Müşrikler Peygamber (sav) i aramaya başladılar ve o zamanın en iyi iz takipçisini tutarak aramaya koyuldular. Sevr mağarasının ağzına kadar geldiler. Ancak Cenabı Allahın izni ve yardımıyla mağaranın ağzında Mugaylan Ağacı dikiliverdi. Mağaranın ağzına örümcek ağ ördü. Mağaranın ağzını kapattı ve ağ tozlandı yıllar önce meydana gelmiş gibi bir hal aldı. Bir çift güvercin mağaranın eşiğinde girişinde yuva yaptı. Yumurtladı ve üzerlerine oturdu. İz takip edicilerden meşhur olan Ebu Gurz  lakabı ile bilinen Kaif  adındaki izci müşriklere ancak buraya kadar gelmişler ve daha ileride gitmiş olamazlar dedi.
Ancak müşrikler ona sen ihtiyarladın yaşlandın bunadın. Şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki: Muhammed (sav) dünyaya gelmeden evvel örümcek ağını buraya örmüştür dediler ve geri döndüler. Ancak o esnada müşrikler mağaranın ağzında iken olup bitenlerle ilgili durumu hazreti Ebu Bekir de şöyle anlatır. Biz mağarada iken müşriklerin ayaklarını görüyordum. Onlar bu sırada başlarımızın üzerinde idiler. Ey Allahın Resulü dedim. Onlar ayaklarının aşağısına bir bakacak olsalar bizi mutlaka görürler dedim. Bunun üzerine Ey Ebu Bekir buyurdular. Üçüncüleri Allah olan bu iki kişi hakkında sen ne zannediyorsun.Hüzünlenme Allah bizimle beraberdir.(Kutubi Sitte:16/5776)
Mağarada üç gün saklandıktan sonra yola koyuldular. Yolda onlara Süraka Bin Malik yetişdi ve Hz. Peygambere saldırmak için yaklaştığında Allahın izniyle atının ayakları kuma gömüldü. Peygamberimizden el-aman istedi ve kurtulunca da tekrar saldırdı, bu üç defa tekrarlandı ve her seferinde de atının ayakları kuma gömüldü. Üçüncüde verdiği sözü tutarak oradan ayrıldı ve ondan sonra gelenlere de yolda kimseyi görmedim geri dönün dedi ve geri çevirirdi. 
Peygamber (sav) Medine ye doğru yol alırken Kadid Mevkiinde bulunan ve Ümmü Mabed e ait bir çadıra denk geldi. Ondan ücret karşılığında yemek ve süt istediler. Kendilerine bu senenin kurak geçmesi nedeniyle kıtlık yaşadıklarını çadırda kendilerine verecek yiyecekleri olmadığını olsaydı ücretsiz vereceğini söylediler. Bu sırada Hazreti Peygamber çadırın kenarında zayıf bir koyunu görüp ve bunun sağılması için izin istedi. Ancak çok zayıf olduğunu süt vermesinin mümkün olmadığı kendilerine söylenince, Buna rağmen izin istenildiğinden dolayı Hazreti Peygambere izin verildi. O yüce peygamber besmele getirerek mübarek elleriyle koyundan süt sağmaya başlayınca memeler süt doldu  ve kendilerinin ihtiyacı yanında çadırdaki tüm kaplar süt dolduruldu ve bir rivayete göre de tam 28 yıl bu koyun gece ve gündüz süt verdi.
Peygamber (sav) in hicret yolculuğu tam 10 on gün sürdü. Yolda Ranuna Vadisi’ ne gelince İslam tarihinde ilk Cuma Namazını kıldı. Kuba Köyüne geldiğinde de İslam tarihindeki ilk mescidi Kuba Mescidi ‘ni inşa etti.  Kuba Mescidinin inşaatında bizzat kendileri çalışdı. Kuba,  Kuranda takva üzere bina edilen mescid olarak zikredilir. Medine halkı Peygamberimizi sevinçle ve coşkuyla karşıladı. Hazreti peygamber vefat edinceye kadar da Medine de kaldı.
İslami manada Hicret; Allah ve Resulü yolunda, nefsin bütün arzularından feragatin ifadesi olmaktadır. Bir müminin fitne ve küfür beldesinden, dini akide ve amellerine izin verilmemesi sebebiyle, dini yönden emin olabileceği bir yere göçmesidir. Nefsin tamah ettiği, bağlandığı, vatan, yurt, aile, mal, dünya nimetleri ve hatıralarından vazgeçerek, Allah’ın rızasını kazanmak için Allah’ın emirlerini tercih etmek demektir. 
Hicret; terim olarak genelde gayri müslim ülkeden (darul-harp), İslam ülkesine göç etmeyi, özelde ise, Hz. Peygamber (SAV)’in ve Mekkeli Müslümanların Mekke’den Medine’ye göç etmesini ifade eder. Medine’ye göç eden Müslümanlara “Muhacir”, Hz. Peygamber ve muhacirlere yardım eden Medineli Müslümanlara da “Ensar” denilir.
Hicret; Allaha ortak koşanlara karşı müminlerin açtığı çetin mücadelenin bir çıkış hareketi ve zaferidir.