Kararla birlikte e-ticaret platformlarının uzun yıllardır tüketici şikayetlerinde dayanak gösterdiği "Biz sadece yer sağlayıcıyız, satıcı değiliz" savunmasına hukuki zemin oluşturan düzenlemeler yürürlükten kaldırıldı.
İnternet alışverişlerinin her geçen yıl daha fazla yaygınlaşmasıyla birlikte ayıplı ürün, garanti, iade ve teslimat kaynaklı uyuşmazlıklar da artarken, Anayasa Mahkemesi'nin kararı tüketici haklarının güçlendirilmesi açısından önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor.

Tüketicilerin Hak Arama Sürecini Etkileyecek
Kararın ardından, ürün bedelini tahsil eden ve satış sürecini yöneten e-ticaret platformlarının tüketiciye karşı sorumluluğu yeniden gündeme geldi. Uzmanlar, bundan sonraki süreçte platformların tüketici taleplerine karşı daha dikkatli hareket etmek zorunda kalacağını ve hak arama süreçlerinde önemli değişiklikler yaşanabileceğini belirtiyor.
Özellikle arızalı ürün, garanti kapsamı, değişim ve para iadesi gibi konularda yaşanan anlaşmazlıklarda platformların sorumluluğuna ilişkin tartışmaların önemli ölçüde netleşmesi bekleniyor.

Dijital Karakol'dan Dikkat Çeken Değerlendirme
Tüketiciler Birliği bünyesinde faaliyet gösteren Dijital Karakol platformunda yayımladığı değerlendirmede gazeteci Nesih Tanrıverdi, e-ticaret sitelerinin tüketicilere karşı sorumluluğunu ayrıntılı şekilde ele aldı.
Tanrıverdi, tüketici hakem heyetlerine yapılan başvurularda, internet üzerinden cep telefonu satın alan ancak ürünün arızalanmasının ardından platformlardan destek alamayan çok sayıda tüketicinin mağduriyet yaşadığını ifade etti.
Yıllardır birçok platformun, "Biz yalnızca yer sağlayıcıyız, ürünü biz satmadık. Muhatap üretici veya satıcı firmadır." şeklinde savunma yaptığını hatırlatan Tanrıverdi, bu yaklaşımın tüketici mevzuatı açısından geçerli olmadığını belirtti.

"Ücreti Tahsil Eden Platform Satıcı Konumundadır"
Tanrıverdi, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un satıcı tanımına dikkat çekerek, tüketiciden ürün bedelini tahsil eden ve satış sözleşmesinin tarafı olan platformların hukuken satıcı konumunda değerlendirildiğini ifade etti.
Değerlendirmesinde şu görüşlere yer verdi:
"6502 sayılı Kanun'un 'Tanımlar' başlıklı 3. maddesinde satıcı; ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye mal sunan ya da mal sunanın adına veya hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişi olarak tanımlanmaktadır. İnternet platformu yalnızca alıcı ile satıcıyı buluşturmakla kalmıyor, aynı zamanda satış sözleşmesini kuruyor ve ürün bedelini tahsil ediyor. Bu nedenle satıcı sıfatını taşıyor ve kanundan doğan yükümlülüklerini yerine getirmek zorunda."
Ayıplı Üründe Tüketicinin Seçimlik Hakları Devam Ediyor
Tanrıverdi, 6502 sayılı Kanun'un 11'inci maddesinde düzenlenen ayıplı mala ilişkin tüketici haklarının da geçerliliğini koruduğunu vurguladı.
Buna göre tüketiciler, ayıplı ürünle karşılaşmaları halinde;
Ürünün ücretsiz onarımını,
Yenisiyle değiştirilmesini,
Satış bedelinde indirim yapılmasını,
Sözleşmeden dönerek ücret iadesini talep edebiliyor.
Tanrıverdi, ürün bedelini tüketiciden tahsil eden e-ticaret platformlarının bu talepler karşısında birinci derecede sorumluluk taşıdığı görüşünü dile getirdi.

AYM Eski Düzenlemeleri İptal Etti
Anayasa Mahkemesi, e-ticaret platformlarının tüketicilere karşı sorumluluğunu sınırlandırdığı değerlendirilen bazı düzenlemelerin Anayasa'ya aykırı olduğuna hükmederek iptal edilmesine karar verdi.
Kararla birlikte mevcut düzenlemelerin yürürlükten kalkması nedeniyle oluşabilecek hukuki boşluğun giderilmesi amacıyla ilgili kurumlara yeni mevzuat hazırlama süresi tanındı.
Buna göre e-ticaret alanındaki yasal düzenlemelerin, Anayasa Mahkemesi'nin iptal gerekçeleri doğrultusunda Mart 2027'ye kadar yeniden hazırlanması gerekiyor.
Tüketici Haklarında Yeni Süreç Başlıyor
Uzmanlar, AYM'nin iptal kararının e-ticaret sektöründe faaliyet gösteren platformların tüketici ilişkilerini yeniden şekillendireceğini değerlendiriyor.
Yeni süreçte internet üzerinden satış yapan platformların, tüketici şikayetleri karşısında daha etkin sorumluluk üstlenmesi, iade ve garanti süreçlerinde daha hızlı çözüm üretmesi beklenirken, tüketicilerin de haklarını doğrudan platformlardan talep edebilmesine yönelik hukuki zeminin güçlendiği ifade ediliyor.
Anayasa Mahkemesi'nin kararı, internet alışverişlerinde yaşanan uyuşmazlıkların çözümünde emsal niteliğinde değerlendirilirken, hem tüketiciler hem de e-ticaret sektörü açısından yeni bir dönemin başlangıcı olarak görülüyor.




