Ünlü bir futbolcu karısını öldürmekle suçlanıyordu. Futbolcu yakalanmıştı.
    Ama karısının cesedi orta...da yoktu. Duruşma Amerikan filmlerindeki gibiydi. Futbolcu sanık sandalyesinde oturuyordu.
    Kucak dolusu parayla tuttuğu avukatı jüriyi... ikna etmeye uğraşıyordu:
    \"Sayın jüri üyeleri, müvekkilimin suçsuz olduğuna yürekten... inanıyorum. Buna az sonra sizler de inanacaksınız. Neden mi? Bakın, şimdi 1\' den 10\' a kadar sayacağım ve müvekkilimin öldürdüğü iddia edilen karisi bu kapıdan içeri girecek... 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10...\"
Bütün jüri kapıya döndü. Kimse girmedi içeri. Avukat bir savunma dahisiydi, öldürücü hamlesini yaptı :
\"Bakın, siz de kadının öldüğüne inanmıyorsunuz. Çünkü hepiniz içeri girecek diye kapıya baktınız. İşte kararı buna göre vermenizi talep ediyorum.\"Ancak jüri ünlü futbolcuyu suçlu bulduğunu bildirdi ve dava bu şekilde sonuçlandı. Mahkeme çıkışında avukat, bayan jüri başkanına yaklaştı :
    \"10\' a kadar saydığımda siz de diğer üyeler gibi kapıya bakmıştınız. Neden böyle bir karara imza attınız?\"\"Doğru\" dedi jüri başkanı; \"Ben de kapıya baktım, ama müvekkiliniz kapıya bakmıyordu!..\"
    Bakış açınızı ne kadar geniş tutarsanız, doğruya ulaşmanız o kadar hızlı olur.
En iyi analist herkes bir noktaya bakarken, o noktaya yönelen bakışları izleyen kişidir...
DOĞRU SÖZE NE DENİR..?
    Bir gün Sultan İbrahim Edhem sarayında oturmuş, görevlileri de huzurunda saf kurmuşlardı. Derken eli...nde keşkül ve asâsıyla bir derviş çıkageldi. Saraya girmek istiyordu.
    Görevliler sordular:
    -İhtiyar, nereye gidiyorsun?
    -Bu hana gitmek istiyorum.
    - Burası han değil, Belh sultanının sarayı.
    ...- Hayır, handır.
    Sultan konuşmaları duyunca dervişi yanına çağırdı.
    - Ey derviş! Burası benim sarayım. Neden han diyorsun buraya?
    - Ey İbrahim! İzin verirsen sana birkaç soru soracağım. Bu saray ilk önce kimindi?
    - Dedemin.
    - Deden ölünce kime kaldı?
    - Babama.
    - Baban ölünce kime kaldı?
    -Bana.
    - Sen ölünce kime kalacak?
    - Oğluma.
    - Ey İbrahim! Birinin girip birinin çıktığı yer han değil de nedir?