Senelerdir bu sektörde olmama rağmen daha önce hiç bir yerde köşe yazmadım. Bu benim ilk deneyimim, ilk heyecanım.
    İlk ama son olmayacak, artık burda bu köşede dilim döndüğünce yaşadıklarımı, daha doğrusu Yozgat'ta yaşananları Yozgat'lılının yaşadıkları olacak bu köşede. Yazdıklarıma kimse darılmayacak kimse küsmeyecek. Kimi zaman şahıslar söz konusu olacak kimi zaman kurumlar sadece doğrular olacak. Belki hüzünlendirecek belkide güldürecek. Çoğu zaman ağlanacak halimize güldüğümüz gülecek halimize ağladığımız olmuştur. Burda bu köşede farklı duygular olacak aynı yazıya kimimiz gülecek kimimiz ağlayacağız. 
2010 yılı benim için İlkler yılı
    Dediğim gibi bu benim ilk deneyimim İlk heyecanım. Senelerdir bu sektörün içindeyim fakat hiç köşe yazısı yazmadım. Matbaa'da senelerce çalıştım mürekkep kokusunu teneffüs ettim. Matbacılık mesleğine başladığım ilk zamanlar abilerim bana bu kokuyu alan birdaha bu kokudan kurtulamaz derlerdi. Alışkanlık haline geliyor. Çoğu kişi matbaa kokusuna dayanamaz. Matbaada fazla kaldıklarında müthiş bir baş ağrısına maruz kalırlar. Matbaya gelen müşteriler kokudan rahatsız olurlardı, “Burda nasıl duruyorsunuz”, derlerdi. Bilmezlerdi biz o kokusuz bir hiçiz o kokusuz yaşayamayız. Yıllardır bu hamurda yoğrulduktan sonra matbaacılığı bırakıp gazeteciliğe  geçiş yaptım.
    İlk muhabirlik deneyimim, İlk köşe yazısı deneyimim ve İlk babalık deneyimim.
    Evet ilk babalık deneyimim, dediğim gibi 2010 yılı benim için ilkler yılı 4 Eylül'de dünyalar tatlısı bir kızım oldu. Allah'ıma şükürler olsun sağlıklı. Baba olmak bambaşka bir duyguymuş. Eskiden bir çocuk görsem sadece bakardım maşşallah der geçerdim. Şimdi bir Baba olarak bakıyorum ve bu duyguyu sadece Anne ve Baba olanlar bilir. Açıkçası hani derlerya anlatılmaz yaşanır. İşte bu duygu öyle bir duygu. Allah'u teala tüm çiftlere çocuk sahibi olmak isteyen herkese bu duyguyu tatmayı nasib etsin inşallah.
    Bana bu fırsatı veren İlk köşe yazımı yazmamı sağlayan Mükremin Kayhan'a ve bana yardımcı olan muhabirlik yapmamı sağlayan Seda Erkılıç'a Tarık Yılmaz'a ve Erhan Kayhan'a teşekkür ediyorum.
    Bir dahaki köşe yazımda buluşmak dileğiyle Allah'a emanet olun.