kuruma vermiş her türlü hakkı.

Tek taraflı değil elbette vatandaşın da haklı olduğu yanlar var lakin bizim vatandaş olarak haklılığımız ÇEDAŞ’ın haksız olduğunu göstermiyor!

Göstermiyor çünkü ortaya konulmuş devlet hükümleri vatandaşın hakkını korumuyor.

İnsanları aydınlattığı için ÇEDAŞ Müdürü Osman Bey’e ayrıca teşekkür ediyorum.