Daima; “Allah’ım! Göz açıp kapayıncaya kadar olsun beni nefsimle başbaşa bırakma” diyerek dua eden peygamber Efendimizin “Küçük cihaddan, büyük cihada döndünüz.” şeklindeki ifadesiyle dikkatimizi çektiği nefis mücadelesi, elbette ki en zor cihadıdır. Biz islamı yaşamazsak, bu dinin uğrunda nasıl çalışabiliriz?
    Cihadın en büyüğü en büyük düşmana karşı yapılandır. “Bizim en zararlı düşmanımız nefsimizdir” hadisi şerifi bu büyük düşman, “nefis”olarak belirler. Savaşa gitmek gibi, tebliğ yapmak içinde öncelikle nefsin mağlub edilmesi gerekir. Nefisle cihad, gerçekten en önemli cihaddır. Her anımız bu cihadla geçen. Bir anık gafletimiz bize çok panalıya mal olabilir.
    İçinde bulunduğumuz ortam ve şartlara göre cihad görevlerimizi yapabilmek için de kültürlü insanlar ve İslam bilginleriyetiştirmeye çalışmak, çeşitli dergiler ve gazeteler çıkarmak ve bunları yaşatmak,islamı güzel anlatan eserler yayımlamak, sohbet, ders, seminerve konferansla düzenlemek mecburiyetindeyiz. Çeşitli hayır kurum ve kuruluşlarında görv almak, çalışmalarımızla çevremizi bu çeşit faaliyetlere ortakk ettirmek vb hayır yollarını kullanmalıyız.
    Bu tür görevlerimizin yanısıra, başka bir cihad şekli daha vardır ki,oda şu hadis-i şerifin çizdiği doğrultuda gayret harcamak gerekir: “Sizden her kim bir kötülük görürse eliyle değiştirip düzeltsin buna gücü yetmezse diliyle, buna da gücü yetmezse kalbiyle buğzetin kibu, imanın en zayıfıdır. Yani bu hadis-i şerifsizden biriniz çirkin bir davranış, zararlıbir iş görürse onu bizzat düzeltsin.
    Buna gücü yetmezse (sözlü ve yazılı olarak) mücadele versin. Buna da gücü yetmezse (nefret beslesin) kişinin kalbiyle mücadele görevini yapması ise imanın en zayıf haline belgedir, demektir.
    Diğer bir Hadis-i şerifte de efendimiz (S.A.V.) “işin başı İslam direği namaz, zirvesi cihadıdır buyurmuşlardır.