Kıymetli okuyucular, hepinizin mübarek Ramazan ayını tebrik ediyor, yüce Allah’tan daha nicelerine birlikte ulaşmayı diliyorum. Bildiğiniz üzere iki haftadır iş sağlığı ve güvenliği konusunu sayfamızda tartışıyoruz. Ancak kanunda yapılması amaçlanan değişiklik teklifi, torba yasa denilen 478 sıra sayılı kanun teklifi çerçevesinde ele alınmış olup, yazımızın yazıldığı bu dakikalarda henüz kabul edilmediğinden net bir şey söylemek yine mümkün olmayacaktır. Hazırlanan ve TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda kabul edilen teklife göre kanunun yürürlük tarihlerinin;
4857 sayılı İş Kanunu mülga 81. Maddesi kapsamında çalışanlar hariç kamu kurumları ile 50’den az işçi çalıştıran az tehlikeli sınıfta yer alan işyerleri için 01.07.2016,
50’den az işçi çalıştıran tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerleri 01.01.2014,
Diğer işyerleri için 01.01.2013 tarihinden itibaren olması teklif edilmektedir.
Bu durumda, bazı işyerleri için kanunla iki haftadır yazmakta olduğumuz ve bugün sona erdireceğimiz yükümlülüklerin zorunlu olarak yerine getirilme tarihleri ileri ötelenmiş olmaktadır.
Bugünkü yazımızda iş sağlığı ve güvenliği kurulu, iş kazası ve meslek hastalığı bildirimleri ve eğitimleri ile sağlık gözetimi üzerinde duracağız. 6331 sayılı kanunun 22. Maddesine göre; elli ve daha fazla çalışanın bulunduğu ve altı aydan fazla süren sürekli işlerin yapıldığı işyerlerinde işveren, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili çalışmalarda bulunmak üzere kurul oluşturacak ve iş sağlığı ve güvenliği mevzuatına uygun kurul kararlarını uygulayacaktır.
Altı aydan fazla süren asıl işveren-alt işveren ilişkisinin bulunduğu hallerde;
a) Asıl işveren ve alt işveren tarafından ayrı ayrı kurul oluşturulmuş ise, faaliyetlerin yürütülmesi ve kararların uygulanması konusunda iş birliği ve koordinasyon asıl işverence sağlanacak,
b) Asıl işveren tarafından kurul oluşturulmuş ise, kurul oluşturması gerekmeyen alt işveren, koordinasyonu sağlamak üzere vekâleten yetkili bir temsilci atayacak,
c) İşyerinde kurul oluşturması gerekmeyen asıl işveren, alt işverenin oluşturduğu kurula iş birliği ve koordinasyonu sağlamak üzere vekâleten yetkili bir temsilci atayacak,
ç) Kurul oluşturması gerekmeyen asıl işveren ve alt işverenin toplam çalışan sayısı elliden fazla ise, koordinasyonu asıl işverence yapılmak kaydıyla, asıl işveren ve alt işveren tarafından birlikte bir kurul oluşturacaktır.
Aynı çalışma alanında birden fazla işverenin bulunması ve bu işverenlerce birden fazla kurulun oluşturulması hâlinde işverenler, birbirlerinin çalışmalarını etkileyebilecek kurul kararları hakkında diğer işverenleri bilgilendirecektir.
Özellikle birden fazla işyerinin bulunduğu han, çarşı gibi yerler için kanun ayrı bir koordinasyon düzenlemesi de getirmiştir. Buna göre; birden fazla işyerinin bulunduğu iş merkezleri, iş hanları, sanayi bölgeleri veya siteleri gibi yerlerde, iş sağlığı ve güvenliği konusundaki koordinasyon yönetim tarafından sağlanacaktır. Yönetim, işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliği yönünden diğer işyerlerini etkileyecek tehlikeler hususunda gerekli tedbirleri almaları için işverenleri uyaracak ve bu uyarılara uymayan işverenleri Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na bildirecektir.
Kanunla kurul oluşumu yanında çalışanların eğitimi konusunda bazı konular özellikle ayrılmış ve bazı konularda da durumun meydana gelmesi ile eğitimin yenilenmesi mecburi tutulmuştur. Buna göre işveren; çalışanların iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerini almasını sağlar. Bu eğitim özellikle; işe başlamadan önce, çalışma yeri veya iş değişikliğinde, iş ekipmanının değişmesi hâlinde veya yeni teknoloji uygulanması hâlinde verilir. Eğitimler, değişen ve ortaya çıkan yeni risklere uygun olarak yenilenir, gerektiğinde ve düzenli aralıklarla tekrarlanır.
Geçen haftaki yazımızda değindiğimiz çalışan temsilcilerinin kanun özel olarak eğitilmesini istemiştir. Ayrıca, burada değinilmesi gereken önemli bir husus da, mesleki eğitim alma zorunluluğu bulunan tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işlerde, yapacağı işle ilgili mesleki eğitim aldığını belgeleyemeyenlerin çalıştırılamayacağıdır. Yine tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde; yapılacak işlerde karşılaşılacak sağlık ve güvenlik riskleri ile ilgili yeterli bilgi ve talimatları içeren eğitimin alındığına dair belge olmaksızın, başka işyerlerinden çalışmak üzere gelen çalışanlar işe başlatılamayacaktır.
İşverenlerin yukarıda sayılan eğitimlerin maliyetini çalışanlara yansıtması yasaklanmıştır. Çalışma süreleri açısından ise eğitimlerde geçen süre çalışma süresinden sayılacak, eğitim sürelerinin haftalık çalışma süresinin üzerinde olması hâlinde, bu süreler fazla sürelerle çalışma veya fazla çalışma olarak değerlendirilecektir.
Yine iş kazası geçiren veya meslek hastalığına yakalanan çalışana işe başlamadan önce, söz konusu kazanın veya meslek hastalığının sebepleri, korunma yolları ve güvenli çalışma yöntemleri ile ilgili ilave eğitim verilecek, ayrıca, herhangi bir sebeple altı aydan fazla süreyle işten uzak kalanlara, tekrar işe başlatılmadan önce bilgi yenileme eğitimi verilerek işe ondan sonra başlatılacaktır.
İş sağlığı ve güvenliğinin, her türlü önlem ve engellemelere karşı olmazsa olmazı maalesef iş kazaları ve meslek hastalıklarıdır. Kanun, iş kazası ve meslek hastalıklarının bildirimlerini de sürelere bağlamış bulunmaktadır. İşverenler, aşağıdaki hallerde belirtilen sürede Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirimde bulunmalıdır.
a) İş kazalarını kazadan sonraki üç iş günü içinde.
b) Sağlık hizmeti sunucuları veya işyeri hekimi tarafından kendisine bildirilen meslek hastalıklarını, öğrendiği tarihten itibaren üç iş günü içinde ilgili sosyal güvenlik birimine bildirecektir.
Bununla birlikte işyeri hekimi veya sağlık hizmeti sunucuları; meslek hastalığı ön tanısı koydukları vakaları, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularına sevk edecek; sağlık hizmeti sunucuları kendilerine intikal eden iş kazalarını, yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucuları ise meslek hastalığı tanısı koydukları vakaları en geç on gün içinde Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirecektir.
Konumuzla ilgili olarak vereceğimiz son bilgiler, çalışanların sağlık gözetimi hakkında olacaktır. İşverenler, çalışanların işyerinde maruz kalacakları sağlık ve güvenlik risklerini dikkate alarak sağlık gözetimine tabi tutulmalarını sağlamakla yükümlü tutulmuştur. Bu doğrultuda; aşağıdaki hallerde işverenler çalışanların sağlık muayenelerinin yapılmasını sağlamak zorundadır: 1) İşe girişlerinde.
2) İş değişikliğinde.
3) İş kazası, meslek hastalığı veya sağlık nedeniyle tekrarlanan işten uzaklaşmalarından sonra işe dönüşlerinde talep etmeleri hâlinde.
4) İşin devamı süresince, çalışanın ve işin niteliği ile işyerinin tehlike sınıfına göre Bakanlıkça belirlenen düzenli aralıklarla.
Yine değinmemiz gereken önemli nokta, tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde çalışacakların, yapacakları işe uygun olduklarını belirten sağlık raporu olmadan işe başlatılamayacağıdır.
6331 sayılı kanun kapsamında alınması gereken sağlık raporları, işyeri sağlık ve güvenlik biriminde veya hizmet alınan ortak sağlık ve güvenlik biriminde görevli olan işyeri hekiminden alınacak, sağlık gözetiminden doğan maliyet ve bu gözetimden kaynaklı her türlü ek maliyet işverence karşılanacak ve çalışana yansıtılmayacaktır.
Değerli okuyucular, bu mübarek Ramazan ayında, tüm işçilerimiz, işverenlerimiz ve diğer çalışanlar için kazasız, hastalıksız, sağlıklı ve güvenli bir çalışma yaşamı dilerken, üç haftadır sürdürdüğümüz iş sağlığı ve güvenliği kanunu tanıtımının, sizlere faydalı olduğunu umuyor, önümüzdeki hafta çalışma yaşamının diğer konularında buluşmak üzere sağlıcakla kalın diyorum. Selamlar … [email protected]