Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) Haziran ayı enflasyonunu aylık yüzde 0,99, yıllık ise yüzde 32,11 olarak açıkladığını hatırlatan Taşkın, farklı kurumların açıkladığı verilerin ekonomik tabloya ilişkin önemli farklılıklar ortaya koyduğunu söyledi.
İstanbul Ticaret Odası'nın (İTO) Haziran ayı enflasyonunu aylık yüzde 1,14, Enflasyon Araştırma Grubu'nun (ENAG) ise yüzde 1,94 olarak açıkladığını belirten Taşkın, ENAG'ın yıllık enflasyonu yüzde 51,49 olarak hesapladığını ifade etti.
"Tüik Yine Şaşırtmadı"
TÜİK'in açıkladığı enflasyon oranlarının memur ve memur emeklilerinin maaş artışlarını belirlediğini kaydeden Taşkın, Haziran ayı verileriyle birlikte memur ve memur emeklilerinin altı aylık enflasyon farkının yüzde 6,09 olarak gerçekleştiğini söyledi.
Temmuz ayında toplu sözleşme zammı ve enflasyon farkıyla birlikte memur ve memur emeklilerine yaklaşık yüzde 13,52 oranında maaş artışı yapılacağını belirten Taşkın, bu artışın vatandaşın günlük yaşamda hissettiği gerçek fiyat artışlarını karşılamaktan uzak olduğunu savundu.
"Memurlar SSK Ve Bağ-Kur Emeklilerinden Daha Düşük Zam Alıyor"
Mevcut toplu sözleşme sisteminin memurlar açısından adaletsizlik oluşturduğunu ifade eden Taşkın, şunları söyledi: "Memur maaşları doğrudan gerçekleşen enflasyon oranında artırılmıyor. Toplu sözleşme gereği yalnızca belirlenen sınırı aşan bölüm enflasyon farkı olarak maaşlara yansıtılıyor. Bu nedenle SSK ve Bağ-Kur emeklileri yaklaşık yüzde 17,76 oranında zam alırken, memur ve memur emeklileri yüzde 13,52 seviyesinde artış alıyor. Yaklaşık 4,3 puanlık bir fark oluşuyor."

"Açıklanan Veriler Birbiriyle Çelişiyor"
TÜİK ile bağımsız araştırma kuruluşlarının enflasyon verileri arasında ciddi farklılıklar bulunduğunu dile getiren Taşkın, maaş artışlarının en düşük enflasyon verisi esas alınarak hesaplanmasının çalışanların alım gücünü her geçen gün daha da düşürdüğünü ifade etti.
"Çalışan Yoksulluğu Derinleşiyor"
Kamu çalışanlarının ekonomik şartlarının her geçen gün ağırlaştığını belirten Taşkın, dört kişilik bir ailenin yoksulluk sınırının 115 bin lirayı aştığını söyledi.
Temmuz zammıyla birlikte en düşük memur maaşının yaklaşık 75 bin lira seviyesine yükselmesine rağmen bunun yoksulluk sınırının oldukça altında kaldığını ifade eden Taşkın, memur emeklilerinin maaşlarının ise açlık sınırına yakın seviyelerde bulunduğunu kaydetti.
Taşkın, "Yapılan artışlar gerçek anlamda bir maaş zammı değildir. Son altı ay boyunca yaşanan alım gücü kaybının eksik bir telafisinden ibarettir" dedi.

Refah Payı Ve Eşel Mobil Çağrısı
Memur ve memur emeklilerinin ekonomik kayıplarının telafi edilmesi gerektiğini vurgulayan Taşkın, hükümete refah payı verilmesi çağrısında bulundu.
Enflasyon farkının tek başına yeterli olmadığını belirten Taşkın, "Üç kuruşluk enflasyon farkıyla memur ve memur emeklilerinin insanca yaşamalarını sağlamak mümkün değildir. Ücretlerin fiyat artışları karşısında erimesini önlemek amacıyla mutlaka refah payı verilmelidir" ifadelerini kullandı.
Taşkın ayrıca, maaşların geçmiş enflasyon verilerine göre değil, gerçekleşen aylık enflasyona göre güncellendiği eşel mobil sisteminin hayata geçirilmesi gerektiğini belirterek, bu uygulamanın çalışanların alım gücünü koruyacak en etkili yöntemlerden biri olacağını sözlerine ekledi.





