Din, en çok vicdani ve ahlaki açıdan çökmüş, hiçbir değer sistemini tanımayan, acımasız, sert, vahşi olan kişi veya kişiler için lazım ve gereklidir.
    Bu tür insanlara ki, bir tür canlı sınıflaması yapılsa, eminim ki mecbur kalmadıkça yani ancak avlanmak ya da kendisini savunmak için başka bir canlıya zarar veren hayvanatında, nebatatın da oldukça altında bir yerlerde ancak yer alabileceklerini rahatlıkla görebiliriz.
    Evet, evet, iki ayaklı, iki gözlü, iki kulaklı olan size, bana şekil olarak, dış görünüş olarak benzeyen ama ne sizin ile ne de benim ile uzaktan hiçbir yakından uzaktan ilgisi olmayan yaratıklardan söz ediyorum…
    Doğaldır ki beslenme ve canlı zincirini bozan, bozmaya cesaret edenlere, doğanın daha sert ve acımasız olarak cevap verdiğini defalarca kez gördük, nasıl mı?
    Kocaeli Körfezi’nin içini doldurup üstüne ev yaptılar, deniz kabını tekrar geri aldı, üstünde yaşayanları da sularının içine kattı…
    Yalova’ da müteahhit bozmalarının deniz kumundan yaptıkları, meskenler, iş yerleri, masumların mezarı oldu…
    Dere yataklarını doldurunca su gücünü gösterdi ve TIR’ ları bile denizin içine kadar taşıdı…
    Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, örneklerine Avrupa’ nın hemen her yerinde rastlanabileceği gibi şehirler arası yollarda, yol kenarlarına o bölgenin iklimsel özelliklerine uygun ağaçları 10-20 metrelik mesafelerde diktirdi.
    Bu ağaçları Afyonkarahisar’ a giderken de, Çorum’ a giderken de, Yozgat’a, Yerköy’ e giderken de görmek mümkün…
    Ne var ki, Afyonkarahisar, Çorum yollarında göreceğiniz ağaçların kenarları çapalanır, arazösler ile sulanırken, Yozgat’ a, Yerköy’e, Sorgun’ a giderken olan kısımlar da kendini bilmezlerin yaktıkları anızlar ile yanmış, kavrulmuş, boyunları resmen bükük durumda.
    Tam da yeşermişken, gözlerini dünyaya yeni yeni açmışken 100-200TL’ lik mazot parası için feda edilen bunca emek, zahmet bir de benim umutlarımı yerle bir eden bir kibrit, bir çakmak…
    Ne imiş, sıralamada hayvanın bile altında yer almaması gereken vicdansız, ahlaksız, dinsiz, imansız bir acımasızın çakmağı, kibriti ile yaşamlar yok ediliyor.
    Sonra da din, iman, hak, hukuk dediniz mi mangal da kül bırakmayan, kafirin bile ülkemize yapamadığını, yapan, tarladaki tüm canları yok eden ve sırf iki ayaklı diye kendisine “İnsan” denmesini bekleyen bir yaratık…Yok arkadaş, bu yaratık insan ise ben değilim…
    Men ederim, bu ahlaksız ile vatan düşmanı ile aynı kategoride olmayı.
    Bir de olayın kanaatimce Devlet malına zarar verilmesi boyutu var. Bu yönde bir yasal düzenlemesi yapılması üzere Yozgat Vekillerine açık çağrımdır:
    “Hiç kimse gidip de bir başkasının tarlasının anızını yakmaz. Bu noktada kötü niyet var. Tarlasında yangın çıkanı alacak, yakmadığı, yakamadığı mazotun kat be kat fazlasını ceza olarak kesecek bir kanun çıkaracaksın.Bak bakalım, seneye bir daha böyle, en hafifi ile vicdansızlığı yaşar mıyız, yaşamaz mıyız?”
    Ya da her türlü yardımı yapan Devletimiz anız sürülmesi için bir yardım parası verip bunu denetleyemez mi?
    Yok Devlet’ te buna üstü kapalı (Zımni) olarak göz yumuyor, göz kırpıyor ise artık o kadarını bilemem…!