2012\' in ilk saatlerinde bu satırlarımı okuyacak siz İLERİ Gazetesinin sadık dostları;
Yeni yıl.
Tertemiz bir sayfanın açılması anlamına geliyor. Bu nedenle umut, sevinç ve heyecanla bekledik 2012\' yi, o da geldi.
2011\'den böyle çar çabuk, bir çırpıda kurtulmak mümkün mü?
Tortularını, birikimlerini taşıyacak şüphesiz…
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül bile sordu: 5 Yıl mı yoksa 7 yıl mı görev yapacağım diye?
Leyla Zana denilen vekil, Kürt Rudaw adlı internet sitesinde çok tartışılacak açıklamalarda bulundu. İşte Zana\'nın o sözleri: Kürt sorunu çözülmedikçe Türkiye\'de umut kalmayacağını ve özerkliğin dahi yeterli olmadığını söyleyen Zana,\"Yeni anayasada Kürtler için bireysel haklar olacağından söz ediyorlar. Biz de onlara, bireyler olmadığımızı, bir millet olduğumuzu söylüyoruz. Biz bir millette olması gereken hakları istiyoruz. Türkiye\'deki bazı Kürtler özerklik istiyor. Mesele şu: 20 milyon Kürt\'ten kaç tanesi özerklik talebinde bulunuyor? Bu konu da tartışılmalı. Bana kalırsa Kürtler kendi kaderlerini kendileri tayin etmeliler. İşin başında özerklik istediğimiz doğrudur; ama bugün Türkiye\'deki Kürtler, özerkliğin yetersiz olduğunu düşünüyor.\"
Devlet kur kurabilirsen. Buna karışmayız ama bizden toprak istiyorsan bedelini ödemek zorundasın.
Bedelini merak mı ediyorsun?
Biz bu toprakları kan dökerek aldık, hazırsan buyur, anlarsın ya …
Nereden bu kadar yüz bulduğuna bir göz atacak olursak, aklıma hemen şu meşhur fıkra geldi:
“Köyün yakınlarında kamp kuran gençler, güneş doğmadan öten horozun sesiyle uyanmaktan pek hoşnut kalmazlar. Birinci gün şaşkınlık, ikinci gün öfke derken, üçüncü gün horozdan kurtulmaya karar verirler.
Vadesi dolmamış olacak ki gençler onu yakalamadan horozun sahibi duruma el koyar.
Gençleri dinleyen adam, sorunu kendi yöntemleriyle halledeceğine söz verir ve bizimkileri başından savar.
Horoz bu. Ötmek hayvanın doğasında var.
Gençler onun tembih veya tehditle susturulabileceğine inanmasalar da yapabilecekleri fazla bir şey de yoktur.
Ertesi gün horozun ötmesini merakla beklemelerinin nedeni, horoza söz geçmeyeceği kanaatleri mi, yoksa haşlama horoz düşleri mi bilemem, o sabah horozun sesi sedası çıkmaz.
Merakla köye koşan çocuklar, horozun yine azimle ötmeye çalıştığını, fakat, gak-guk etse de o tiz perdeye bir türlü çıkamadığını görünce hayli şaşırırlar.
Köylünün çözümü basittir.
-Arkası sağlam olmayanın sesi o kadar gür çıkamaz evlat! der, gülerek.
-Bakmayın onca yaygarasına. Bizim horozun arkası bir damla zeytinyağıyla darmadağın şimdi.”
Tekrar soruyu baştan alalım öyleyse böyle horozlananların arkasında kim var ki?
Doğalgaz ve elektrik zamları, trafik cezaları her gün açıklana açıklana Yeni Yıl\' a giriyoruz, neden mi? Memura % 3, vekillere ise % 100 zammı karşılamak için olsa gerek…
2012 Temmuz\'unda AB dönem başkanlığını devralmaya hazırlanan Rum Yönetimi, \'Avrupa Ordusu\'nun komutasını altı ay önce üstlenecek. AB ile NATO nezdinde girişim başlatan Türkiye\'nin, asker ve polisini geri çekmesi gündemde…
Hazırlanan Anayasa Taslağı ile ilgili Sivil Toplum Kuruluşlarının hiç birinden öneri alınamamış… Hatta TESK açık seçik olarak tepelerinde sallanan Demokles\' in kılıcı olan Ergenekon ve diğer davalarda yargılanmamak için “HAMUŞ” u yani “SUSMAYI” tercih ettiklerini açıklamış.
Daha bir sürü tortuyu yanımızda taşıyacağız 2012\' ye…
Bu durumda 2012\' den neler bekliyor, umut ediyoruz?
Yargı zulmüne tabi oldukları her geçen gün tekrarlanan kişilerin tutuksuz yargılanmak üzere salıverilmelerini,
2013\' e yepyeni bir Anayasa ile “Merhaba” demeyi,
Cumhurbaşkanlığı seçimlerini yapabilmeyi,
Kadına karşı şiddeti önlemek için Şefkat - Der\' in yaptığı gibi silah tedarik etmek yerine, Fatmagül\' ün Suçu Ne?; Adını Feriha Koydum; Öyle Geçer Bir Zaman ki; Bir Çocuk Sevdim gibi dizilerin sayısının azaltılmasının daha doğru bir yol olduğunu kabul etmeyi,
Barış, huzur ve sükûn içerisinde yaşayabileceğimiz bir Türkiye\' yi istiyor ve bekliyoruz…